Cumhuriyet mitingleri tekrar yapılıyor. İlki 17 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenecek. Ardından Türkiye’nin diğer illerinde de benzer eylemler yapılacak.
Anlaşıldığı kadarıyla bu mitingler Atatürkçü Düşünce Derneği’nin öncülüğünde gerçekleşecek. Gerçi çok sayıda sivil toplum kuruluşunun katılacağı belirtiliyor ama sürükleyici dernek ADD olacak.
n ÇOK YANLIŞ: Bu mitinglerin düzenleyicisinin ADD olması çok yanlış. Çünkü, her ne kadar yargı kararı olmasa da bu derneğin başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur, Ergenekon davası sanığı.
Bu durumda, yapılacak mitingler Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet’e sahip çıkmak adına olsa da, olağanüstü bir propaganda gücüne sahip AKP ve yandaşları bu gösterileri Ergenekon mitingi olarak adlandıracaklardır.
Nitekim daha şimdiden Cumhuriyet mitinglerine Ergenekon mitingi demeye başlayan AKP yandaşları bu mitingleri bahane ederek demokrasiye, Cumhuriyet ilke ve devrimlerine, Atatürk’e, hukuka saldırıyorlar.
KONUŞMA OLMAMALI: Ankara’da yapılacak mitingte ve daha sonra başka illerde planlanan mitinglerde konuşma kürsüsü de olmamalı ve kimse konuşmamalıdır. Önemli olan halkın tepkisini dile getirmektir. Bunun için mutlaka konuşma yapılması gerekmez, milyonların sessizce bir araya gelip yine aynı şekilde dağılması konuşma yapılmasından da etkili olacaktır.
KARARLILIK ÖNEMLİ: İki yıl önce yapılan mitinglerden ikisine katılmıştım. Katılma kararı alırken aklımda ne darbe ne muhtıra vardı. Tek amacım şuydu: “İktidar ve çevresinde kümelenenler Atatürk ilke ve devrimlerine, laik demokratik sosyal hukuk devleti kurallarına aykırı davranışlar içinde. Buna karşı olduğumu göstermek ve en önemlisi bu konuda yalnız olmadığımı görmek ve göstermek.”
Şu anda da aynı duygular içindeyim. O halde bu duyguları taşıyan herkesin aynı kararlılıkla davranması gerekir.
SESSİZ PROTESTO: Bu açıdan bakınca 17 Mayıs’ta hiçbir kurum ve kuruluşun çağrısı olmadan, milyonların kendiliğinden Anıtkabir’e gitmesi, Atatürk’e bağlılığını göstermesi, Türkiye’nin sadece ülkeyi geri götürmek isteyen zihniyetten ibaret olmadığını anlatması en doğrusu olacaktır. Ülkenin gerçek demokratları, tüm sorunların üstesinden demokrasi ve hukuk ile gelineceğini sessizce haykırmalı ama bu ses tüm ülkeyi kaplamalıdır. Yüreği bu ülke için atan milyonlarca insanın mutlaka bir derneğin yol göstermesine ve organizasyon düzenlemesine ihtiyacı yoktur.
Turizmde Rusya, Gürcistan, İran, Bulgaristan dönemi
Kendi alanlarında en az 25 yıllık kariyerleri olan 26 “gönüllü” Türk turizmine katkı sağlamak amacıyla kurdukları Turizm Araştırmaları Derneği aracılığı ile turizmin en önemli eksiklerinden biri olan “bilgi paylaşımını” sağlamayı amaçlıyor.
Dernek dün ilk resmi açıklamasını yaptı, ben de gidip izledim.
Başkanlığını eski Turizm Bakanlarından Bahattin Yücel’in yaptığı dernek ilk çalışmasında küresel krizin turizme etkilerini irdeleyen bir araştırmasını kamuoyu ile paylaştı.
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri olarak Türkiye’ye turist gönderen ülkelerin profilinde önemli değişim yaşandığını öğrendik. Çünkü son yıllarda alışılmış Avrupalı turistin yerini Rusya, Bulgaristan, Gürcistan ve İran’dan gelen turistlerin aldığı görülüyor.
Ancak bu da tüm altyapısını ve hizmet modelini Batılı turiste göre yapan turizm yatırımcılarını zora sokan bir durum. Çünkü Batı’dan gelenlerle yeni turist profili çok farklı. Bu nedenle hizmet ve davranış biçimlerinde yeni yatırımlar yapılması gerekiyor.
Kısa adı TURAD olan derneğin ilk araştırmasında küresel kriz nedeniyle turizmde yüzde 2’lik bir küçülme olduğu, bunun Türkiye’deki etkisinin daha büyük ve etkili olabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle turizmde yeni alternatiflere yönelinmesi ve bu alanlarda yatırım yapılması öneriliyor.
Kültür ve sağlık turizmi açısından Türkiye’nin çok elverişli olduğu belirtilen araştırmada, özellikle İstanbul’da sayısı 50’yi geçen alışveriş merkezlerinin de bir turizm cazibe alanı haline getirilebileceği vurgulanıyor.
Sektörün tartışılabilir istatistiklerden önce bilgiye ihtiyacı olduğunun vurgulandığı TURAD araştırmasında yeterli ve etkili bilginin paylaşılması halinde turizm yatırımlarının çok daha rantabl hale geleceği belirtiliyor.

