AKP Susurluk sendromunda

Haberin Devamı

Susurluk’taki ünlü kaza bundan 11 yıl önce meydana gelmişti. Susurluk Mustafakemalpaşa arasındaki istendiğinde Hava Kuvvetleri’nin acil iniş yapabilmesine imkân sağlayan genişletilmiş karayolunda bir Mercedes benzin istasyonundan çıkan bir kamyonun altına girmişti.
Feci kazada bir polis müdürü, sözde aranan ama el üstünde tutulan karanlık ilişkiler içindeki bir kişi ile bir kadın ölmüş, bir DYP’li milletvekili ise yaralı olarak kurtulmuştu.
Bu kazadan sonra başlayan araştırmalar çorap söküğü gibi gelişmiş ve devlet içindeki mafya tipi örgütlenme açığa çıkmıştı.
Kamuoyunun buna büyük tepkisi olmuştu. Bu tepki giderek tüm halk kesimlerini sarmış ve “Aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleri başlamıştı.
Ancak aynı dönemde kısaca Refahyol olarak tanımlanan Refah Partisi-DYP iktidarı ülkenin başındaydı. Aslında uzun yıllara dayanan “devlet içindeki mafya tipi örgütlenme” ister istemez bu hükümetin hedef tahtası haline getirilmesine de neden olmuştu.
“Aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi “çeteleşmeye” karşı çığ gibi büyürken, işin boyutu bir anda değişti ve bu eylemler “irticaya karşı güç birliği” haline geldi.
Üzerinden bir ay geçtiğinde eylemin başlangıç amacı bile unutulmuştu. Türkiye’nin her yerinden iktidara yönelik protesto eylemleri boyutuna ulaşmıştı.
Şimdi benzer bir durum yaşıyoruz. 13 yiğidimizin şehit edilmesinden sonra Türkiye’nin her yanında “teröre lanet” mitingleri başlatıldı. Bu mitingler giderek iktidarı protesto mitinglerine dönüşüyor.
Ve tam bu sırada Habertürk televizyonu sürpriz bir çıkışla üstelik Milli Takım’la ortak bir şekilde “teröre karşı kahramanca mücadele eden Mehmetçiğe yardım kampanyası” başlattı.
Şu satırların yazıldığı sırada katılımcı sayısı 350 bini geçmişti. Toplanan para ise dolar bazında neredeyse 40 milyon dolar olmuştu.
Televizyonlarda basın toplantıları hariç hiçbir canlı yayına katılmayan Genelkurmay Başkanı da Habertürk’ün yayınına bağlanıp çok ilginç sözler söyledi. Türk halkının bu duyarlılığına teşekkür eden Orgeneral Büyükanıt “Kimse korkmasın, umutsuzluğa kapılmasın, Türk Silahlı Kuvvetleri Türkiye’yi her türlü tehlikeye karşı koruyacaktır” dedi. Burada kastedilen terör olsa bile toplumun önemli bir kesiminin bunu başka türlü algılamasının önüne geçemezsiniz.
İşte AKP iktidarını korkutan budur. AKP kurmayları “teröre lanet mitinglerinin” ve “Türk askerine yardım kampanyasının” bir anda yön değiştirip “iktidara öfke” kampanyasına dönmesinden tedirgin oluyor.
Çünkü iktidar izlediği yanlış politikalar sonucunda PKK terörünü ve bölücülüğü neredeyse “legal” hale getirdi. Kamuoyunun önemli bir bölümünde “AKP iktidarı PKK ile baş edemez, çünkü verilmiş sözler var” yorumu giderek egemen hale geliyor.
Bunun yaratacağı öfkenin önünde ister yüzde 47 ister yüzde 87 oy alın, duramazsınız. O çok güvenilen yüzde 47 bir anda yüzde 4.7’ye iniverir.


*****



İptal edin

Pazar günü bir garip referandum yapılacak. Kimse ne için oy kullanacağını bilmiyor. Sadece AKP teşkilatı kendi tabanına “Bu oylamada evet deyin, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını da onaylamış olacaksınız” propagandasını yapıyor.
Tayyip Bey de “Evet deyin, üç yüz altmış yedi, müç yüz altmış yedi gibi şeylerden de kurtulalım” diyor. Uğradığı hayal kırıklığı nedeniyle demokrasinin sigortalarını bile inkâr edecek hale geldiğinin farkında mı acaba?
Ancak hiç sürpriz olmasın; Yüksek Seçim Kurulu referandumu ileri bir tarihe erteleyebilir. Çünkü bu referandumun yapılması halinde ortaya pek çok ve karmaşık hukuki sorun çıkacak.
YSK önce referandumu erteler, ardından da Meclis “Zaten yeni anayasa hazırlanıyor, artık değişiklik maddelerine ihtiyaç kalmadı” gerekçesiyle referandumu tümden iptal edebilir.
Açıkçası, doğrusu da budur. AKP demokrasiyle bu kadar oynamanın kendini batıracağını da artık görmeli.


*****



Şımarıklık “ŞIp” dİye kesildi

Son seçimlerde yüzde 47 gibi inanılmaz bir oy oranını yakalayan AKP’nin “zafer sarhoşluğu” yavaş yavaş azalıyor. Özellikle ilk günlerdeki “görgüsüzlük” boyutuna çıkan “şımarıklıklar” da pek yok. Hatta 13 yiğidimizin şehit edilmesinden sonra tüm ülke çapında doğan infial bu “şımarıklığın” önünü neredeyse tamamen kesti.
Çok değil 10 gün öncesine kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’ne olmadık hakaretler yağdıran, generalleri aşağılayan, içinde asker geçen her cümleden sonra adeta yerinden hoplayan kimilerinin seslerinin kesildiğini görüyoruz. Hatta öyle ki neredeyse bu tipler herkesten daha fazla asker sevgisi taşıdığını anlatmaya başladı.
Türkiye gerçekten çok ilginç bir ülke. 22 Temmuz seçimlerinde halkın bir bölümü iktidar imkânlarının kendilerine sunduğu avanta sisteminin peşine takıldı. Ev ziyaretleri, verilen hediyeler, yapılan yardımlar halkın gözünü boyadı. Kimileri ise gözü boyanmasa da bu düzeni sevdi ve oylarını esirgemedi. Ama bunu “demokratik siyaset” olarak sunmak isteyen AKP bana göre bir noktayı görmezden geldi. O da Türk halkının tüm benliğini saran vatan sevgisi, millet sevdasıydı.
AKP bu duygunun para ile değişebileceğini hesapladı. Çünkü “globalleşen dünya” bunu gerektiriyordu. Türkiye’de de bu sistem geçerli olabilirdi.
Ama izlediğim kadarıyla, işte Türk halkı “globalleşmeye” bu açıdan uyum sağlayamıyor.
Durum tehlikelidir yani....


*****



Bugün sıkıntılı gün

Tezkere bugün Meclis’te ele alınıyor. Oturum büyük ihtimalle gizli yapılacak. Ancak hafta sonunda yazdığım gibi bugün Meclis çok sıkıntılı bir gün yaşayacaktır.
Şuradan anlayın; tezkerenin görüşüldüğü ve yazıldığı bakanlar kurulu toplantısı 6 saat sürdü. Hükümet kendi arasında bile karar verebilmek için bu kadar zorlandığına göre, siz düşünün Meclis’in halini.
Bu tezkere hükümet için büyük sıkıntıdır. Eninde sonunda bu tezkere Meclis’ten geçecek. Asıl ondan sonrası önemli. Göreceksiniz hükümet askere “sınır ötesi operasyon yapma yetkisini” verirken son derece hasis davranacaktır.
Çünkü askerin bu yetkiyi almasından son derece tedirginler. İnisiyatifin askere geçmesinin iktidarları için büyük tehlike olduğuna inanmaktalar.
Bu yüzden neredeyse tüm dünyaya babalanarak iç politikadaki itibarlarını kurtarmaya çalışıyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR