Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sadece 3.5 ay kaldı. Sayılı gün çok çabuk geçer. Kendimizi bir anda Cumhurbaşkanılğı seçimi içinde buluvereceğiz.
Tayyip Bey Çankaya’ya çıkmayı istiyor mu? Göstergelere göre bu doğru bir tespit. Tayyip Erdoğan eline geçen bu fırsatı kaçırmak istemeyecektir. Çünkü bu kez Cumhurbaşkanı seçilemezse bundan sonra seçilmesi neredeyse mümkün değildir. Daha önce de yazmaya çalıştığım gibi Tayyip Bey’in bundan sonra Cumhurbaşkanı seçilmesi için en az 2 seçim kazanması, özellikle ikinci kazanacağı seçimde Meclis’te Cumhurbaşkanı’nı seçecek çoğunluğa kavuşması gerek. Ancak Tayyip Bey bu kadar önemli bir konuda susmayı tercih ediyor. Cumhurbaşkanı adayının 10 nisanda açıklanacağını, o güne kadar konuşmayacağını söylüyor.
Bu doğru bir tavır değil bana göre. Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’nin en önemli konularından biri. Böylesine önemli bir konuda ortaya bir karar koymamak, bunu bir siyasi rant haline getirecek eylemler içinde olmak sadece gerginliğin ve spekülasyonların artmasına neden olur.
AKP’lilere göre bu Cumhurbaşkanlığı seçimi bugüne kadar yapılanlar içinde en sorunsuz, en kolay olanı. Çünkü ilk kez Meclis’teki aritmetik, Cumhurbaşkanını rahatlıkla seçebilme imkanı tanıyor.
Peki iş bu kadar kolaysa bir aday açıklamak neden bu kadar zor oluyor?
Nedeni basit; aritmetik sayesinde Cumhurbaşkanı’nı seçmek kolay ama aritmetik dışındaki koşullar aslında Cumhuriyet tarihinin en zor Cumhurbaşkanlığı seçimi ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
AKP her konuda olduğu gibi bu konuda da demagojiye saparak “Yasalar uygulansın, Anayasa bunu demiyor mu?” türünden sözlerin arkasına saklanmaya çalışıyor.
Ya da “Tayyip Bey’in ya da bir AKP’linin olması neden rahatsızlık veriyor?” gibi cevabını bildikleri ama söylemekten kaçındıkları görüşleri savunuyorlar.
O konuyu çok yazdık, yazacağız da ama şunu yine ısrarla söylemek istiyorum: AKP daha doğrusu Tayyip Bey adayını açıklamak zorundadır. Türkiye’yi 10 Nisan’a kadar oyalamak, bu konuda bir görüş söylememek açıkçası kaçmaktır. Türkiye’yi germek, sıkıntıya sokmak, istikrarı bozmak pahasına kaçmaktır.
Madem bu kadar güçlüsünüz ve yasalar ve Anayasa da sizden yana, bunda çekinecek ne var, açıklayın ismi herkes bilsin.
Tayyip Bey mi aday olur yoksa bir başkası mı ya da Meclis dışından bir isim mi, bunu herkes öğrensin.
Efendim isim açıklanırsa hakkında çok şey yazılırmış ve yıpratılırmış. Cumhurbaşkanı olduktan sonra mı yıpratılsın yani?
Bush burada yaşasa
Amerikan Başkanı Bush Irak’a neden müdahale ettiklerinin gerekçesini açıklarken “Irak bizim güvenliğimiz açısından çok önemli” demiş.
Irak Amerika’ya 12 bin kilometre uzakta ve Bush bunu bir güvenlik sorunu olarak görüyor.
Oysa Türkiye ile Irak’ın uzaklığı sınırdaki 25 santimlik görünmeyen çizgiden ibaret. Bush Amerika’da değil Türkiye’de yaşasa acaba güvenlik konusunda ne diyecekti?
Herhalde Amerika’ya taşınırdı.
Gazanfer Özcan’a gidin
Pazar günü Gönül Ülkü Gazanfer Özcan Tiyatrosu’na gittim. İnanın bana son yıllarda bu kadar keyifli, huzurlu ve kahkaha dolu iki buçuk saat geçirmemiştim.
Gazanfer Özcan Türk tiyatrosunun temel taşlarından biri. Yaşı 70’i aşmasına rağmen tiyatrosunun başında dimdik ayakta.
“Öp babanın elini” adlı Fransız kaynaklı nefis bir oyun sergiliyorlar. Ne yazık ki Gönül Ülkü rahatsızlığı nedeniyle sahne alamıyor, onun yerini uzun bir aradan sonra tekrar sahneye çıkan kızı doldurmuş.
Gazanfer Özcan bitmeyen enerjisi ile genç sanatçılardan kurulu ekibini müthiş bir orkestra şefi kıvraklığı ile yönetiyor, seyirciyi kırıp geçiriyor.
Oyunu izlerken çevremi de gözlemlemeye çalıştım. Gazanfer Özcan Tiyatrosunu Feriköy’den Şişli’deki Efe Kültür Merkezi’ne taşımış. Sorunca 4 yıl olduğunu söylediler, demek ki en az dört yıldır Gazanfer Özcan’ı tiyatrosunda izlemeye gitmemişim, bundan da utandım açıkçası. Salon küçük ama hıncahınç dolu, koltuklar yetmemiş, onlarca da sandalye konmuş.
2.5 saat boyunca sahnede tam 12 sanatçı rol alıyor. Bugün bir özel tiyatroda bu kadar sanatçıya kucak açmak herhalde bir cesaret ve sevgi işi. Gazanfer Özcan tiyatro sevgisini, genç yeteneklerle paylaşarak sürdürmeye çalışıyor ki, işte bu çok önemli.
Oyundan sonra Gazanfer Özcan’ı ve sanatçıları kuliste ziyaret ettim. Sağ olsun onca yorgunluğa rağmen vakit ayırdı, sohbet etti. O sohbetin keyfini de anılarımda bir şeref olarak saklayacağım.
Diyorum ki; Gazanfer Özcan’a mutlaka gidin, onun sahnede bir abide gibi duruşuna saygınızı gösterin ve tabii kahkahalarla gülerek bütün kötülükleri unutun.
Hikmet Çetin
Kaç gündür yazmayı düşünüyordum, bir türlü olmadı. Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen terör konulu toplantıda konuşmacılardan biri de Hikmet Çetin’di. Hikmet Çetin’le hem toplantı boyunca yan yana oturma ve sohbet etme hem de konuşmasını dinleme fırsatı bulmuştum. O gün Çetin’le konuşurken ve dinlerken başka bir gözle de izlemeye çalıştım. Hikmet Çetin’in “aranan Cumhurbaşkanı” profiline çok uyduğunu fark ettim. Gerçi bazı çevrelerde bu makam için adı geçiyor, onu biliyorum ama bir de yakından gözlemlemek istedim. Hikmet Çetin fiziği, konuşma üslubu, hitabet gücüyle bu makamı dolduracak bir kişilik. Bugüne kadar ki siyasi geçmişi, dünya görüşü, uluslararası saygınlığı ile tertemiz bir isim. Bu nedenle “dışarıdan bir aday aranacak olursa” Hikmet Çetin’in çok fazla şansı olabileceğini düşünüyorum.
Gerçi ben ilke olarak bu meclisin Cumhurbaşkanı seçmesine karşı olduğumu defalarca belirttim. Ama eğer başka çare kalmayacaksa bana göre en isabetli ve akıllı seçim Hikmet Çetin olur.

