AKP'ye oy veren bir işadamı

Haberin Devamı

22 Temmuz seçimlerinde AKP’nin aldığı oy ister istemez herkesi şaşırttı. Kimileri istediği kadar “Biz böyle olacağını söylüyorduk” desin, bu sonuçların tüm ülkede hayretle karşılandığı seçimden sonraki günlerde de kendini gösterdi.

Herkes birbirine “İki kişiden biri AKP’ye oy verdiyse, ben vermediğime göre demek ki sen verdin” diye takılıyor hâlâ.

Önceki gün hatırı sayılır bir iş hacmi olan işadamlarımızdan biriyle yemekteydim. Söz siyasete gelince hiç çekinmeden oyunu AKP’ye verdiğini söyledi.

Konuşmamızın bu bölümü şöyleydi:

- Şaşıracaksın ama oyumu kime verdim biliyor musun?

- Tahmin ediyorum.

- Doğru tahmin etmiyorsundur.

- Neden?

- Çünkü senin tahminini tahmin ediyorum.

- DP değil mi?

- Bu sefer değil.

- Anladım, AKP.

- Evet, bu kez öyle oldu.

- Gönlün rahat mı bari?

- Verirken de pek rahat değildi.

- Yani?

- Mecburiyetler beni de itti.

- Nasıl bir mecburiyet ki bu?

- İstikrarsızlığı göze alamazdım.

- Hangi istikrarsızlık?

- AKP yerine CHP-MHP’yi düşünsene.

- Ne olurdu?

- Felaket olurdu.

- Neden felaket olsun ki?

- İki partide seçimden önce ne dedi?

- O kadar çok şey söyledi ki.

- Bugüne kadar yapılan her şeyin tersini yapacaklardı.

- Bunu söylediler mi?

- MHP söyledi?

- Kime?

- Amerikan elçisine.

- Kim söylemiş?

- Devlet Bahçeli.

- Nereden biliyorsun?

- Bir gazetede yazmıştı.

- Peki, CHP söyledi mi böyle bir şey?

- Laf olarak söylemedi belki de..

- Eeeee

- Her şeye karşı çıkıyorlardı.

- AKP gerçekten istikrar mı?

- En azından tek parti.

- Tamam da tek parti her zaman istikrar demek değil ki.

- Öyle de bugüne kadar fena değillerdi.

- İyi ama bak Amerika’da bir rüzgâr esti burası sallandı.

- O hiç iyi olmadı.

- Seçimden önce bu çok söylendi ama.

- Doğru da, dedim ya mecburi hissettim.

- Peki, bu iktidarın istikrarı koruyacağına inanıyor musun?

- İnanmak istiyorum.

- Yani şüphen var?

- Seçimden sonraki davranışlar canımı sıktı.

- Hangileri?

- Cumhurbaşkanı konusunda uzlaşma aramadı.

- Başka?

- Emin Çölaşan olayı, Bekir Coşkun’a söylenen söz.

- Arkası gelir mi diyorsun?

- Bundan korkmuyor değilim.

- Sizin kazançlarda değişiklik olur mu?

- Asıl korkum da bu zaten.

- Ne olabilir?

- Türkiye krize açık bir ülke. Şimdilik Amerika tedbir aldı ortalık sakinleşti gibi.

- Sonra?

- Sonrası ürkütücü işte, demek ki kriz bir daha esmeye başlarsa bu sefer daha fena sarsılacağız.

- Şu andaki gibi kazanamayabilirsiniz yani?

- İhtimal. Ama kriz çıkmazsa yine iyiyiz demektir.

- Peki, bunun hep süreceğini düşünüyor musun?

- Nasıl anlamadım?

- Yani bir yıl ya da iki yıl sonra bu yaşantın aynı kalacak mı?

- Para açısından mı sosyal açıdan mı?

- Paranın iyi olduğunu anladım, sosyal olarak.

- Değişmez herhalde.

- AKP bu sefer çok daha güçlü geldi. Senin yaşam biçimine müdahale edeceğinden endişe etmiyor musun?

- O endişe hep var zaten.

- O halde?

- Buna pek cesaret edemezler sanki.

- Niye edemesinler, her şey ellerine geçiyor.

- Yok yok olmaz, lüksün keyfini aldılar bugüne kadar onlar da vazgeçemezler artık.

- Bakalım, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, gidecek halimiz de yok.

*****

“Burayı da kuruttuk”

Ankara’dan Kadri aradı. Böyle aradığı zaman bilirim ki aklına yine bir cinlik gelmiştir. Nitekim öyleymiş.

“Susuzluktan ölüyoruz” dedi önce. Sonra da “Ankara Ankara olalı böyle susuzluk çekmemişti, çektirenlerden Allah da hesabını sorar” diye ekledi.

Ben de “Hayrola herhalde sadece susuzluktan şikâyet etmek için aramadın” dedim.

“Bak aklıma ne geldi” diye lafa girdi. Sonra sürdürdü; “Bin yıldan fazla bir zaman önce Orta Asya’da yaşıyorduk. İlkokulda sınıf duvarlarımızda asılı olan göç haritalarını hatırla. Oradan tüm dünyaya nasıl yayıldığımız anlatılıyordu.”

Laf uzamasın diye kestim “Tamam, nereye varacaksın?” Kadri “Dur geliyorum işte” dedikten sonra devam etti; “Biz Orta Aya’dan niye göç etmişiz, çünkü kuraklık başlamış. Orada bir iç deniz varmış zamanında ama kurumuş, insanlar aç kalınca da göç etmişler. Nereye gelmişler? Anadolu’ya.”

Laf bitmeyecek galiba diye düşünüp yine araya girdim; “Eeee.”

Kadri gülmeye başladı, “Eeee’si var mı? Koca Orta Asya’yı kuruttuktan sonra sonunda Anadolu’yu da kuruttuk. Ama bu kez göç edecek yerimiz de yok.”

Karşılıklı gülüştük.

*****

YSK kıpırdadı

Seçim sonuçlarının bilgisayarla ileti sırasında hile olduğu kuşkularının yaygınlaşması üzerine şu ana kadar hiç ses çıkarmayan YSK’da ilk kıpırdama görüldü. Başkan Muammer Aydın bazı sandıkların açılarak yeniden sayılması için çalışma başlattıklarını kaydetti. Eğer yeniden sayılan sandıkların sonuçları ile bunların bilgisayar ekranındaki karşılıkları birbirini tutmazsa büyük ihtimalle tüm sandıkların yeniden sayılması yoluna gidilebilecek.

Yeniden sayım sonunda ortaya çıkacak tablo ise çok ilginç bir hukuki tartışmayı başlatacak.

Yeniden sayılan oyların ortaya çıkaracağı tablo şu ana kadar yapılan tüm işlemlerin iptal edilmesiyle yürürlüğe sokulabileceği gibi seçimlerin tekrarı da gündeme gelebilecek.

Sonuç ne olursa olsun seçim gününden bu yana yaşadığımız her şey yok sayılmış olacak. Buna Cumhurbaşkanlığı seçimi de dâhil elbette.

DİĞER YENİ YAZILAR