AKP Türkiye’nin gerçeği ve mecburiyeti değildir

AKP’li olmayan ama tüm tutum ve davranışlarıyla AKP’ye destek veren kesimlerin içinden çıkamadığı temel bir yanlış var

Haberin Devamı

AKP’li olmayan ama tüm tutum ve davranışlarıyla AKP’ye destek veren kesimlerin içinden çıkamadığı temel bir yanlış var.

Bu kesim her nedense, 2002 seçim sonuçlarını yanlış değerlendirerek veya kasıtlı olarak çarpıtarak seçime katılanların yüzde 34’ünün oyunu alan AKP’yi Meclis’te sağladığı yüzde 65’lik gücün tüm Türkiye üzerindeki yansıması gibi görüyor.

Bu temel yanlış, aynı zamanda AKP’yi ve zihniyetini benimsemeyen milyonlarca kişiyi de etkiliyor.

AKP yandaşları medyanın önemli bir bölümünü adeta işgal altında tuttuğu için, son 4.5 yılda yazılanları okuyan, söylenenleri dinleyenler kendilerini farklı bir ülkede yaşıyormuş gibi görüyor.

AKP’nin gücünü en az iki misli gibi gösteren destekler yüzünden milyonlarca insan artık hiçbir güçlerinin kalmadığı, ülkenin elden gittiği hissine kapılıyor.

Oysa bu gerçek değil. AKP bugün medyanın önemli bir bölümünün bilinçsizce, bilgisizce ve dilim varmıyor ama küçük bir kesimin çıkar hevesiyle öyle büyütüldü ki, gelişmeleri sadece bu yolla izleyenler ne yapacaklarını şaşırdılar. Kafalar karıştı, zihinler bulandı.

AKP yandaşı kesimler ısrarla şunu söylüyorlar: “Kardeşim bu Türkiye’nin gerçeği. Bugüne kadar hep baskı altında tutulan Müslüman kesimler artık yönetimde, bunun önüne geçmek mümkün değil. Türkiye bu deneyimi yaşamak zorunda.”

Hayır böyle bir şey yok. Türkiye’de belli siyasi amaçlarla bir araya gelip laik demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerini yok etmeye çalışan marjinal dinci gruplar dışında hiçbir Müslüman baskı ve zorlama altında tutulmadı.

Hiçbir İslam ülkesinde Müslümanlığı özgürce yaşamak Türkiye’deki kadar kolay ve rahat değildir. Sadece Türkiye laik cumhuriyetin sağladığı demokratik ortam sayesinde İslamı da gerektiği biçimde korumakta ve yaşanmasını sağlamaktadır.

AKP’nin Meclis’te yarattığı sanal efekti gerçek sayıp tüm Türkiye’nin bundan böyle AKP safında yer alacağını söylemek, bunu da istikrar olarak sunarak “Bu istikrar bozulursa Türkiye çok zor günler yaşar” kehanetini tek ses olarak dile getirmek bu halka yapılan en büyük haksızlıktır.

Türkiye’de AKP vardır ama bu aynı zamanda Türkiye gerçeği değildir. Ama daha da önemlisi, kimi sözde demokratların yırtınırcasına söyledikleri gibi Türkiye AKP’ye mecbur da değildir.

Öyle ya da böyle iktidardan inmesi, Cumhurbaşkanlığı makamını ele geçirememesi halinde Türkiye’ye hiçbir şey olmayacağı gibi önü de açılır.

Bugün Türkiye’yi gösterişli binaları olan ama halkı bastırılmış bir Arap ülkesi kılığına sokmak isteyenler sözde demokrasi adına baskı ve dayatmalarla iktidarlarını pekiştirmek istemektedir.

Bu çok çaplı oyunu bozacak olan tek güç inançlı Türkiye halkı olacaktır. Bunun böyle bilinmesinde büyük yarar vardır.

***

Gözler bir daha seçilemeyecek milletvekillerinde
Meclis’te şu anda bazı milletvekilleri var ki bir daha asla seçilemeyeceklerini biliyorlar. Bunların bir bölümü listelere giremeyeceğini tahmin ediyor. Bir bölümü ise 2002 seçimlerindeki aynı yere konmaları halinde bile seçilmelerinin neredeyse imkansız olduğunun bilincinde.

Bir ittifak yapmamaları halinde örneğin ANAP milletvekillerinin seçilme şansları yok gibi. Kulislerde bu nedenle AKP’nin gözünün, çoğu zaten kendisinden ayrılmış bu milletvekillerinin üzerinde olduğu konuşuluyor.

Tüm afra tafralara rağmen AKP’nin 367 olayından korktuğu kesin. Hal böyle olunca AKP kurmayları ne pahasına olursa olsun Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk iki turunda en az 367 milletvekilini genel kurulu salonuna sokmak için kolları sıvamış durumda.

Bir daha seçilemeyeceğinden emin olan milletvekillerinin duygusallıklarının(!) körükleneceği söyleniyor. Hatta bazı milletvekillerinin gelen baskılar üzerine duygusal(!) yanlarını ortaya çıkardıkları bile iddia ediliyor.

Ankara siyaset kulislerindeki yaygın inanışa göre AKP’nin 367 sorunu kalmamış bile. Bu nedenle AKP kurmaylarının 367 tartışmalarını gülerek izledikleri ve “O gün gelince sürprizi yaşayacaklar” diye şakalaştıkları bile söyleniyor.

Artık sayılı günlerin sonuna geliyoruz. Hep birlikte göreceğiz Meclis’in duygusallığını...

***

Enflasyon
Türkiye İstatistik Kurumu, enflasyon hesabını yaparken baz alınan bazı kalemlerde oynama yapınca Mart ayı enflasyonu da düşük çıktı. Çok küçük gibi görünen bu fark, ülkeyi yöneten zihniyetin ne olduğunu gösteriyor aslında.

Basit hesap oynamaları ile en rakamları değiştirerek halkı birkaç günlüğüne kandırabilirsiniz ama ya uzun vadede.

Resmi olarak enflasyon rakamını bugünkünden de küçük göstermek mümkün. Peki bunun kime ne faydası var?

Sonuçta halk bakkala, kasaba, pazara gittiğinde cebinden çıkanı bilmiyor mu? Elektrik, su, gaz paralarını ödediği faturalara bakmıyor mu? Bir ay önce aldığı beyaz peynirin şimdi kaça olduğunu bilmiyor mu?

Rakamlarla oynayarak sahte sonuçlar vermek, bununla böbürlenerek oy avcılığına çıkmak, milyonlarca insanı da aptal yerine koymaktır. O aptal yerine konan insanlar, seçim günü geldiğinde sizi ne yerine koyacaklar bunu hiç düşünen var mı acaba?

***

Miting için çıkarılan söylentiler
Ankara’da yapılacak 14 Nisan mitingini önlemek için AKP elinden geleni yapıyor. Öyle sanıyorum ki miting günü yaklaştıkça bu çaba daha da artacaktır. Dün mitinge gimek için hazırlık yapan bazı tanıdıklarımın bundan vazgeçtiklerini öğrendim. Çok şaşırarak nedenini sordum. Dediler ki “Bir sivil toplum kuruluşu ile birlikte gelmeyenleri polis miting bölgesine sokmayacakmış. Oysa biz bireysel olarak katılmayı düşünüyorduk, bu durumda gidemiyoruz.”

Söylediklerine inanamadım. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını, bu mitingin Atatürk’ten laik, demokratik cumhuriyetten ve hukuktan yana olan herkese açık olduğunu, bunu kimsenin önleyemeyeceğini dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Sonra da bu bilgiyi nasıl aldıklarını sordum; söylenti olduğunu söylediler.

Lütfen çıkacak hiçbir söylentiye inanmayın. Kim tavrını ortaya koymak için bir şey yapmak istiyorsa bu mitinge katılsın. Korkmayın, çekinmeyin. Türkiye bu kadar sahipsiz değil.

DİĞER YENİ YAZILAR