Yerel seçimlerin karşılaştırmasını 2007’deki genel seçimlerle yapmaktan yana değilim. Çünkü yerel seçimlerde aday önemli olduğu gibi seçmenin önemli bir bölümü istemediği partiye karşı en güçlü olanı destekleme eğilimini gösterir.
Bu da partilerin gerçek oyunu yansıtmaz. Bu açıdan bakınca AKP’nin 2007’de aldığı yüzde 47’yi değil, 2004’te aldığı yüzde 41.7’yi baz almak gerek.
Doğal olarak bu satırlar oyların henüz yarıya yakını sayıldığı sırada yazılabiliyor. Gece yarısı görünen tabloya göre AKP oylarını yüzde 40’larda tutuyor. Sabaha kadar bu oranın birkaç puan yukarı çıkması olasılığı az. Buna karşın muhalefetin oyu daha yukarı çıkabilir. Oy oranını bir kenara bırakırsak AKP’nin büyükşehirlerde ve il merkezleriyle bazı önemli büyük ilçelerde ağır hasar aldığı anlaşılıyor. Örneğin Antalya’yı kaybedeceğini her halde hiçbir AKP’li düşünmemişti. Aynı şekilde Adana’nın kaybına da “çok zor” gözüyle bakıyordu AKP. İzmir’de iddialıydılar, Güneydoğu’da ise DTP’yi yeneceklerini düşünüyorlardı.
Oysa tam tersi oldu. TRT 6’nın yayına geçmesi, Cumhurbaşkanı’nın Kürdistan sözünü telaffuzu, Silahlı Kuvvetler’i adeta cinayetle suçlama çabaları belli ki Güneydoğu’da pek tutmamış.
Diyarbakır neredeyse rekor bir oyla yine DTP’nin elinde kaldı. Bölgenin diğer önemli illerinde de ve hatta özellikle Van’da DTP, AKP’yi yenmeyi başardı.
Pek çoğu birer Anadolu il merkezinden daha büyük olan bazı büyük ilçelerde de AKP hüsrana uğradı. Örneğin Ankara Çankaya’ya çok iddialı asıldı AKP ama başaramadı. İstanbul’da pek çok ilçe AKP’den CHP’ye ve MHP’ye geçti.
AKP, CHP’nin oyunun yüksek olduğu bazı ilçelere kendisinden olmayan adaylar koyarak oy çalmayı düşündü ama bu ters etki yarattı. Örnek, Beşiktaş’ta CHP tarihi oy rekoru kırdı. Sonuç olarak AKP bu seçimlerden elbette “yenik” çıkmadı belki ama çok ağır hasar gördü.
Erken seçim gündeme gelmez
Bu seçim sonuçlarına bakıldığında bir erken seçimin konuşumaya başlanmasını uzak ihtimal olarak görüyorum. Bu satırlar yazıldığında Ankara ve İstanbul’da AKP, CHP’nin önünde gidiyordu. Sabaha doğru sonuç tersine dönebilirse ve Ankara ile İstanbul’da CHP kazanırsa erken seçim ihtimali bir parça daha artabilir.
Akıl ve mantık, önümüzdeki yıl içinde bir erken seçimin olmayacağını, daha doğrusu hiçbir partinin buna yanaşmak istemeyeceğini gösteriyor.
AKP kuruluşundan bu yana ilk kez oy gerilemesi yaşıyor. Bu bir tehlike sinyalidir. Erken seçim istemez.
CHP, bütün gücünü bu seçimlere vermesine ve bazı önemli yerleri kazanmasına rağmen bir genel seçim sonucu olarak algılanacak il genel meclisi seçimlerinde oyunu fazla artıramamış görünüyor. Bazı belediyelerde aldığı yüksek oyun “kerhen” olduğunun da bilincindedir. Bu durumda erken seçime sıcak bakmaz.
MHP’nin de aldığı genel oy eskisine oranla çok farklı değil. Bu partinin de erken seçim istemesi pek mantıklı değil.
Oy patlaması yapacağını ileri süren Saadet Partisi de beklediğini bulamadı. Aldığı oy genel seçimdeki yüzde 10’luk ülke barajına hayli uzak. SP’nin de erken seçim istemesi çok zor.
TV’ler darmadığın oldu
Açıkça söylemek gerek, televizyonlar seçim akşamı için çok iyi hazırlık yapmışlardı. Müthiş grafikler, görsel efektler etkileyiciydi. Ancak içerik ve bilgi akışı faciaydı. Tek kanala takılıp kalanlar belki pek fark etmemiştir ama vatandaşların büyük bölümü o kanaldan bu kanala geçtiler gece boyu. Ve öyle sanıyorum ki herkesin kafası karmakarışık oldu.
Örneğin bir kanalda İstanbul’daki oy dağılımı CHP yüzde 32, AKP yüzde 49 olarak verilirken aynı anda bir başka kanalda CHP yüzde 40, AKP yüzde 42 görünüyordu. AKP’nin bir kanalı gecenin geç saatlerine kadar il genel meclisi sonuçlarını AKP yüzde 46, CHP yüzde 13 ve MHP yüzde 9 olarak verdi. Oysa pek çok kanalda bu oranlar AKP yüzde 41, CHP yüzde 19, MHP yüzde 15 olarak görünüyordu. Tabii gece boyunca ne tür yayın yapılırsa yapılsın, tüm gerçek bugün ortaya çıkmış olacak.
Anketler “cos”ladı
Seçimlerden önce iyi ki “Anketlere güvenmiyorum” diye yazmışım. Sonuçta Adil Gür’ün anketi hariç diğer bütün anketler amiyane tabirle “cosladı.”
Anketlere neden inanmıyordum. Çünkü çok ciddi yapılmadığını ve esasında kamuoyunu etkilemeye dönük oduklarını düşünüyordum. Aylar öncesinden açıklanan oranlarla halkın kafasında bir imaj yaratılıyor ve sonra da bu sonucun çıkması sağlanıyordu.
Bu kez anket kuruluşları önceden yaptıkları “beyin yıkama” operasyonunu başaramadılar.
Burada tabii en dikkat çekici olan Konda’dır. 2007 genel seçimini neredeyse hatasız bilen Konda bu seçimde uzak ara yanıldı. Kim bilir belki de 2007 seçimlerinin sonuçları zaten önceden biliniyordu. Bu kez bilinmeden anket yapınca yanıldılar. Bu arada dün gece her nasılsa bir saatten sonra bilgisayarla bildirim sırasında teknik arızalar çıkmaya başladı. Umarım bir “coslama” da burada yaşanmaz.
Muhalefet artacaktır
AKP’nin 6 yılı aşkın iktidarı boyunca muhalefet yapılmasından hiç hoşlanmadığı ve muhalefet yapanlara karşı da çok sert davrandığı bir gerçek.
Bu nedenle başta medya olmak üzere toplumun sesini duyurma yeteneği olan pek çok kesimi geçen yılları fazla muhalefet yapamadan geçirdi. Çünkü korku muhalefetin önüne geçiyordu. Bu seçim sonuçlarından sonra ülke çapındaki muhalefetin sesinin yükselmesi ihtimali ağır basacaktır. Bugüne kadar korku içinde kalıp sesini çıkaramayan pek çok kurum ve kişi, bu sonuçlara bakarak cesaret bulacaktır.
Şunu söylemek gerekir ki; bugüne kadar AKP’ye yönelik dişe dokunur hiç muhalefet yapılmadığı için vatandaş da durumun farkında değildi. Bundan sonra yükselecek muhalefet sesleri AKP’yi çok ciddi etkileyecektir.
Baykal ve ekibi istifa etmelidir
Seçimlerden önce yazmıştım: “Yerel seçim sonuçları ne olursa olsun, Baykal ve ekibi artık istifa etmelidir.”
Seçimler yapıldı. CHP’nin oylarında bariz bir yükselme yok. Sadece bazı bölgelerde “en güçlü aday” olması nedeniyle diğer partilerin de belediye başkanlığı seçimlerinde CHP’ye oy verdiğini gördük.
Yani CHP’de bazı yerlerde görünen başarı “kerhen” verilen oylara dayanıyor. Bunun kanıtı da zaten sandıklarda görünüyor. Pek çok sandıkta belediye meclisinde CHP’ye verilen oylar Kılıçdaroğlu’na çıkanların yarısı kadar. Demek ki Baykal ve ekibinin bu seçimlerde CHP’ye kattıkları hiçbir şey olmadığı ortada.
Deniz Baykal artık “yeter” demeli ve yerini partiyi taşıyacak genç bir kadroya teslim etmelidir. Baykal’ın partinin “onursal başkanı” olmasına ve ilk seçimde Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkarmasına da herhalde fazla itiraz olmaz.

