Akman istifa etmiyorsa Arınç istifa etmelidir!

Haberin Devamı

Kim ne derse desin RTÜK Başkanı Zahid Akman istifa etmiyor. En azından dün akşama kadar etmemişti. Makamına da uğramadığına göre herhalde görev süresinin biteceği ay sonunu bekliyor. Böylelikle makamını boşaltacak ama “Deniz Feneri e.V. Derneği hırsızlığına” adı karıştığı için istifa etmiş gibi olmayacak.

Çünkü arkasındaki güç belli ki “Sakın istifa etme” diyor.

Zaten partinin ağır toplarından eski Milli Eğitim Bakanı da “İstifa etmek suçlu olduğunu kabullenmek demektir, eğer Akman suçlu değilse sakın istifa etmesin” diyor.

Bir tür güç gösterisidir bu. Gerçi demokraside de hukuk sisteminde de devlet anlayışında da böyle bir güç gösterisinin yeri olamaz ama AKP her şeyi kendine göre yonttuğu için bunu da yaşamak zorundayız.

İstifa edip etmemek elbette RTÜK Başkanı’nın “kişisel” kararıdır, ama burada durup Bülent Arınç’ı konuşmak zorundayız.

Çünkü; eğer Zahid Akman istifa etmiyorsa Bülent Arınç’ın istifa etmesi gerekir. Hem de hemen.

Arınç iki kere Akman’ın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Sözü yerde kaldı. O halde gereğini yerine getirmeli ve ağırlığını taşıyamadığı bakanlık görevini bırakmalı.

Buna karşı Arınç “Benim bu bürokratı görevden alma yetkim yok” diyor. Hatta Başbakan’ın da böyle bir yetkisi olmadığını söylüyor.

Teknik olarak doğru. RTÜK özerk bir kurum ve başındaki kişi hükümet tarafından görevinden alınamaz.

Ama devlet yönetiminde bazı yazılı olmayan kurallar ve hükümetlerin ağırlıkları vardır.

Zahid Akman bu iktidarın bürokratıdır. Seçimi Meclis tarafından yapılmış, bir heyet tarafından RTÜK Başkanlığı’na seçilmiştir. Akman, başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin kurucuları ile kader birliği yapmış, aynı ideali taşıyarak bu noktaya gelmiştir.

Bu durumda kendisine bu ikbal yolunu açan iktidarın bir işareti ile o görevi bırakması gerekir. Ancak anlaşıldığı kadarıyla hükümet içinde bir anlaşmazlık söz konusu. Arınç istifa diye tuttururken demek ki Başbakan Erdoğan bir işaret vermiyor Akman’a.

Arınç sanıyorum bakan olduktan sonra hakkında yazılıp çizilenlerin etkisiyle gücünü aşan bir işe kalkıştı. “Namuslu, dürüst, sözünü esirgemeyen” gibi sıfatları taşıdığını düşünen Arınç, böyle olduğunu kanıtlamak için Zahid Akman’ı hedef seçti ama Tayyip Erdoğan’ı hesaplayamadı.

Sonuçta Arınç’ın dürüstlüğü, namusu ve sözünü esirgememesi kağıt üzerinde kalmış sıfatlar haline geldi.

Arınç eğer bu sıfatları taşıdığına inanıyorsa, sözleri daha fazla paçavraya çevrilmeden istifa etmesini bilmelidir.


*****


GÖKHAN GÜRBÜZ GELDİ VE KONUŞTU

Deniz Feneri e.V. olayı ile ilgili dün yazdığım yazıda mal varlığına el konulan isimlerden Gökhan Gürbüz’den söz etmiştim. Yazımda Gürbüz’ün olaydaki kilit isim olduğu iddiaları bulunduğunu belirtmiştim.

Gürbüz dün aradı, sonra buluştuk ve konuştuk. Çok ilginç bazı bilgiler verdi.

Anlattığına göre Gökhan Gürbüz, AKP kadrolarından değil. Kendisini profesyonel olarak tanımlıyor. “Kanal 7’de çalışıyordum, sonra reklam ve promosyon işlerine başladım, sadece Kanal 7 değil, Avrupa’da yayınlanan çeşitli gazete ve televizyonlara da hizmet verdim” dedi.

Peki adı neden Deniz Feneri olayına karıştı?

Gürbüz “Bunu ben de anlamadım. Ama Kanal 7’de bir dönem yönetici olmam nedeniyle sanırım” dedi.

Çok şey bildiği ve konuşursa pek çok konunun aydınlığa çıkabileceği iddiasına ne diyor?

Gökhan Gürbüz “Ben bir şey bilmiyorum ki anlatayım, zaten onların kadrosunda değildim, sadece Azeri olduğum için Azerbaycan’a yapılan bir yardıma ben de gözcülük yaptım, orada yardımlar gerçekten ihtiyaç sahiplerine gitmişti, hepsi bu” açıklaması getirdi.

Ve son sözü: “4 yıllık çalışmam sonucu yurt dışında biriktirdiğim para ile iki hafta önce İstanbul’da bir ev aldım. Tapu tarihi 25 Mayıs. Şimdi o eve tedbir geldi. Bir ilgim olsa şu sırada ev alacak kadar enayilik yapar mıyım.”


*****


NE OLACAK ŞİMDİ?

Poyrazköy’de bulunan mühimmatla ilgili MKE açıklama yapmış ve demiş ki, “Bu mühimmatı bizden Silahlı Kuvvetler almıştı.”

Oysa Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ büyük basın toplantısında “Oradaki mühimmatın hiçbirisi TSK’daki envantere dahil değildir, ait değildir. Bu mühimmattan Emniyet’e de veriliyor” demişti.

MKE’nin resmi açıklaması Genelkurmay Başkanı’nı yalanlıyor. Peki bu durumda ne olacak? Genelkurmay Başkanı yanlış bilgi mi vermiş oluyor? Yoksa Başbuğ küçük bir kelime oyunuyla durumu kurtardığını mı düşünüyor?

Çünkü Başbuğ “Envanterimizde yok” diyor. “Hiç girmedi” demiyor. Askerlik yapanlar bilir. Tatbikat ya da operasyonlarda alınan mühimmat beyan usulü ile iade edilir. İade edilmeyen kullanılmış sayılır ve envanterden düşer. Kimi askeri kişilerin tatbikat ve operasyonlardan sonra kullanmadıkları mühimmatı “hatıra” diye sakladıkları da sır değildir.

Başbuğ o mühimmat için “Bize hiç gelmemişti” diyebilir mi?


*****


BELLİ Kİ SARHOŞ

Okan Paça’dan: Pek güzel olmayan bir kadın soluk soluğa karakola dalıp “Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey” der. Polis kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar: “Galiba değil, besbelli sarhoşmuş.”


*****



PAZARLIKTA ORTAYA ÇIKAN BÜYÜK KAZIK

Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, Çıkrıkçılar Çarşısı’nda alışveriş yaptı. TV ekranlarından izledik. Babacan gömlek satan esnafla pazarlığa girişti. Adam gömleğin fiyatına “20 lira” dedi. Babacan “Bana ne olur?” diye sorduktan sonra “İndirim yap ama zararına olmayacak, yine kazanacaksın” diye üsteledi.

Adam cevap veremeyince Babacan “10 lira olur mu?” diye sordu. Adam da “Olur” karşılığını verdi. Babacan yine üsteledi: “Ama bak 10 lira kurtarıyor değil mi, kurtarmıyorsa söyle, zarar etme.”

Satıcı “Hayır 10 lira ile zarar etmem” deyince Babacan da gömleği aldı.

Babacan’ın da yanındaki TOBB Başkanı’nın da aklına “Kardeşim bu nasıl iş, fiyatı yarıya düşürdüğün halde yine de zarar etmiyorsun. O zaman milleti neden kazıklıyorsun?” diye sormak gelmedi.

Böylelikle bu ülkede isteyenin istediği fiyatı uygulayabildiği ve kazıklayanın yanına kâr kaldığı bizzat ekonomiden sorumlu bakanın huzurunda kanıtlanmış oldu.

Tabii o satıcı korkudan ya da yalakalıktan zarar etmeyi göze aldıysa onu bilemem.

DİĞER YENİ YAZILAR