Başbakan Tayyip Bey erken seçime gideceklerini açıklarken, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi önerisi dışında önemli bir talepte daha bulunmuştu.
Bu da milletvekili seçilme yaşının 25’e düşürülmesinin erken seçimde de uygulanmasıydı.
Çünkü Anayasa’ya göre seçim kanunu ile ilgili bir değişiklik, en erken kanunun çıkmasından bir yıl sonra yapılacak seçimlerde uygulanabiliyor. Eğer seçimler zamanında yani 4 Kasım’da yapılacak olsaydı 25 yaş uygulaması da geçerli olacaktı. Oysa bu tarihten erken yapılacak bir seçimde anayasal süre dolmamış oluyor.
Tayyip Bey de “Madem seçime gidiyoruz bu maddenin de Anayasa’nın ilgili maddesinde bir geçici değişiklik yapılarak uygulanabilir hale getirilmesi gerek” dedi. Nitekim bu konudaki değişiklik Meclis’ten geçti.
Tayyip Bey bu madde ile ilgili gerekçesini söylerken “Gençlere verilmiş sözümüz var. Eğer bu seçimde bunu tutamazsak gençleri umutsuzluğa iteriz” dedi.
Çok doğru. Çok genç yaşta politikanın içinde olmak isteyenlerin bu umudunu kırmamak gerek.
Ancak, AKP çevrelerinden aldığım bilgiye göre Tayyip Bey’in bu konudaki ısrarı sadece bu iyi niyetli gözüken söylemle bitmiyormuş.
60 kadar yaşı 30’un altında genç aday listelerinin hazırlanacağı günü bekliyormuş. Bu gençlerin ortak özelliği ise çoğunun İmam Hatip Lisesi çıkışlı olmasıymış. Bu gençlerin önemli bir bölümünün de Amerika’da eğitildiği söylentiler arasında.
AKP’ye yakın bir isim “Tayyip Bey 2002’de birinci çıkacağını biliyor ama Meclis aritmetiğinin böyle olacağını tahmin etmiyordu. Bu nedenle listelere bulunsun diye yazılan birçok isim milletvekili oluvermişti. Oysa şimdi Tayyip Bey işi baştan çok sıkı tutarak sözünden hiç çıkmayacak ama her biri alanında uzman çok genç bir ekibi Meclis’e taşımak istiyor” dedi.
Eğer Tayyip Bey’in planı işlerse, bir kere çok sayıda milletvekili demek ki aday bile yapılmayacak. İkincisi önümüzdeki dönemde, Amerika’da eğitilmiş, lisan bilen, alanında uzman, laf dinleyen, fişek gibi ama kurşun asker kıvamında genç bir kadro Meclis’te olacak.
22 Temmuz ve 4 milyon kişi
Erken seçimlerin 22 Temmuz gibi hem çok sıcak bir dönemde yapılacak olması endişe yaratıyor. Ancak bu endişelerin odak noktasında pekçok kişinin bu tarihte tatilde olacağı gösteriliyor.
Elbette temmuz ayı çalışanların tatil ayıdır. Programlarını çok önceden yapmış olanlar şimdi telaş içinde. Oy kullanmak için nasıl geri döneceklerini düşünüyorlar.
Demokrasi isteniyorsa elbette insan tatil falan dinlemeyecek ve gelip oyunu kullanacak.
Ancak sorun tatilcilerde değil. Anadolu insanının hayatını kazanmak için sürdürdüğü bir yaşam biçimi var. Milyonlarca insan yılın belli dönemlerinde kitle halinde yer değiştirerek ekmek parası peşinde koşuyor. Örneğin Çukurova bölgesine bu aylarda yüzbinlerce mevsimlik işçi taşınıyor.
Sadece Çukurova değil, ülkenin pekçok yerinde bu böyle. Ayrıca yaşam biçim olarak yaz aylarında bulundukları yerleri bırakıp yaylalara çıkan milyonlar var. Tarım kesiminden aldığım bilgiye göre temmuz ayında en az 4 milyon insan sırf ekmek parası uğruna oturduğu yeri terkedip başka diyarlara gidiyor.
Sanıyorum AKP tarım kesiminden oy alamayacağını bildiği için bu gerçeği saklamaya çalışıyor. Tatilciler de nasıl olsa kendilerinden sayılmıyor. Böylelikle yaklaşık 5 milyon karşı oy çöpe gitmiş olacak diye düşünülüyor.
22 Temmuz bu açıdan bakınca çok sakıncalı değil mi?
Laik-İslamcı
Demokrasiyi sadece AKP’yi desteklemek olarak gören birtakım yalakalar ısrarla Türkiye’nin bir laik İslamcı kavgasına sürüklendiğini iddia ediyorlar. Bu iddia hem çok yanlış hem de bu ülkeye ihanetle eş değerli. Çünkü Türkiye’de bir laik islamcı kavgası da yok böyle bir kutuplaşma da. Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan Türkiye’nin ezici çoğunluğu var. Bir de seçim sisteminin cilvesi sayesinde, toplumda azınlık olan ama Meclis’te olağanüstü çoğunluk sağlayan bir iktidar var. Bu iktidar demokrasiyi yok etmek pahasına, asıl amacına ulaşmak için hem koltuğuna sıkıca sarılmış durumda hem de Türkiye’yi büyük kaosa sürükleyecek planlar içinde.
İktidarın bu tavrı öyle görünüyor ki kendi tabanında bile endişe ile karşılanıyor. Demokrasicilik oynayarak AKP’nin peşine takılan kimi yalakalar “AKP seçimde yüzde 40’ı geçecek” diye halkı ürkütmeye çalışıyor. Böyle olmayacağını aslında onlar da biliyor.
AKP’nin Türkiye’ye yaptığı iyilik
Türkiye Cumhuriyeti bundan 84 yıl önce 29 Ekim 1923’te kuruldu. Ama halk cumhuriyete 14 Nisan’da Ankara’da ve 29 Nisan’da İstanbul’da sahip çıktı.
O günlere kadar Cumhuriyet sahipsiz miydi? Elbette değildi. Ama Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin güvencesini hisseden milyonlar kendilerini rahat hissediyor ve endişe etmiyordu.
Ne zaman ki, iktidarın Türkiye’nin rejimini tamamen değiştirme niyetinde olduğu ortaya çıktı.
Ne zaman ki demokrasiyi amaç değil İslam devletine giden bir araç olduğu anlaşıldı.
Ne zaman ki iktidarın amacına ulaşmak için demokrasiye kurşun sıkmaktan çekinmeyeceği görüldü.
Ne zaman ki, kurnazlığın, popülizmin demokrasi adı altında aslında demokrasiyi yok etmek için kullanıldığı belirlendi.
İşte o zaman dev de uyandı.
4.5 yıldır adeta uyutulan milyonlar öfke ile ayağa kalktı.
Cumhuriyete sahip çıktığını, ondan ve ilkelerinden asla taviz vermeyeceğini, Atatürk’ü vazgeçilmez önder olarak gördüğünü tüm dünyaya gösterdi.
AKP iktidarı, demokrasiyi hiçe sayan, tüm halkı aptal yerine koyan, baskıcı, dayatmacı politikasıyla aslında Türkiye’ye büyük bir iyilik yapmış oldu.

