Yerel seçimlerde yüzde 50’nin üzerine çıkacaklarını tahmin eden ve bütün hazırlıklarını buna göre yapan AKP, yüzde 39’da kalınca büyük bir şoka girdi. Başta Başbakan olmak üzere AKP’liler ve yandaşlarının ilk ifadeleri derin bir üzüntüyü dile getiriyordu.
Aradan iki gün geçtikten sonra bu hava dağılmaya başladı. AKP ve özellikle yandaşları şimdi seçimlerde alınan sonucun başarısızlık olarak nitelenemeyeceğini anlatan yorum ve analizleri dile getiriyorlar.
Aslında çok da haksız değiller. AKP’lilerin derin şok nedeniyle göremedikleri bu gerçeği daha seçim gecesinden itibaren yazmaya başlamıştım.
AKP’nin Türkiye’nin her yerinde var olması, belediye başkanlıklarını kazandıkları yerlerde bile İl Genel Meclisi seçimlerine göre yine birinci parti oldukları, bazı yerlerde yanlış adaylar nedeniyle kaybettikleri doğru.
AKP’nin ve yandaşlarının şu anda gözden kaçırmaya çalıştıkları ya da yanıldıkları konu farklı.
Evet, AKP bu bakış açısına göre çok da başarısız sayılmayabilir. Ama bu aynı zamanda çöküşe geçişin de bir başlangıcıdır. İşte AKP ve yandaşları bunu görmek istemiyor.
Halkın çok önemli bir bölümü pazar gecesinden beri üzerindeki kalın örtüyü araladı. “Azınlıkta kaldığını” ya da “bundan sonra AKP’nin hiç gitmeyeceğini” düşünenler, bunun böyle olmadığını ve biraz gayretle AKP zihniyetinin baskısından tamamen kurtulabileceklerini gördü.
Seçim sabahı bile çevremdeki pek çok kişide “AKP yüzde 50’yi geçecek nasıl olsa, zaten kime oy vereceğimizi bilmiyoruz, bilsek bile ne fark edecek ki?” duygusu içindeydi.
Ama görünmeyen bir güç, bir tür sağduyu, pek çok yerde “kim güçlüyse ona verelim” fikrini harekete geçirdi. AKP iktidarının imajına ağır bir çizik atıldı. Bu nedenle “ekonomik kriz” veya “işsizlik” ya da “büyümedeki küçülme” gibi bahanelerin hiçbirinin geçerliliği yok bana göre. Zaten seçim sonuçları bunu açıkça gösteriyor. Ekonomik krizin en etkili olduğu illerde AKP açık ara önde. Bu sonuçlarla ekonominin hiç ilişkisi yok.
Evet, laiklik, cumhuriyete ve ilkelerine bağlılık, Atatürk sevgisi bu seçimlerden önce hiç konuşulmadı. Ama yüreğinde bu duyguları taşıyanlar birbirlerinden habersiz ortak hareket etti.
Son olarak çok iddialı olacak belki ama şunu söylemek istiyorum: Önümüzdeki pazar bir seçim olsa, AKP yüzde 39’dan çok daha aşağılara inecektir.
Seçim hilesi
Seçimler bitti ama bazı yerlerdeki “hile” tartışması hâlâ bitmedi. Tabii buna yol açan kuşkuya düşürücü gelişmeler de olmadı değil.
Örneğin bazı yerlerde AKP’nin geride olduğu belirtilirken, gece yarısına doğru yaşanan bir “bilgisayar kilitlenmesi”nden sonra durumun bir anda aksi yönde geliştiği gözlendi.
İtiraz edilen bazı sandıkların yeniden sayılması üzerine sonuçların çok ciddi biçimde değiştiği de görüldü.
Beyoğlu İlçe Seçim Kurulu’na gece yarısı yapılan AKP baskını da zihinleri bulandırdı.
Bu arada “iptal edilen oylar” konusu da çok önemli. Sandık görevlilerinin kendi partileri dışında partilere verilen oyları “Oraya bulaşmış, burada çizik var, şurası karalanmış” gibi bahanelerle iptal ettirdikleri ileri sürülüyor.
Sonuç olarak kamuoyunun kafasında oluşan “2007 seçim sonuçları bilgisayarla dizayn mı edildi?” sorusu henüz net bir yanıt bulamamışken, bu seçimlerde de benzer iddiaların ortaya atılması Yüksek Seçim Kurulu’nun başını ağrıtacaktır.
Şaşırdı mı bir oyun mu var?
Başbakan Erdoğan dün Londra’ya giderken beklenmedik bir açıklama yaptı. Londra gezisi ile ilgili bilgileri asık bir yüz ifadesiyle ama sakin bir tonda veren Erdoğan bir soru üzerine beklenmedik biçimde parladı.
Başbakan her zaman olduğu gibi medyadan şikâyet etti. Ders verir gibi medyanın “ülkeye yararlı manşetler atması” gerektiğini anlattı. Lafın nereye geleceğini merakla beklerken, bir gazetenin manşetinden söz etmeye başladı.
Gazetelerden birinin manşeti Bakanlar Kurulu toplantısı ile ilgiliymiş. Başbakan, Bakanlar Kurulu’nun gizli olduğunu, hiçbir bakanın dışarıya bilgi sızdırmayacağını, özel haber denilen haberin yalan olduğunu söyledi.
Ardından gazete yönetimini aradığını ima ederek “Sorunca 6 bakanın söylediğini
ileri sürüyorlar. Söyle o bakanları hemen görevden alayım” dedi.
Sabah gazetelere bakmıştım ama Başbakan’ı bu kadar sinirlendirecek bir habere rastlamamıştım. Gazeteleri karıştırırken gördüm ki Başbakan’ı çileden çıkaran gazete AKP’nin yarı resmi yayın organı gibi çalışan Sabah.
Haber de şu: “Bakanlardan istifa jesti.” Habere göre bakanlar Başbakan’a “Seçimden sonra bir değişiklik düşünüyorsanız, hepimiz istifalarımızı verelim, siz rahat hareket edin” demişler.
Başbakan bu habere neden bu kadar öfkelendi anlayamadım. Aslında haber doğruysa bunda kötü bir şey yok. Bakanlar gerçekten jest yapmışlar.
Buna rağmen Başbakan çok öfkeli. Neden acaba? Aklıma gelenler şöyle:
1- Haberin Sabah’ta yayınlandığını fark etmedi.
2- “Jest” kelimesini “rest” olarak okudu.
3- Sabah’ın Genel Yayın Müdürü’nün sıkı bir laik ve Atatürkçü olduğunu yeni öğrendi ve attırmak istiyor,
4- Tarafsızlığını göstermek için kendi medyasına da fırça atıyor.
5- Başbakan gazete yönetimi ile anlaştı ve zaten görevden almak istediği bakanları bu yolla gönderecek?
***
Yüzlerce geldi
Aşağıdaki söz internette herkese gidiyor. Benim e-postama da yüzlercesi geldi. Artık yazmadan olmaz:
“Fosforun zekâ gelişimine katkısını sahil şeridine bakarak görebiliyoruz. Türkiye Balık Yesin!”
Kıyafet balosu
Yıldırım Tuna’dan: Kısa boylu, zayıflıktan her tarafında mosmor damarları çıkmış yaşlı kadın çırılçıplak bir vaziyette sokakta yürürken onu gören arkadaşı “Hayrola?” demiş şaşırarak, “Nereye böyle?” Kadın “Kıyafet balosuna” diye cevap vermiş. “Aa.. Teman nedir? Ne olarak gidiyorsun?” sorusuna kadın gülerek “Tabii ki karayolları haritası olarak!” demiş.
Bu haftanın konseri Caddebostan’da
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın bu hafta cuma konseri Caddebostan Kültür Merkezi’nde ve yine saat 19.30’da. Alpaslan Ertüngealp’in yönetimindeki orkestra Edouard Lalo’nun Viyolonsel konçertosu ile, Çaykovski’nin Manfred Senfonisi’ni seslendirecek. Solisti ise çellist Daniel Grosgurin.

