TTam 8 yıl sonra CHP ilk kez iktidar partisinin önüne geçmeyi başardı. Önce Aile Sigortası projesi AKP’yi şaşırttı. Daha da ötesi, adeta kimyasını bozdu. Başbakan bu projeyi yerden yere vururken kanal kanal gezen AKP kurmayları proje için kaynak bulunamayacağını anlatmaya çalıştı.
Ne kadar inandırıcı oldular bilemiyorum.
Ancak CHP’nin asıl vurucu darbesi “bedelli askerlik” ile geldi. Bedelli askerlik AKP’yi derinden sarstı. Başbakan tepki gösterdi. Diğer yetkililer ne diyeceğini şaşırdı.
AKP adına şu anda en çok dile getirilen söylem şöyle: “Bu popülist bir yaklaşımdır. Seçimlere giderken bu projenin açıklanması kandırmacadır. 8 yıldır akıllarına neden gelmemiş.”
Bu söylemin tutar tarafı yok. Birincisi, elbette her parti seçime giderken halka vaatlerde bulunacaktır. Önemli olan bunların mantıklı olması ve halk tarafından inanılır bulunmasıdır.
8 yıldır neden akla gelmediği sorusu da mantıksız. Bedelli son bir yıldır çok konuşuluyor. Ayrıca iktidar muhalefetten gelen hangi kanun teklifine sıcak baktı ki? Hep elinin tersiyle ittiği gibi örneğin “faili meçhullerin araştırılması” konusundaki tüm çağrılara da karşı çıktı. Bu ayrı bir yazı konusu olacak.
AKP’nin bedelli askerli konusunda çok sıkıştığının en önemli kanıtı Başbakan’ın son sözleri oldu bana göre. Çünkü bedelliye net biçimde karşı çıkmadı, bunun yerine CHP’nin getirdiği teklifin içeriğini eleştirdi. Başbakan’a göre “bu proje falan değil.” Sonra ekliyor “Zaten iyi bir şey olduğuna inansak biz çoktan yapardık.”
Ama Başbakan asıl önemli sözünü sona saklamış. Diyor ki “Buna biz karar veremeyiz, halk karar verir.” Çözüm olarak da “seçimden sonra!” yapılacak bir referandumu gösteriyor. Yani bedelli kanunu hazırlanacak ve halka sunulacak.
Merak konusu olan şu; diyelim ki seçimden sonra bedelli yasası çıktı. Sonra da halka sormak için referanduma gidildi. “Evet” ya da “hayır” cevabı isteneceğine göre AKP “evet” oyu kullanılmasını mı isteyecek yoksa “hayır” yolunda mı propaganda yapacak?
Cevabı ne olacaksa olsun, şimdiden açıklamak zorunda değil mi?
Ama öyle olmayacak tabii. Çünkü amaç muhalefetin bir atağını savuşturmak o kadar.
Berlin’e yemek için gitmek
Bunca gündem maddesi, karışık işler, sıkıntılar yaşarken, ara sıra “ilaç gibi gelen” keyifli anlar da yaşamıyor değiliz. Sizlere çok kısa Berlin gezimden söz etmek istiyorum. “Türkiye’nin bunca sorunu varken keyifli gezilerden bize ne” diyenler de olabilir ama ara sıra kendinizi bırakın, rahatlayın.
Yeni Rakı’yı üreten Mey Grubu kısa bir süre önce dünyanın en büyük içki şirketlerinden Dieago’ya 2.1 milyar dolara satılmıştı biliyorsunuz. Mey Grubunu yöneten sevgili dostum Galip Yorgancıoğlu ile bir süre önce Elazığ’a gitmiş ve Öküzgözü üzümlerinden üretilen yeni şaraplarını tatmıştık.
Bu gezi sırasında Yorgancıoğlu “Çok iddialı olduğumuz bu yeni ürün yakında Avrupa’nın Michelin yıldızlı lokantalarında da menüye konacak. Birisine de birlikte gideceğiz, söz mü?” demişti. Geçen hafta bu söz doğrultusunda Berlin’e gittik.
Kimlerle mi? Güneri Cıvaoğlu, Ertuğrul Özkök, Serdar Turgut’la.
Berlin’in yine yıldızlı en “in” lokantalarından biri “Bey” bir Türk’e ait. Mey’in şarap markası olan Kayra’nın Imperial‘ı bu menüye konmuş. Böylelikle Almanya’da ilk kez bir Türk şarabı iyi lokantalardan birinde müşteriye sunuluyor. Bu arada Kayra’nın henüz piyasaya vermediği, Imperial Cabarnet Sauvignon’unu da tattık. Şarapseverler için yazıyorum, gerçekten inanılmaz güzel bir şarap.
Yediğimizi içtiğimizi yazmayayım ayıp olur. Ama ekipte Güneri Cıvaoğlu gibi bilgi ve görgüsü herkese örnek olan bir duayen, Ertuğrul Özkök gibi hem yemekten hem şaraptan anlayan bir gurme ve Serdar Turgut gibi uçuk bir isim olunca çok keyifli saatler geçirdik.
Kısa gezimizin en ilginç yanlarından biri Almanya’nın 5 milyon tirajlı Bild gazetesini ziyaretimizdi. Ertuğrul Özkök bu gazetenin yazarı aynı zamanda. Bizi Bild’te Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekman karşıladı. Ateşi olmasına rağmen sırf bizi ağırlamak için gazeteye gelmişti.
Bir dünya devi gazeteyi gezmek insana heyecan veriyor. Kai Diekman 45 yaşlarında. Bir bulvar gazetesinden öte olmayan Bild’i alıp ciddiye alınır popüler bir gazete haline getirmiş. Diekman Hürriyet Gazetesi ’nin de yönetim kurulundaymış. Dahası, İngiliz The Times Gazetesi ’nin de İngiliz olmayan ilk yönetim kurulu üyesi.
Bild gezisi dışında sadece “çok iyi” yemek yediğimiz ve “harika şaraplar” içtiğimiz için “tadı damakta kalan” kısa bir geziydi.
Bedelli böyle olursa olabilir
Bedelli askerliğe hiç sıcak bakmadım. Hatta bunu belirttiğim için kimi okurlardan hayli sert ve öfkeli mesajlar bile aldım.
Ancak karşı çıkmamın gerekçeleri vardı. Öncelikle askerlik hassas bir konu, gelişigüzel ve geçici önlemlerle karar alınmamalı.
İkincisi her erkek Türk genci askerlik yaptığına göre, ayrımcılık yapılması da yanlış, ayrıca askerliğin çeşitli kategorilerde yapılmasının TSK’yı da yıprattığı biliniyor.
Bunlar tartışılabilir elbette. Bana göre asıl hoş olmayan, “Türkiye çok para kazanacak” diye ortaya çıkıp “Verelim paramızı askerliğimizi yapmayalım” gibi bir söylemin çok yüksek sesle dillendirilmesiydi. Ülke güvenliğini bile paraya çevirme talepleri bana çirkin gelmişti.
Bütün bunlara rağmen askerlik için bekleyenlerin yığılmasının ve çeşitli nedenlerle askerliğini yapamamış, ama hayata atılmış olanların umutlarının kararmaması için bir önlem alınması gerektiğine inanıyorum.
İşte bu açıdan bakınca CHP’nin önerisi biraz daha mantıklı geliyor. Çünkü CHP önerisi “parası olanın askerlikten kurtulması”nı önlüyor. Belli bir gelir seviyesinin altındaki kişilere de bedelliden “bedelsiz” yararlanma olanağı sağlıyor. Bu, bir nebze olsun haksızlığı da çirkinliği de ortadan kaldırıyor.
Dünya’nın eksenini kaydıran Japonya depremi, kaydığı iddia edilen Türkiye’nin eksenini düzeltir mi? (Gani Yıldız)
Petrolden yanayız galiba
Başbakan Libya’da olaylar çıktığında Mısır’daki kadar atak değil “daha sakin” bir tavır izledi. Ancak ne zaman ki NATO’nun Libya’ya müdahalesi söz konusu oldu, o zaman gürleyip “Böyle saçma şey olmaz” dedi.
Sonra da Libya’ya bir müdahaleye karşı olduğunu belirterek Batı’nın derdinin aslında petrol olduğunu ima edip “Biz petrolden yana değil, insandan, özgürlüklerden yanayız” diye konuştu.
Kaddafi kısa sürede ülkesine egemen olmaya başlayınca, Birleşmiş Milletler Kaddafi’ye “müdahale ederiz” dedi. Türkiye de bu kararı saygıyla karşıladığını açıkladı.
Her ne kadar Kaddafi geri adım atsa da müdahale ihtimali gündemde. Bu durumda biz de “petrolden yana” tavır koymuş olduk. İnsanlık ve özgürlük başka bahara.

