‘Aferin güzel oğlum iyi halt ettin’

Haberin Devamı

Adam oğlunu dünyanın en iyi hukuk okullarında okutarak tıpkı kendisi gibi avukat yapmış. Genç avukat stajını da bitirdikten sonra babasının yanında çalışmaya başlamış.

Aradan bir hafta geçmiş ki, genç avukat sevinçle babasının yanına gelmiş. “Müjde baba, müjde” demiş. Baba şaşırarak “Hayrola, ne oldu?” diye sormuş.

Oğlan ağzı kulaklarında “Baba hani senin 30 yıldır bitiremediğin dava var ya” demiş. Baba okuma gözlüklerini indirerek “Eeee” diye karşılık vermiş.

Oğlu aynı heyecanla sürdürmüş konuşmasını: “İşte o davayı hallettim, meğer çok küçük bir yasa maddesi hiç aklına gelmemiş. Bugün davaya girdiğimde onu fark ettim. Savunmamı bu yönde yapınca da hakim dosyayı bitirdi. Biz kazandık, yaşasın, bu ilk davamdı, öyle mutluyum ki anlatamam.”

Baba gözlüklerini eline alıp kıvırdıktan sonra “Aferin benim güzel akıllı, işbitiren evladım, iyi halt ettin” demiş. Ardından daha kuvvetli tonda eklemiş: “Sanki ben bilmiyordum o yasa maddesini. Ama senin bilmediğin şey şu, o dava sayesinde sen dünyanın en iyi okullarında okudun, hiç yokluk çekmedin, avukat oldun.”

Kıssadan hisse: AKP türban sorununu asla çözmek istemiyor aslında. Çünkü bütün yaşam kaynağı burada.

*****


Kan ve ilik bağışı yapın

“Var mısın Yok musun?” programının çok renkli yarışmacıları var. Haftalarca birlikte olan yarışmacılar arasında müthiş bir arkadaşlık ve dayanışma doğuyor, izleyiciler de giderek yarışmacı fanatiği haline geliyor.

En çok fanatiği olanlardan biri de geçen hafta yarışıp artık giden Ömer Boran’dı. Ömer Hoca’nın çok dramatik bir hayatı var. Öğretmenlik yapıyor. Bir gün kanserli çocukların tedavi gördüğü hastanede gönüllü öğretmenliği kabul ediyor. Bundan iki yıl sonra da kendi çocuğunun lösemi olduğu anlaşılıyor. Ömer Hoca’nın dramı ondan sonra başlıyor. Çocuğunu kurtarmak için müthiş bir mücadeleye başlıyor. Bunun ne olduğunu çok iyi bilenlerden biri olduğumdan Ömer Hoca’nın durumunu da anlıyorum.

Ömer Hoca’nın bu çok izlenen yarışmaya çıkmasının lösemili pek çok çocuk için bir umut kaynağı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu fedakar öğretmen Türkiye’de bir “İlik Bankası” olmadığını anlattı yarışmadı. O gece sanıyorum milyonlarca kişi göz yaşları içinde izledi programı. Umuyorum ve diliyorum ilik ve kan bağışı konusunda bir duyarlılık yaratılmış olsun. Her çocuğun başına gelebilecek bu illetten kurtuluş için umut doğsun.

Sağlıklı olduğuna inanan herkesi kan ve ilik bağışlamaya davet ediyorum.

*****


Acun, allah aşkına konuşma

Televizyonların en çok izlenen programı son zamanlarda kuşkusuz Acun Ilıcalı’nın sunduğu “Var mısın, Yok musun?” adlı yarışma. Burada insanların birbirine hiçbir kıskançlık duymadan bağlanarak birbirlerini desteklemesi milyonları da ekran başına çiviliyor.

Ancak sevgili Acun’a pek çok kişiden duyduğum bir eleştiriyi iletmek istiyorum. Yarışmacılar öncelikle mavileri (bilen biliyor) açarsa Acun “Aman dikkat, böyle başlıyor ama sonrası kötü gidiyor” deyiveriyor. Ve Acun ne zaman bunu söylese yarışmacının durumu gerçekten kötüye gidiyor. Acun’un yarışmacılarla birlikte nasıl heyecanlandığını, onların kazanmasını nasıl arzuladığı her halinden belli oluyor. Ama böyle konuşunca da ekran başındakilerin morali bozuluyor. Hatırlatmak istiyorum.

*****


Bize özgü Hastalıklar

- Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtma hastalığı.

- Tuvalet duvarlarını defter sanma hastalığı.

- Otobüs duraklarına “Ateşli sevişirim beni ara” yazma hastalığı.

- Trafikte bizi geçen bir aracı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma rahatsızlığı.

- Sinyal verir vermez şerit değiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde sinyal verdik görmüyor musun deme hastalığı.

- Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermeme hastalığı.

- Ünlü birini gördüğümüzde, ne kadar yakınımızda olursa olsun, ona el sallama hastalığı.

- Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası verme hastalığı.

- Yaşamadığımız bir deneyimi ya da olayı yaşamış gibi anlatıp ona kendimizi inandırma hastalığı.

- Otobüs durağa yanaştığında ille ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı.

- Otobüs koltuklarını yırtma ve üzerlerine acayip acayip yazılar yazma hastalığı.

- Minibüs şoförüyseniz beğenmeseniz bile mutlaka Kral FM dinleme hastalığı.

- Trafikte kırmızı ışıkta dururken, yeşil ışık yanar yanmaz kornaya basma hastalığı.

- Trafikte kırmızı ışıkta dururken burun karıştırma hastalığı.

*****


Namuslu insanların, namussuzlar kadar cesur olmadığı bir ülkenin geleceğinden kuşku duyulur

Roosevelt

*****


Bunları biliyor musunuz?

* Ünlü besteci Beethoven’ın son bestesini, sağır olarak yaptığını,

* Paris’teki Versailles Sarayı’nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını,

* Bir çift sineğin sadece Nisan-Mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını,

* Eyfel Kulesi’nin yapımında toplam 6 bin 400 ton ağırlığında 18 bin 100 adet demir parçası kullanıldığını,

* Süleymaniye Camii’nin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlı’nın onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini,

* Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu,

* Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini,

* Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden bin hücrenin öldüğünü,

* Ortalama bir insanda 30 bin-100 bin adet saç olduğunu, her gün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü,

* İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini,

* Amerikan halkının yüzde 60’ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını,

* Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu,

* Beşiktaş Kulübü’nün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Balkan savaşındaki mağlubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini,

* Galatasaray Kulübü’nden, yıllar önce bir grubun ayrılıp ‘Güneşspor’u kurduğunu,

* Fenerbahçe Kulübü’nün ilk adının ‘Siyah Çoraplılar’ olduğunu...

*****

KAMYON YAZILARI

Hatalıysam aramızda kalsın ;)

DİĞER YENİ YAZILAR