Son günlerde AKP’lilerle ve AKP’ye yakın çevrelerle çok sohbetim oldu. Bundan edindiğim izlenim özellikle AKP’lilerin kapatma davasının olumsuz biteceği yönünde güçlü kanaatleri olduğu doğrultusunda. Şu ana kadar sadece bir tek AKP’li Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatmayacağını söyledi. Kalanların hepsi “Bu iş kapatmayla biter” görüşünde.
Tabii “Parti kapanmayabilir ama yöneticiler siyasi yasaklı olur” diyenler de var. Demek ki AKP cephesi kapatmaya da başta Erdoğan olmak üzere birçok yöneticinin siyasi yasaklı olacağına da inanmış durumda.
Aynı çevreler Başbakan Erdoğan’ın da bu görüşte olduğunu belirterek “Bu nedenle sürecin çok fazla uzamasını istemiyor” diyorlar.
Peki “sürecin uzaması” neden iyi değil? Erdoğan da kurmayları da çok iyi biliyor ki, eğer kapatma süreci uzarsa AKP yıpranacaktır. Şu anda AKP 330’u aşkın milletvekiliyle tek vücut. Bir iki eleştiri olmakla birlikte henüz dağılma, bölünme tehlikesi pek yok. Ancak kapatma süreci uzarsa, bundan endişe duyacak çevreler AKP’ye el atabilir. Bu da kaçınılmaz sonu hızlandırır.
İşte Erdoğan bu nedenle kapatma sürecinin bir an önce bitmesini istiyor. Hatta ona kalsa kararın hemen yarın açıklanması daha bile iyi.
Çünkü hazırlanan plan şu:
1- Kapatmaya kadar parti tek vücut tutulacak.
2- Kapatma günü hemen yeni bir parti kurulacak ve tüm AKP’liler bu partiye geçecek.
3- Bu partinin başına Erdoğan’ın sözünden çıkmayacak ama grubu da tek parça tutacak biri getirilecek.
4- Yeni hükümeti hemen bu parti kuracak.
5- Hükümetin ilk icraatı boşalacak 40 milletvekili için ara seçim yaptırmak olacak.
6- Erdoğan bağımsız aday olarak seçime katılacak.
7- Yeniden Meclis’e dönen Erdoğan için yeni kurulan partinin milletvekilleri “Erdoğan’ı Başbakan olarak görmek istiyoruz deklarasyonu” yayınlayacak.
8- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Bu Meclis’teki en güçlü başbakan adayıdır” diyerek Erdoğan’ı “Bağımsız Başbakan” olarak atayacak.
9- Erdoğan hızla hükümeti kurup kaldığı yerden devam edecek.
İşte plan bu. Bunun uygulanabilmesi için AKP’nin dağılmaması gerekiyor. Bu planın tutması AKP’ye yeni bir zafer kazandırmış olacak.
Peki AKP’nin bu ince planı tutar mı? Tutması için çaba harcandığı ortada. Ancak eğer sonuç gerçekten AKP’nin tahmin ettiği gibi “kapatma” olursa, bu tür planların da işleme şansının fazla olmadığını tahmin ediyorum. Türkiye bu kadar ucuz kurnazlıklara da teslim olamaz gibi geliyor bana.
Can Paker’in adaylığı
Geçen hafta TESEV Başkanı Can Paker’in evinde Başbakan Erdoğan’a davet verdiğini, bu davete bazı gazetecilerin de katıldığını dünkü Vatan’da okudunuz. Bu yemekli toplantıda, anladığım kadarıyla benim diğer yazıda belirttiğim strateji de konuşulmuş. Dünkü haberle benim yazımı birlikte okursanız bu ortaya çıkacaktır.
Ancak bu yemek haberi bana seçim öncesi duyduğum bir dedikoduyu hatırlattı. Şöyle: Erdoğan 22 Temmuz seçimlerinden önce Can Paker’e adaylık teklif etmiş. Paker biraz düşündükten sonra “Görüşlerimi özgürce söyleyebilecek olduktan sonra neden olmasın” demiş ve teklifi kabul etmiş.
Ancak bu sırada Genelkurmay’ın TESEV’in yaptığı araştırmaları kasıtlı bulan ve eleştiren açıklaması gündeme geliyor.
Bunun üzerine kurmaylarıyla toplanan Erdoğan “Can Bey’e söz verdik. Ancak şimdi aday yaparsak askerin tepkisini çekeceğiz. Artık ne yapalım, bundan vazgeçeceğiz” demiş. Ancak durumu Can Paker’i bildirmek kimsenin aklına gelmemiş. Paker bir süre aday yapılacağını düşünerek beklemiş.
Kask takmak
Türkiye’nin en önemli yazarlarından Fikret Otyam’ın başı Antalya Emniyet Müdürü ile ilgili bir yazıdan dolayı dertte. Çünkü Emniyet Müdürü kendisini “alaycı” bir dille eleştiren Otyam hakkında tazminat davası açtı. Sayın Müdür’ün biraz daha toleranslı olmasını beklerdim, davadan vazgeçmeli bence.
Ancak bu haberi okuyunca kaç yıldır gözlemlediğim, ama yazamadığım bir konu aklıma geldi. Otyam, Feyzullah Bey’i trafik nedeniyle eleştiriyor. Örneğin motosikletlilerin kask takmadığını yazıyor.
Bu Ankara ve İstanbul dışında doğru bir teşhis. Özellikle son günlerde pek çok Anadolu kentine gittim. Bunların hepsinde motosiklet sayısı neredeyse otomobil sayısından fazla. Ama bir kişnin bile kask taktığını görmedim.
Trafikte kask takma zorunluluğu sadece iki büyük kente mi özel? Değil herhalde ama yerleşim birimi küçüldükçe bu tür kuralları uygulatmak da zor oluyor herhalde. Oysa Anadolu kentlerinde meydana gelen motosiklet kazalarında kaç yüz kişi ölüyor, yaralanıyor veya sakat kalıyor.
Otyam’a açılan tazminat davasının tek hayırlı tarafı belki de bu kuralın artık uygulatılmaya başlaması olur.
İnsanı kendisi kadar kimse kandıramaz GREVİLLE
Noel aynı şey değil
Milli Takım ve Galatasaray Kaptanı Hakan Şükür’ün “Derbi maçı Kutlu Doğum Haftası’na yakışır biçimde olmalı” sözleri çok tartışma yaratmıştı biliyorsunuz. Şükür’ün zihniyetinde olanlar eleştirileri göğüslemek için “Ne var bunda iyi bir temenni” dediler. Kimileri de “Hazreti İsa’nın doğumu olan Noel Hıristiyan aleminde kutlanıyor, Noel günü maç yapılması bile düşünülmez” görüşünü savundular. Yani bir anlamda biz de Hazreti Muhammed’in doğum gününü tıpkı Noel gibi kutlayalım dileğinin üstü kapalı dile getirilmesi gibi bir şey bu.
Ancak yanılgı şurada, İslam dini Hıristiyanlık gibi törenlerin, şatafatın, sembollerin olduğu bir din değil. Hıristiyanlık’ta hemen her şey gösterişe dayalı. Oysa İslam dininde sadelik önemlidir. Hele Arabistan’da bırakın doğum günü kutlamalarını mezar taşı bile yoktur.
Noel ise Hıristiyan dünyası için neredeyse 2000 yıllık bir gelenek. Hıristiyanlar bu günü sevgi ve birliktelik günü olarak kutlar. Noel tatili neredeyse 10 gün sürer ve bu sürede çalışma hayatı durma noktasına gelir. Bu günde spor karşılaşması yapılmaması o güne saygıdan değil geleneklerin yaşanmasındandır.
Eğer bizde de bayramlar hep bilinen bir tarihe denk gelseydi, bilin ki tıpkı Noel gibi olur ve o gün ne maç olurdu ne de başka bir kitlesel organizasyon.
Kaç yıl geçti aradan
Onlar henüz 25 yaşında bile
değillerdi.
Onlar bir ideal uğruna ölümü göz almışlardı.
Onlar hiç kimseyi öldürmemişti.
Onlar düzeni değiştireceklerini sanıyorlardı.
Onlar buna samimiyetle inanmışlardı.
Onlar bir sabah karanlığında “Haydi eyvallah” deyip gittiler.
Kararı verenlerin
Onaylayanların
Parmak kaldıranların
Hepsinin Allah.........

