AKP bu açılımları yapmak zorunda

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; kısa bir ayrılıktan sonra yine birlikteyiz. Yeni haftaya ne yazık ki sadece iyi dileklerle başlamaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Son birkaç hafta her açıdan o kadar olumsuz ve umutsuz geçti ki, insanın adeta içi daralıyor.

İstanbul’da yağmur felaketi

Öncelikle üzerinde çok durulmasına rağmen, yaşadığımız yağmur felaketine değinmek istiyorum. Adamsendeci ve ranta dayalı kurnaz politikaların insan hayatını nasıl “sudan ucuz” hale getirdiğini hep birlikte yaşadık, üzüldük, kahrolduk. Ama bunların hiçbiri çözüm ve çare değil.

Yine aynı nokta

Özellikle söylemek istediğim bir konu var. İstanbul, medyanın telaş yaptığı gibi “sel felaketine” uğramadı. “Şiddetli” yağmur yağdı, 14 yıl öncesinden ders alınmadığı, hatta tam tersine büyük rant sağlandığı için yine aynı noktada sular yükseldi ve bu büyük bir acıya dönüştü. Çünkü bu kez insanlar öldü.

Yağmur her yerde

Yağmur İstanbul’un her yerine yağdı. Sarıyer’e de, Beşiktaş’a da, Eminönü’ne de, Bakırköy’e de yağan yağmur aşağı yukarı aynı. Ama “felaket” bir noktada yaşandı. “Kurnaz” belediyeler, rant uğruna her türlü bilimsel veriye sırtını dönüp yapılaşmaya izin vererek, altyapıyı da ihmal edince olan oldu.

14 yıl öncenin tanığıyım

Bundan 14 yıl önce yine aynı noktada “felaket” yaşanmıştı. O zaman Sabah Gazetesi binasındaydık ve binanın makine dairesi, bodrumları ve ilk kat sular altında kalmıştı. Oysa o kadar yıl önce; Sabah’ın binası suyla dolduğunda hiçbir şey olmayan binaların neredeyse hepsi bu kez sular altında kaldı. Geçen 14 yılda, yapılaşma da 14 kata çıkınca, su bu kez kaçacak hiçbir yer bulamadı ve her yeri birden bastı.

Küresel ısınma komikliği

İstanbul’u ve Türkiye’yi yönetenler, İstanbul’da yine sadece İkitelli’de yaşanan yağmur felaketini “küresel ısınmaya” veya “kullandığımız deodorantlara” bağlamaya kalkacak kadar komik duruma düştüler. Aynı zihniyet şimdi “helikopterden” üçüncü köprü güzergâhı seçmeye çalışıyor.

Bu kez bilime kulak verilsin

Bir kötülük yaşandıktan sonra akıl veren çok olur. Ama politikasını sadece kurnazlığa bağlayan yöneticilere seslenmemiz gerek. Doğa helikopterle tepeden bakılarak çözülemez. Üçüncü köprü için Başbakan’ın keyfi değil bilimsel değerler ölçü alınmalı.

Ya deprem olsaymış

İkitelli’deki yağmur felaketi büyük havalarla kurulan AKOM’un ve buna bağlı ekiplerin de sanal olduğunu gösterdi hepimize. Sadece bir bölgeye bile yetişemeyen, mesai saatinin başlamasını bekleyen bu organizasyon, olası bir depremde ne yapacak, kimse tahmin bile edemez artık.

Gelelim açılımlara

Yağmur faciası ve yönetim rezaleti nedeniyle Türkiye’nin en hassas konuları da bir süre kenara bırakıldı. Açılımlar, ekonomideki gerilemeler, ard arda gelen “enflasyon rakamının çok üstündeki” zamlar, sinyaller vermeye başlayan yeni ekonomik krizi kısa süreliğine unuttuk.

Kürt açılımı olacak

Eleştirsek de eleştirmesek de Kürt açılımı olarak tanımlanan olguyu mutlaka yaşayacağız. Çünkü artık çok açık bir gerçek ki bu plan Türkiye’nin iyi niyetinden, demokratlığından değil, dış baskılardan özellikle Amerika’dan kaynaklanıyor.

Haritaya bir bakın

Batı’nın en önemli ihtiyacı enerji. Ve Batı’da enerji yok, enerjide doğudan gelecek petrol ve doğalgaza bağımlı. Bu kaynaklar da Afganistan sınırından başlıyor ve Türkiye üzerinden geçmek zorunda. ABD herhalde Afganistan’a “terörü yok etmek için” gitmedi. O halde bu coğrafyanın artık istikrar içinde ve güven altında olması gerekiyor.

Kuzey Irak stratejisi

Amerika işgal ettiği Irak’ın üniter yapısının asla korunamayacağını elbette biliyordu. Nitekim bugün tek devlet gibi görünen Irak çok uzun olmayan bir süre sonunda üç ayrı devlete bölünebilir. Burada kuzeydeki petrol bölgeleri büyük önem kazanıyor. Bu bölgede de hâkim nüfus Kürtler.

Kürtlerle sorun olmamalı

ABD ve Batı açısından bakıldığında önemli olan enerjinin batıya ucuz ve güvenli biçimde ulaşmasıdır. Bu nedenle Kuzey Irak’taki petrol bölgelerinin de güven altında olması esastır. Bu bölgede Türkiye belirleyici bir güç olmazsa güven de olmaz. O halde Türkiye’nin Kürtlerle ilgili hiçbir sorunu da olmamalıdır.

İşte Kürt açılımı

Bu durumda Türkiye’nin “terör” nedeniyle sıcak bakmadığı Kuzey Irak’la ilişkide olması ve enerji yollarının güven altında tutulması için bir sorun yaşamaması gerekmektedir. Türkiye’ye söylenen şudur; “Kürtlerle aranı iyi tut, bu nasıl olursa olsun, bizim kabulümüzdür, yeter ki enerji naklinde sorun yaşanmasın.”

Haritaya bakmaya devam

Enerji yollarının güven altında olması için yapılan planda sorunlu bir yer de Ermenistan. Azerbaycan ile yaşadığı sorunlar ve yaratılan bir soykırım iddiaları yüzünden Türkiye ile sınırları kapalı olan Ermenistan’ın da artık sorun yaratmaması gerekiyor.

Görev yine Türkiye’nin

Ermenistan ne ekonomik ne de siyasi güç olarak Türkiye ile bilek güreşi yapabilir. Bu nedenle görev yine Türkiye’ye veriliyor ve deniyor ki “Ermenistan’la aran iyi olmalı. Sınırları aç, ekonomik destek de yap ki, enerji yollarını uzatıp maliyeti artırmayalım, petrol ve doğalgazı kestirmeden taşıyalım.”

Ve Kıbrıs konusu

AB, Yunanistan’ın ve Rus kesiminin de baskısıyla “Madem bölge istikrarlı ve Türkiye’nin güçlenmesine açık hale geliyor, o halde Kıbrıs konusunu da çıkaralım aradan” diyor. Ve Türkiye’ye şu dayatılıyor; “Hazır açılımlar yapılmışken, Kıbrıs’ı da bitir, bu senin için de çok kârlı olur.”

Kim olsa yapacak

Gelelim işin püf noktasına. ABD ve batının adeta dayatarak uygulamaya koyduğu bu plana Türkiye’nin direnmesi çok kolay değil. Daha sonra yine yazarım ama belki direnmek mantıklı bile değil. Çünkü sonuçta Türkiye bölgenin en önemli ülkesi haline gelme şansını yakalıyor.

AKP ile mi devam, yoksa?

Anladığım kadarıyla şu sıralar, bu planın AKP ile sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda kafalar karışık. Bush yönetimine kalsa AKP ile tereddütsüz yola devam ederdi. Ama değişimci ve laik Obama’nın Türkiye’nin beklenmedik bir anda “İslam devletine dönüşeceği” endişesi taşıdığı da konuşuluyor.

Ne olacağı önemli mi?

Türkiye İslam devletine dönüşmüş ya da dönüşmemiş, ABD ve Batı bunu kendine dert etmez aslında. Yeter ki istenileni yapan bir iktidar otursun başta. Ama “İslamcı bir devlete dönüşmüş” Türkiye’nin verdiği sözleri tutup tutmayacağı konusunda bir garanti yok. İşte bu belirsizlik AKP konusunda Batı’da tereddüt yaratıyor.

AKP canla başla sarılıyor

Yine gözlediğim kadarıyla AKP bu planı çok iyi okuyor. Bu nedenle iç politikada riskleri bile göze alarak aynı anda hem Kürt, hem Ermeni hem de Kıbrıs açılımını yapmaktan kaçınmıyor. Bu bir tür “ölüm batak” oyunu gibi. Kısmı başarı sinyali ile bile AKP’nin erken seçime koşması kimse için sürpriz olmamalı.

Konular çok birikti

Sevgili okurlar; tatildeyken mutlaka yazılması gereken pek çok şey yaşadık. Bugünkü genel toparlamadan sonra önümüzdeki günlerde bu konuları daha da açmak istiyorum. Bu arada yazmadığım sürece hayli yer gezdim, pek çok gözlemim oldu. Bazılarını sanıyorum sizler de çok şaşırarak okuyacaksınız.

Hepinize iyi haftalar diliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR