367 tutarsa başbakan kim olur?

Düne kadar Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması için çabalayan, onu şimdiden alıştırmaya çalışanlar bile “galiba olmayacak” diye ağız değiştirdi

Haberin Devamı

Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olmayabileceği artık çok konuşulmaya başlandı. Düne kadar Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması için çabalayan, onu şimdiden alıştırmaya çalışanlar bile “galiba olmayacak” diye ağız değiştirdi.

Neredeyse üç buçuk aydır Tayyip Bey’in cumhurbaşkanı olmayacağını yazmaktan yoruldum. Şimdi gerçekten aday olmadığında benim yazılar güme gidecek diye de korkmuyor değilim. Son anda ağız değiştirenler bakarsınız öyle baskın çıkarlar ki kendilerini “demokrasi kahramanı” bile ilan etmeye kalkarlar. Geçmişten örnekler var.

Tayyip Bey’i adaylıktan vazgeçirmeye iten etkenlerin en başında 367 tartışması olduğunu sanıyorum.

YÖK’ün, askerin, cumhurbaşkanının ve en sonunda da halkın “aday olma” çağrısına kulak vermediğini göstermeye çalışan Erdoğan’ın 367 formülünden hayli endişeli olduğunu sanıyorum.

Aksi takdirde Meclis’te sadece 4 oyu bulunan bir partiyi ziyaret etmesinin ne anlamı olabilir ki? Uzlaşma desen değil, çünkü asıl uzlaşma 150 küsur milletvekili olan partiyle yapılmalı. Gönül alma desen o da değil, bunun gereği de yok.

O halde Tayyip Bey’in tek derdi, Meclis’teki iki küçük partinin üyelerinin seçim günü genel kurul salonuna girmesini sağlamak.

Aldığım bilgiler Tayyip Bey’in çabasının yetmeyeceği yönünde. Çünkü ANAVATAN ve DYP’nin seçim günü oylamaya katılmayacağı neredeyse kesinleşti gibi. Zaten aksi de pek düşünülemez, seçim aşamasında iki parti, seçmenine bu yapılanı asla izah edemez.

Tayyip Bey veya kendisine benzer biri aday olursa ve ilk turda 367 kişilik çoğunluk sağlanamazsa ne olacak?

CHP o saniye Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Mahkeme iki karar alabilir. Başvuruyu reddeder, o zaman bir sorun çıkmaz ve oylamalar devam eder, seçim yapılır.

Ama başvuruyu kabul edip yürütmeyi durdurursa ne olur?

O zaman seçim yapılmamış sayılır ve meclis otomatikman feshedilerek en kısa zamanda seçime gidilir.

Ancak ortaya çıkacak boşluk nasıl doldurulacak?

Cumhurbaşkanı Anayasa gereği yenisi seçilene kadar göreve devam edecek.

Meclis feshedildiği için hükümet de otomatikman düşecek. Yasaya göre bu durumda Sezer meclis aritmetiğine dikkat ederek bir hükümet kuracak. Sezer’in atayacağı bir başbakan (Bu kişi Tayyip Bey de olabilir, başkası da) bakanlıkları AKP, CHP ve ANAP üyeleri arasında aritmetik dengeye göre dağıtacak. İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanlıklarını tarafsızlar üstlenecek. Meclis olmadığı için güvenoylaması yapılmayacak. Bu hükümet ülkeyi en kısa zamanda seçime götürmek üzere hazırlayacak.

Bu durum Tayyip Bey’in ve AKP’nin uykusunu kaçırıyor olsa gerek.

*****

Bu cumhuriyet on binlerce şehidin kanıyla kuruldu
Bugün 23 Nisan. Bundan 87 yıl önce Atatürk ve bir avuç arkadaşının başlattığı ulusal kurtuluş savaşının en önemli adımı atılmıştı. Henüz derme çatma birkaç evden oluşan Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruldu. Ülkenin dört bir yanından seçilen milletvekilleri bağımsız Türkiye’nin temelini atmak için toplandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin seçilmiş üyeleri, Kurtuluş Savaşı’nın sevk ve idaresini büyük önder Atatürk’e emanet ederek Türk milletinin zafere ulaşmasını sağladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasından düşmanın topraklarımızdan atılmasına kadar geçen 2 yıllık süre içinde on binlerce vatan evladı şehit düştü.

Ülke topraklarının neredeyse her karışı bu şehitlerin kanıyla sulandı.

Bu zaferin ardından Türkiye Cumhuriyeti doğdu.

Kanla kazanılan bu zafer cumhuriyetle taçlandırılırken yeni kurulan devletin de temel ilkeleri yapılan devrimlerle belirlendi.

Dünyadaki hemen her ülke büyük mücadeleler sonunda kanla kurulmuş ve ilkelerini buna göre belirlemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti de bu süreçten geçerek tarihteki yerini almıştır.

Kanla kurulan bir cumhuriyetin temel ilkeleri, üç oy fazla aldı diye bunu beğenmeyen kimileri tarafından keyfi biçimde değiştirilmeye kalkılamaz.

Bunu yapmaya kalkışmak da demokrasi diye yutturulamaz.

*****

29 Nisan
Bazı sivil toplum kuruluşları 14 Nisan’da Ankara’da yapılan tarihi mitingin benzerini 29 Nisan’da İstanbul’da yapmak üzere kolları sıvadı. Bu sayede Ankara’daki o muhteşem güne katılamayan yüz binlerce insan yine aynı coşku ve heyecanı yaşama şansı bulacak.

29 Nisan’da Cumhuriyet’ten, demokrasiden, laiklikten, sosyal hukuk devletinden yana olan herkesin bu mitinge bayrağını kapıp koşması gerek.

Burada tek itirazım var. 14 Nisan’daki mitinge korktukları için katılmayan ve bu mitingi “darbeci” olarak niteleyen Türk-İş, KESK, DİSK ve TMMOB bu kez utanmazca bir tutumla öne çıkmak istiyor. Miting düzenleme komitesi halkın en büyük kalkışmasını “darbeci” olarak niteleyenleri içinden çıkarıp atmalı.

Bu sözde sivil toplum kuruluşlarının tabanları zaten hiçbir şeyden çekinmeden bu büyük heyecana destek veriyor. Bunların başkanlarına gerek yok.

*****

Kimse niyet okumuyor
Başbakan Tayyip Bey, kendilerine yönelik eleştiriler karşısında sık sık “Bazıları niyet okuyor” savunması yapıyor. Kendisi ve AKP aslında cumhuriyete ve ilkelerine çok bağlı ama bazı kesimler bunun böyle olmadığını söylüyor.

Oysa bu hiç de doğru değil. Kimse niyet okumuyor çünkü Tayyip Bey ve arkadaşları niyetlerini hiç çekinmeden açıkça dile getiriyor.

Niyetin ortaya konması için ille de, örneğin “Ben laikliği istemiyorum” veya “cumhuriyet devrimleri kaldırılmalıdır” denmesi gerekmiyor.

Bu değerleri sözde demokrasi adına eleştiriyormuş gibi yaparak yıpratmak, her fırsatta kem sözlerle dile getirip alaya almak da niyetin göstergesidir.

Son günlerde hayretler içinde izleyerek yaşıyoruz işte. Tayyip Bey cumhuriyetin tüm değerlerini ayaklar altına alarak 70 milyonla alay ediyor.

Cumhurbaşkanı seçimini bir apartman yöneticisinin seçiminden bile basit hale getirerek aslında cumhuriyete hakaret ediyor. Bu seçim sürecinde insanı en rahatsız eden durum bu bence. Cumhuriyeti, onun sembollerini sıradanlaştırıp, çocukların oynadığı “çelik- çomak” örnekleriyle dalga geçmek, demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devleti kavramlarını hiçe saymak anlamına gelir.

Tayyip Bey “niyet okumayın” diyor ama niyetini saklamaktan da çekinmiyor. Bu niyet laik demokratik sosyal hukuk devleti kavramlarını kendi dini eksenlerine göre uyarlamak, Atatürk Türkiye’sinin temel değerlerini kısmen ya da tamamen değiştirmek, muhalefetsiz, eleştirisiz dikensiz bir gül bahçesi oluşturmaktır.

Bunun için de başta Anayasa olmak üzere Cumhuriyetin tüm kazanımlarını elden çıkarmaktan çekinmeyecektir.

Şu anda kamuoyunun ezici bir çoğunluğunda bu kanaat hakimdir. Bu nedenle kendisinin ya da bir benzerinin Çankaya Köşkü’ne çıkması mümkün değildir.

Türk milleti kendisine yönelik bunca hakareti kaldıramaz.

DİĞER YENİ YAZILAR