‘500 bin kişiye iş’ aldatmacadır

Haberin Devamı

Krizin “teğet geçtiğini” ileri sürerek zamanında önlemlerini almayan, bu nedenle krizin daha şiddetli hissedilmesine neden olan iktidar, 500 bin kişiye iş verileceğini açıkladı.

Peki kimler için bu iş? Kağıt üzerinde “herkes” dense de asıl hedef niteliksiz, eğitimsiz ve mesleksiz kişiler.

İşi kabul edenlere günde 25 lira yevmiye verilecek. Ama sigorta yapılmayacak.

İşte işin püf noktası da burada. İktidar 500 bin kişiye “güya” iş yaratmış görünecek. Peki işi kabul eden var mı? Pek yok.

Nedeni basit; niteliksiz, eğitimsiz ve mesleksiz kişiler “iş bulma” telaşı içinde değil. Çünkü bu kesim zaten gerek devletin sosyal fonlarından gerekse AKP’li belediyelerin kaynak dağıtımından fazlasıyla yararlanıyor.

Kadınlara çocuk parası veriliyor, işsizlik sigortasından erkekler nasipleniyor, akşam kapılarına erzak bırakılıyor, kömürlerini alıyorlar.

Bu kesimin asıl sorunu sosyal güvence. “İşsiz” denilen adam aslında hayatından o kadar da şikâyetçi değil. Eğer devletin 30 gün çalışması halinde vereceği 750 lirayı alırsa büyük ihtimalle diğer yardımlar kesilecek.

Ama bu adamın sıkıntısı hastalanan karısını, çocuklarını, annesini, babasını hastaneye götürememek. Yeşil Kart var ama o adam da biliyor ki eğer SSK’lı olursa çok daha rahat edecek. Bu nedenle de işi kabul etmiyor.

Bugün işsizlikte dünya rekoru kırıyoruz. Ve işsizlik nedeniyle asıl kırılan kesim orta düzeydekiler. Çünkü işlerini kaybedenler onlar. Yeniden bir iş olanağı bulamayan onlar. Niteliksiz ve eğitimsiz kişilere verilen işleri yapamayacak olanlar da onlar.

Çünkü bu insanların maaşlarından başka gelirleri yok. Belediyelerden yardım, hükümetten fon alamıyorlar. Kaçak evlerde oturamıyorlar, ya kira ödüyorlar ya da uzun vadeli ev sahibi olmak için krediler alıyorlar. Belli bir yaşam standardını tutturmak, ona göre giyinmek, yemek, gezmek zorundalar.

İşsiz kaldıklarında yardımlarına ailelerinden başka koşacak kimseleri yok. Ekonomik kriz sürdükçe, büyüme hızı eksiye doğru gittikçe de yeniden iş bulma şansları neredeyse hiç yok.

İktidar ise bu gerçeği görmeyip, toplumun en niteliksiz, eğitimi en düşük ve mesleksiz kesimlerini hedef alıp “güya” iş bulduğu balonuyla halkı kandırmaya çalışıyor.


*****



İŞSİZ KALANA MAAŞ AMA NE ZAMAN?


Bir taraftan işsizlik en büyük sorun haline geliyor, öte taraftan işsiz kalanlara bir süre maddi destek sağlanıyor. Ama işsiz kalmış birine maddi destek sağlarken bile eziyet çektirmeden duramıyoruz galiba.

İşte bir okurdan gelen mesajı birlikte okuyalım:

“Can Bey; 2 Mart’ta kriz nedeniyle işten çıkarıldım. 8 Nisan’da Ümraniye’deki İşkur’a işsizlik maaşı için başvurdum. İşlemler yapıldı. Mayısın ilk haftasında tekrar gelmem söylendi. 4 Mayıs günü Ümraniye İşkur’a işsizlik maaşımı almak için gittim. Maaşı PTT’den almam için belge verdiler. Bu belge ile Ümraniye PTT’ye gittim. PTT memuru belgeye baktı. ‘İlk maaş ödemesi 31 Mayıs’ta’ dedi. Yani ayın sonu...

Ben Mart başında işten çıkarılıyorum, İşkur bana 31 Mayıs’ta maaş veriyor. Peki ben bu arada ne yiyip ne yapacağım?”



*****




AKP, CİNDORUK KORKUSUNDA HAKSIZ DEĞİL


Tam tahmin ettiğim gibi oldu. Hüsamettin Cindoruk siyasi bir ikbal beklentisi ve hırsı içinde değil, artık büyük ihtiyaç haline gelen merkez sağı toparlamak adına DP’nin başına geçtiğini gösterdi. İlk etapta Genel İdare Kurulu listesine giren isimler yakında pek çok sürpriz ismin bu partiye çekileceğini gösteriyor.

Cindoruk’un kazandığı listedeki bazı eski isimler merkez sağın dinamiklerini harekete geçirebilir. Şu anda “Merkez sağda yeni oluşum” demek belki mümkün olmayabilir ama bu hareketin gelişeceğine yönelik kuvvetli hislerim var.

AKP’nin ve yandaş medyanın Cindoruk konusunda gösterdiği endişe de zaten bu hislerimi güçlendiriyor. Özellikle AKP’ye payanda olan bazı çevrelerin çıkar ilişkileri içnde olduğunu söyleyebiliriz ama bu onların akılsız ve mantıksız olduğunu göstermez. Bu kadar telaş içinde olmaları tehlikenin de işaretidir ki, demek ki önümüzdeki günlerde merkez sağdaki birleşmelere karşı çok aktif bir mücadele de başlayacaktır.

Şimdilik “darbecilik” suçlamasıyla sürdürülen kampanya önümüzdeki günlerde çok daha çetin hale gelecektir. Buna “küçük olsun benim olsun” zihniyetiyle DP içinde garip bir mücadele bayrağı açanların da katkısı olabilir. Özellikle kongre öncesi dinci kanalları gezerek 367’den, Ergenekon’a, 28 Şubat’tan Anayasa değişikliklerine kadar pek çok konuda AKP ile bire bir örtüşen konuşmalar yapması pek hoş olmadı.

Bu arada Tansu Çiller’in de dışarıdan hâlâ etkili olmaya çalışması merkez sağdaki birleşmeye darbe vurabilir. Çiller daha önce de yazdığım gibi Cindoruk’un 28 Şubat’taki tavrı nedeniyle haklı gibi görünebilir, ama bütün ısrarlara rağmen dışarıda kalıp “gölge başkanlık” yapmaya çalışmayı, gelinen bu noktadan sonra sadece zarar verir.

Bu arada Çalık Grubu’nun en önemli adamı olup da merkez sağda birleştirici olmaya soyunan ve son derece agresif tavırlar içine giren Mehmet Ali Bayar’ı da anlamak pek mümkün değil.



*****



EUROVİSİON’DA EN BAŞARILI YILIMIZ


Kim ne derse desin Hadise, Türkiye’yi çok başarılı biçimde temsil etti ve çok iyi bir sonuç aldı. Elbette Eurovision’da birinci olan Sertab Erener’in hakkını yemek istemem ama Hadise’nin kazandığı dördüncülük en az o kadar önemli ve değerli.

Çünkü Sertap’ın kazandığı yarışmanın oylama sistemi ile bu yıl uygulanan sistem farklıydı. O yıl sadece halk jürilerinin sonuçları esas alınmıştı. Bu nedenle önemli Avrupa kentlerinde yaşayan Türkler sayesinde birçok ülkeden tam puan almayı başarmıştık.

Oysa bu yıl yarı halk yarı otorite jürisi değerlendirme yaptı. Türkiye buna rağmen müzik konusunda ileri gitmiş tüm ülkelerden tam ya da yüksek puanlar aldı.

Bu arada çok eleştirilen komşuların komşulara oy vermesi olayını bu yıl da yaşadık. Ne yazık ki Kuzey’in iç içe geçmiş 3-5 milyon nüfuslu ülkeleri sonucu belirleyebiliyor.

Gerçi biz Azerbaycan’a, onlar da bize tam puan verdi diye eleştirenler çıkabilir. Ama en azından iki ülke de yanlış değerlendirme yapmadığını gösterdi, çünkü Azeriler üçüncü biz dördüncü olduk.


*****


Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı hepimize kutlu olsun...

DİĞER YENİ YAZILAR