Öyle sanıyorum ki, Fenerbahçeli olmayanlar “vay yine mi fanatik Fenerlilik yapıyorsun” diye tepki göstermişlerdir bile daha başlığı okur okumaz.
Hemen söyleyeyim, bu fikre katıldığım gibi, önerinin çok iyi bir Galatasaraylı’dan geldiğini de söylemeliyim.
Başbakan’ın federasyona getirdiği isimler biliyorsunuz işleri yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.
Şimdi yeni bir arayış var. Örneğin Şenes Erzik ismi geçiyor ama kabul etmediği belirtiliyor. Başbakan da görüştü kendisiyle keşke olsa ama kabul etmiyorsa vardır bir bildiği.
Gördüğüm en güçlü aday Mehmet Atalay. Şu anda Basın İlan Kurumu’nun başında Atalay ama uzun yıllarını spora vermiş bir isim.
Tayyip Erdoğan’ın kendisini tercih etmesi ihtimali büyük.
Buna karşı, şike davası nedeniyle Türk futbolu öyle bir tehlikeli eşiğe geldi ki, artık burada siyasi tercihler, iktidar partisinin futbolu da tamamen kendi kontrolünde tutması arzusu tamiri mümkün olmayacak hasarlara neden olabilir.
Galatasaraylı dostum “Krizi atlatıncaya kadar federasyonun başında FİFA ve dünya futbol çevrelerinde tanınan, sözü geçen bir isim oturmalı. Erzik kabul etmiyorsa bu iş için en uygun isim Ali Şen’dir” dedi.
Ali Şen’in Neuchatel olayındaki katkılarını unutmadıklarını söyleyen Galatasaraylı dostum “Futbol dünyasında işler biraz da bu tür dostluklarla ve kulis faaliyetleri ile dönüyor, Ali Şen bu iş için biçilmiş kaftan” diye konuştu.
İşin aslına bakarsanız Ali Şen gerçekten içine düşülen krizi çözebilir. Konuşma ve ikna yeteneği, futbolun uluslararası hukuku konusundaki bilgisi, kriz yönetmekteki becerisi ile bu işin altından kalkabilir.
Hatta krizi çözdükten sonra “Bu kadar, bana müsaade” de diyebilir.
Ali Şen adı tartışmalara neden olabilir elbette.
Ancak diyorum ki “Türk futbolu büyük açmazda. Bunun da ötesinde Türkiye’deki tüm takımlar ve Milli Takım 5-8 yıl arası her türlü uluslararası kupalardan mahrum bırakılabilir. O halde çok hızlı ve akılcı düşünmemiz gerek. Amaç Türk futbolunu kurtarmaksa herkes üzerine düşeni yapmalı.”
Elbette Ali Şen karakteri gereği sert ve bağımsız davranabilir. Başbakan bundan tedirgin olabilir. Ama Ali Şen işini bilen biri olarak Başbakan’la arasını bozmadan ve onu da ikna ederek bu işi başarabilir.
İşte bu haftanın fıkraları
Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla keyifli bir hafta sonu dilerim.
İtalya’da batan gemi geyikleri
İtalyan seyahat gemisini en hızlı nasıl terk edersiniz?
Kaptanını takip edin.
İtalyan seyahat gemisi ile İtalyan ekonomisi arasında ne fark vardır?
Yoktur.. İkisinin de dibi deliktir.
Kayıp telefon
Havaalanındaki temizlik firmasında çalışan kız, bekleme salonunda bir cep telefonu bulmuş, telefon çalınca “Arayan mutlaka sahibini tanıyordur” diye açıp “Alo” demiş ama cevap alamamış. Telefon biraz sonra yine çalmış, bir başka kadın temizleyici denk gelmiş, o telefonu açıp “Alo..” demiş, yine cevap yok ama telefon 3. kez çalınca bu sefer bir erkek işçi telefonu açıp “Efendim? Buyurun ben Mehmet” demiş cevaben. “Mehmet..” demiş telefondaki kadın sesi bu sefer cevap vererek, “Bana bak Mehmet. Kocam nerede? Adi herifin birlikte olduğu o iki şıllık kim? Beni ekmeler, birlikte seyahatler falan değil mi? Yemez!”
Mitolojik
- Kocanla evliliğin nasıl gidiyor?.. Mutlu musun?..
- Hayatım inanamazsın, kendisi aynen tarihteki ‘mitolojik bir karakter’ gibi..
- Hiii, Apollon, Zeus falan gibi mi yani?
- Yok.. Yunan mitolojisinde ‘yarı insan yarı hayvan’ yaratıklar var ya.. Aynen o işte.
Ruh ikizi
Kızımla büromuzda sohbet ederken bir ara “Bizim jenerasyon çok şanssız..” dedim, “Üniversitede, bizim sınıftaki herkes sanki mecburmuş gibi birbiriyle evlendi.. Ben de anneni orada seçtim.” Kızım, “Ne güzel baba..” dedi, “Okuldan mezun olunca kimseyi bu kadar yakından tanıma şansın olmazdı ki.” Ben de “Tamam da kızım ben daha ‘ruh ikizimi’ bulamadan hemen evlendim.. Bulmam lazımdı..” dedim. “Öf baba” dedi kızım sinirlenerek, “Sen ‘ruh ikizini’ değil de sanırım yaşın itibarı ile ‘Rus İkizini’ arıyorsun.”
Tek kolla
Delikanlı arabayı kullanıyor. Yanında yeni tanıştığı çok beğendiği kız arkadaşı ile ıssız bir yere gelmişler. Delikanlı direksiyonda önüne bakarken güzel kızın ona bakıp gülümsediğini hissetmiş. Biraz sonra kız ona doğru eğilip, “Tek elle arabayı kullanabilir misin?” diye kulağına fısıldamış. “T.. Tabii...” demiş delikanlı heyecandan ürpererek, “Harika” demiş kız “O zaman lütfen burnunu siler misin? Akıyor da..”
Kule
İki kişilik uçakta pilot kalp krizi geçirip ölünce arka koltukta oturan sarışın “İmdaaat. Pilot öldü düşüyoruz” diye telsizle kuleyi aramış, “Düşmeyeceksiniz bayan” demiş telsizdeki kule görevlisi, “Şimdi dediklerimi harfi harfine yerine getirin. Önce yüksekliğinizi şeklinizi ve pozisyonunuzu bildirin.” Sarışın, “Benim yerden yüksekliğim 1.60” demiş, “Sarışınım, pozisyon olarak arkadaki 2. koltukta dizlerim bitişik bir şekilde oturuyorum.” Kule “Hay Allah.. Anlaşıldı..” demiş, “O zaman benim dediklerimi hemen tekrarlayın.. Eşhedü en laa..”
Mini golf
Biraz uzun boyluyum ya, kısa boylular beni görünce “Çocukluğunuzda basketbol oynadınız mı?” diye hep o saçma sapan soruyu sorarlar. Ben de sinirlenip “Hayır..” derim, “Peki, siz çocukluğunuzda sürekli ‘mini golf’mü oynadınız?”
Doğada
Torunumu ilk defa doğayla tanıştırmak üzere ormana kampa götürdüm. İkimiz ateşin etrafında otururken birden “Dede, tuvaletim geldi..” dedi. “Tamam, hemen git o zaman minik yumurcak” dedim, “Kamp yapmanın en güzel yanı budur işte.. Kendini emniyette hissettiğin her yerde rahatlıkla tuvaletini yapabilirsin..” Gitti, biraz sonra geri geldi, “Tamam dede..” dedi rahatlamış bir şekilde boynuma sarılarak, “Gidip otomobilinin içine yaptım.”
Gani Yıldız’dan
Başbakan, “Devlet laik olur, kişiler laik olmaz” diyordu. “Dindar ve muhafazakâr gençliği” devlet yetiştirecekse “devletin laik olması”ndan nasıl bahsedeceğiz?
Bazı üniversitelerde, üniversiteyi eleştiren öğrenciler uzaklaştırma ve hapis cezası almış. Temel görevlerinin başında öğrencilere eleştirel bakış açısı kazandırmak olan üniversitelerin bu durum karşısında “özeleştirel” olması gerekmez mi?
İktidar, “Ocak sonu itibariyle Van’da çadır kalmayacak” demişti. Yetkilileri tebrik ediyoruz. Çıkan yangınlarda kül olan çadırlara bakarsak sözlerini tutmuşlar!
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Cinsiyet Eşitliği Raporu”na göre Türkiye, 135 ülke arasında 122. sıradaymış. Üzülmeye gerek yok. Hatta “Cinsiyet Eşitsizliği Raporu” yazılırsa “üst sıralarda” olacağımızı düşünüp sevinelim.
Geçtiğimiz yıl ekonominin iddia edildiği kadar kötü gitmediğini anlatan Başbakan buzdolabı satışlarını örnek vermiş, “İçine koyacak bir şey bulamayan buzdolabı almaz” demiş. Elektriksiz köye “yardım” diye çamaşır makinesi dağıtıldıktan sonra bu ülkede her şey olur.
Cumhurbaşkanı Gül, “Basın özgürlüğü kirlenirse hiçbir şey görünmez” demiş. Uluslararası basın örgütlerinin halimizi neden “iyi görmediği” şimdi anlaşıldı.
Umman, Türk yargısını kendine örnek alacakmış. Aldıktan sonra, “derdini ummana dökmeye” hazırlanırsa iyi olur.
Meclis’i koruyan polisler modacılar tarafından giydirilecekmiş. “Askere giydirmek” modayken polisi unutmak olmazdı.

