Tebrikler... İSKİ Genel Müdürü görevden alındı.
Minik Dilara’nın inanılmaz ölümüne neden olan inşaatı yapan firmanın iş akdi feshedildi. Bununla yetinilmedi firma iki yıl kara listeye alındı.
Tekrar tebrikler.
Yıllardır ilk kez böyle vahim bir olayın sorumluları anında cezalandırıldı. İş şimdi yargıda. Bakalım orası ne diyecek?
İyi hoş da tüm bunlar olurken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı neredeydi acaba?
Gazete haberlerinden ve Başbakan’a yakın olan yazarlardan öğrendiğimize göre bunların yapılmasını isteyen bizzat Başbakan Erdoğan.
Merak ediyorum, Erdoğan Kadir Topbaş’a telefon edip de “gereğini yapın” demeseydi acaba ne olacaktı?
Kadir Topbaş, dün yine kameraların karşısına çıkıp da göğsünü gere gere aldıkları kararları açıklayabilecek miydi?
Mümkün değil.
Çünkü görevden alınan İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur Topbaş’ın değil Tayyip Bey’in yakını. Topbaş, eğer Başbakan’dan talimat gelmeseydi, Çodur’un kılına bile dokunamazdı. Zaten dokunabilecek olsaydı Başbakan’dan talimat gelmesine bile gerek kalmadan bu işi yapardı.
Yine söylüyorum. İSKİ Genel Müdürü’nün görevden alınması, sorumlu şirketin kovulması ve kara listeye sokulması alkışlanacak bir operasyondur.
Ama burada da siyaset devreye girmiş, belli ki Tayyip Bey ve kurmayları seçim öncesi kamuoyundan prim toplayacak bir işe imza atmışlardır.
Bunu şunun için rahatlıkla yazıyorum. Bir Başbakan kendi partisinden olan bir Belediye Başkanı’na uyarıda bulunabilir, hatta alacağı bir karar konusunda rahat haraket etmesini sağlayabilir.
Ancak eğer kimi gazete yazarlarını arayıp “Birazdan gereken yapılacak” diye haber veriyorsa bunda iyi niyet aramak mümkün değildir.
Başbakan İstanbul’da medyada gelen üzücü bir olayı şahsi şovu haline çevirmeyi becermiştir.
Minik Dilara’nın ailesi Kadir Topbaş’ı başsağlığı için bile evine sokmazken, Başbakan’ın telefonunu yürek ferahlatıcı bulmuştur.
“Başımıza icat çıkarın”
Son zamanlarda en keyif alarak izlediğim programlardan biri Çarşamba akşamı Kanal D’de yayınlanan Genç Bakış oldu. Üçü geçiyordu galiba bittiğinde, ama hiçbir yorgunluk hissi duymadan başında kaldım ekranın.
Famelab 2007 adlı bir yarışmanın ilk ekran ayağıydı bu program. Alışmış olanlar için söyleyeyim, tıpkı Popstar yarışması gibi. Ama hani “nitelik yok” diye eleştiriyoruz ya, işte bu niteliklisi.
Adaylar üç dakika içinde, topluma yarayacak bir bilimsel projeyi herkesin anlayacağı biçimde anlatıyorlar. Jüri de puanlama yapıyor. Sonuçta 23 adaydan 10’u finale kaldı. Finale kalanlar 23 Mart’a kadar projelerini ve sunumlarını geliştirip tekrar yarışacaklar. Birinci olan ise Haziran ayında Londra’da yapılacak uluslararası yarışmada Türkiye’yi temsil edecek.
Yarışmayı “pop star” benzetmesi yaparak tanıtmam bazılarını kızdıracaktır biliyorum. Ama lütfen kimse kızmasın. Keşke bu nitelikli yarışma o pop star yarışmalarının arasında kendine yer bulabilse ve haftalarca sürse.
İnsanlar tüm toplumun yararına olan buluşlarını üstelik herkesin anlayabileceği bir dille sergileyebilse.
Programın sonunda jüri üyelerinden Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün çok güzel bir söz söyledi. Türkçede olumsuz kullanılan bir söz vardır. Aman başımıza icat çıkarma derler. Ama siz tam tersine ne olur başımıza icat çıkarın. Biz bunlardan yararlanalım ve size destek olalım.
23 Mart’taki finali kaçırmayın derim. Bir de Kanal D yönetimi hiç olmazsa bu final gecesini biraz daha erkene alamaz mı?
Avara kasnak
Başbakan Erdoğan’ın kendisini eleştirenlere cevap vermek için “Avara kasnak gibi takılıyorlar” demesi bana çok ilginç geldi. Bu yaşımda şu avara kasnak lafını hep duyarım da tam anlamını bir türlü bilemem.
Sözlüğü açıp baktım. Şöyle diyor avara kasnak için: Kasnağın bulunduğu bir mekanizmada bir kasnak tahrik edilen, biri tahrik eden ve sonuncusu bu üçgenden kaçarcasına kayışı geren avara kasnaktır. Halk arasında avare kasnak olarak da söylenir.
Yine pek anlamış sayılmam.
Gelelim yine Tayyip Bey’in bu sözü söyleme gerekçesine ve sözün devamına.
Başbakan biliyorsunuz eleştirilmekten çok hazetmiyor. 28 Şubat’ın yıldönümü nedeniyle bazı yazılanlara ve televizyonda yayınlananlara kızmış. Onu kastediyor. Diyor ki “Bunların aklı fikri başka yerde, bugün 1 Mart, dün 28 Şubat’tı. Baktım bazı televizyonlar bunların tartışmasını yapıyordu.”
İyi de Tayyip Bey karıştırıyor galiba. Çünkü gazetelerde yazılanlar, televizyonda tartışılanlar AKP’nin veya Tayyip Bey’in aleyhine değildi ki. Tam tersine bunların hepsi 28 Şubat eleştirileriydi. Yani Tayyip Bey’i iktidara getiren süreci anlatıyorlardı.
Ayrıca Tayyip Bey belki ikidebir 28 Şubat’ın adının geçmesine kızıyor ama, açıp kendisini çok destekleyen siyasal İslamcı yayın organlarına baksın. Bu medyada günlerdir 28 Şubat’ın rövanşını alır nitelikte yorum ve görüşler çıkıyor. Avara kasnak gibi kim oluyor anlayan beri gelsin.
Bir yılın uyarıları
Aralarında Hurşit Tolon gibi emekli askerlerin, Kamran İnan gibi siyasetçilerin, Mehmet Haberal gibi bilim adamlarının bulunduğu Diyalog Grubu kuruluşunun birinci yılını kutladı hafta sonunda.
Türk halkını laik ve demokratik Cumhuriyetin temel ilkeleri altında toplanmaya çağıran Diyalog Grubu birinci yıl nedeniyle yayınladıkları bir açıklama ile bazı saptamalarda bulundular. Bunları aktarmak istiyorum:
- Türkiye bir yıl öncesine göre daha kötü.
- Cumhuriyetin erozyona uğratılması sürüyor.
- Dış tehditler artıyor, tepkisizlik ise düşündürüyor.
- Hükümet teröristler ve arkasındaki güçlerle görüşmeyi düşünebiliyor.
- Hrant Dink cinayetinin ardından sergilenen manzara düşündürücüdür.
- AB ile ilişkilerimiz fiilen dondurulmuş bulunmaktadır.
- Kıbrıs sorunu çözülemez hale getirilmiştir.
- Cumhuriyet en tehlikeli dönemini yaşamaktadır. Milletimiz vatana sahip çıkmalıdır.

