Sevgili okurlar; geçen haftanın en ağırlıklı konusu hiç şüphesiz art arda gelen açılımların yarattığı rüzgârdı. AKP 7 yıla yaklaşan iktidarı boyunca yapmadığı bir dış politika hamlesi başlattı. Neredeyse eş zamanlı olarak Irak, Suriye ve Ermenistan’la ilgili önemli kararlar alındı.
Yapılanlar doğru
Lafı hiç uzatmadan söylemeliyim ki, özellikle komşularla ilişkilerin gerginlikten çıkarılıp barış ve sevgi tarlalarına yayılması son derece doğru ve önemlidir. Türkiye’nin bugüne kadar komşularıyla savaşmak aklına herhalde gelmemiştir ama neredeyse hiçbir komşumuzla barış içinde yaşadığımızı da söyleyemeyiz.
AKP başarabilir mi?
Temel soru bence şu: Bu açılımlar AKP iktidarının kendi iradesi ve gücüyle mi başlatıldı yoksa başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerin bu konuda bir isteği hatta dayatması var mı? Türkiye’den bir bedel isteniyor mu? Gözlediğime göre bu baskı ve dayatma ihtimali çok yüksek olduğu gibi Türkiye hangi bedeller konusunda sözler veriyor, bunu bilmiyoruz.
Yine de yanlış değil
Buna karşın çevremizle ilişkilerimizin dostluğa dönüşmesi, özellikle Irak ve Suriye topraklarından kaynaklanan terörün bitirilebileceği sinyali elbette çok sevindirici ve doğrudur. Yalnız kararların doğru olması bu iktidarın önümüze güzel bir ufuk açacağı anlamına gelmez.
Güven sorununu unutamayız
Bu konuda AKP’nin topluma yeterince güven verip vermediğini irdelemek zorundayız. Çünkü devletler arasında yapılan bu tür anlaşmalar ve yakınlaşmalar olumlu sonuçlarını çok kısa sürede göstermezler. Şu anda zafer gibi sunulan kararlar birkaç yıl sonra Türkiye’nin başına çöken bir kâbus haline gelebilir, ki birinci endişem bu.
“Asker ihraç edin”
Dünya para piyasalarını yöneten Soros, “Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü askeridir” demişti. Kastettiği şuydu: “Siz bu bölgede ve belki de daha uzak yerlerde güvenlik konusunu üstlenirseniz, ülkenizin hiçbir ekonomik sorunu kalmaz. Bırakın sanayiyle ticaretle uğraşmayı, güvenlik sağlayın size para akacaktır.” Bedel bu olabilir mi?
ABD çekiliyor
Dikkat ettiyseniz, AKP’nin uzun iktidar yılları boyunca aklına gelmeyen açılımları, her nedense ABD’nin Irak’taki işgal güçlerini çekmeye başlamasıyla birlikte filizlendi. Terör dün de vardı, ama açılım konuşulmuyordu. Oysa şimdi başta Kürt açılımı olmak üzere başka bir şey konuşmuyoruz. Bu da karine yoluyla da olsa ABD’nin açılımın tam göbeğinde olduğunu gösteriyor bize.
Dünya yeniden şekilleniyor
Aslına bakarsanız, iktidarda AKP olmasaydı da bu açılımların yolu açılacaktı. Çünkü Irak işgalinden sonra yaşananlar, büyük ekonomik krizler ardından dünyanın egemen güçleri yeni bir düzen kurmak için kollarını sıvadılar. Çünkü ihtiyaçlar ve öncelikler değişmeye başladı.
Eskiden istikrarsızlık gerekliydi
Yakın geçmişe baktığımızda başta Orta Doğu olmak üzere Kafkaslar, Kuzey Afrika ve Hindistan sınırına kadar giden bölge istikrarsızlığın da sembolüydü. Çünkü egemen güçlerin egemen kesimleri büyük sermayelerini bu istikrasızlık ortamından kazanıyordu. Biz istesek de istemesek de kendimizi istikrarsızlığın, terör ve suç ortamının içinde buluyorduk.
Şimdi istikrar gerekli
Oysa geldiğimiz noktada, istikrasız bölgelerin suç ortamından kazanılanlar hem eskisi kadar bereketli değil hem de batının öncelikleri değişti. Şu anda Batı’nın en önemli sorunu enerji. Artık enerji hiçbir riske sokulmadan Batı’ya aktarılmak zorunda. Bu hattın kesilmesi Batı’nın korkulu rüyası.
Türkiye tam ortada
Haritalara bakıldığında Türkiye’nin Batı’ya açılan enerji yollarının tam ortasında olduğu görülüyor. Batı, Türkiye olmadan enerjiye kavuşma imkanı bulur bulmasına da bunun maliyetinin çok yüksek olacağı da bir gerçek. O halde Türkiye enerji güvenliğini sağlayacak en önemli ülke. Ama çevresi ile sorunlu.
O halde halledilmeli
Oysa Türkiye, enerji yollarını güven altına almak için çevresiyle barışırsa bu güvenlik kendiliğinden sağlanmış olacak. İşte gözlediğim kadarıyla Türkiye bu rolü iyi oynayabilmek için çevresiyle barışmak zorunda. Tabii ikilem burada ortayla çıkıyor. Sonuçta bundan Batı kazanıyor ama Türkiye’nin de huzur içinde olabilmesi hepimizin ortak dileği değil mi?
Kürtlerin düşmanları
ABD ve Batı gözüyle baktığımızda Kürt halkının yaşadığı Kuzey Irak çok önemli. İşgalden bu yana Amerikan askeri sayesinde yaşayabilen Kürtlerin, bu askerlerin çekilmesi halinde nasıl ayakta durabileceği önemli bir sorun. Hep Türkiye’nin Kürtlere kötü muamele ettiği söylenir de, İran ve Irak ile Suriye’nin Kürtlere neler yaptığı es geçilir.
Kürtleri korumak
İran’a rejimi nedeniyle söz geçirilmesi zor. Irak’ta oluşacak yeni düzenin Kürtlere çok iyi bakması mümkün değil. Suriye belki biraz frenlenebilir. Ama bu ülkelerin hiçbiri Kürtlerin güvenliğini ve geleceklerini garanti altına alamaz. Bunu yapabilecek tek güç Türkiye’dir. Ama Türkiye’nin de terör sorunu var. O halde bu sorun Türkiye tarafından bitirilmeli ve Kürtler nefes almalı.
Barzani belirleyicidir
Tabii terörün yarattığı travmalar, kimi ırkçı-milliyetçi Kürtlerin öfke yaratacak talepleri Batı ve ABD için önemli değil. Bunlar bizim için önemli. Batı, Kürtlerin güven altına alınmasını istiyor ve Türkiye’yi buna zorluyor. Türkiye’de bazı çevreler konuyu fazla lokal düşünüp Apo’dan, dağdaki teröristlerden medet umarak çözmeye çalışabilir. Ama bu aktörlerin yakında ortadan kalkacağını ve asıl muhatabın Barzani olacağını söylemeliyim.
Ve Rusya faktörü
Şimdilik üzerinde kısa duracağım, ama dünya yeniden şekillenirken Rusya’yı bir kenara bırakamayız. Görünen o ki, artık her etki alanında rakip olmak ABD ve Rusya için yüksek maliyetli. Bu nedenle iki dev ülke yeni şekillendirmede ortaklık yapıyorlar. Artık ABD ve Rusya, daha faydacı bir rekabet için anlaşmış durumdalar. Bunu asla yok farzedemeyiz.
AKP’den endişem
Bütün bunları ortaya koyduktan sonra bir kere daha söylemek istiyorum, ABD’nin ve Batı’nın dayatmaları sonucu da olsa Türkiye’nin açılımları doğrudur. Buradaki endişem AKP’nin bu süreci iyi yönetip yönetemeyeceğidir. AKP tarz olarak popülizmi çok kullanan, olmamışı çok iyi olmuş göstermeyi beceren bir parti. Türkiye’nin yeni dünya düzenindeki rolünü fazla abartıp orta vadede Türkiye’nin başına büyük sorunlar açılması ihtimali hepimizi korkutmalı.
Hepinize iyi haftalar dilerim...
Açılımlar doğru ama bedeli ne?
Haberin Devamı

