13 Haziran anayasa bayramı ama anayasa ortada yok

Haberin Devamı

Sevgili okurlar; seçimlere artık tam üç hafta kaldı. Seçim propaganda çalışmaları bütün sıcaklığı ile devam ederken, kasetler üzerinden sürdürülen çirkin propaganda siyaseti kirletiyor. Ne yazık ki iktidar failleri bulmak yerine kasetlerden rant sağlama yolunu seçiyor. AKP’nin normal seçim çalışması yerine bel altı siyasete fazla prim vermesi seçim sonuçlarından çok da emin olmadığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Ters tepebilir

Bugün sizlerle seçimden sonra yazılacağı söylenen yeni anayasa ile ilgili sohbet edeceğim. Ama bu konuya geçmeden önce kaset konusunda çok kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. MHP’de toplam 10 üst düzey ismin istifasına neden olan kaset skandalınının amacının MHP’yi baraj altında bırakmak olduğu anlaşılıyor. Ancak bunun ters tepmesi ihtimali de yüksek. Oynanan oyunu görenlerin MHP’ye destek vermesi sürpriz değil.

Bumerang gibi

Hani Avustralyalıların kullandığı bir bumerang vardır. Açık hilal gibi bir tahta parçasını fırlatırlar, bumerang döner dolaşır ve atıldığı noktaya gelir. İşte bu kaset çirkinliğini planlayanlar bir gün aynı çirkinliğin bumerang gibi yüzlerine çarptığını görürlerse hiç şaşırmasınlar. Çünkü siyaset bu kadar ayağa düşürülür bu kadar rezilce yapılırsa, eninde sonunda yapanın da başına büyük iş açacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Anayasa bayramı

Özellikle Kürt sorununu “halletmeye” kararlıymış gibi davranan AKP, umudu seçim sonrasına, yeni baştan yazılacak anayasaya bağlıyor. Başbakan 12 Haziran seçiminden bir gün sonrasını şimdiden “Anayasa Bayramı” olarak ilan etti. Anayasanın “sivil” olacağını söyleyen Başbakan’ın bu konuda küçük bir şartı var ancak. O da AKP’nin 12 Haziran genel seçiminde 367 milletvekili kazanması. Böyle olursa anayasa “sivil!” olacak.

367 neyin nesi?

Başbakan “sivil anayasa” için şartının 367 olduğunu söylüyor. Peki rakamın sırrı ne? Eğer Meclis 367 oyla kabul ederse, bu anayasa Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra yürürlüğe girer. Eğer destek sayısı 367’nin altında kalırsa, Anayasa referanduma götürülür. Destek sayısı 330’un altında kalırsa, o anayasa hiç kabul edilmemiş sayılır. Erdoğan anayasa konusunda önünde hiç engel olmasın istiyor.

367 olursa sivil olmaz

Eğer AKP gerçekten 367’nin üzerinde milletvekili kazanır ve yeni bir anayasa yazarsa bunun adı “sivil anayasa” değil “AKP anayasası” olur. Ki bu da AKP’nin aslında “sivil anayasa” için asla bir toplumsal uzlaşmaya yanaşmayacağının da göstergesidir. Erdoğan anayasayı hiç kimseyi karıştırmadan, tek bir cümlesine bile dokundurtmadan yazmak istiyor. Böyle bir anayasa hukuka, demokrasiye uygun olabilir mi? Tabii ki olmaz.

330’a da razı olabilir

Elbette 367 rakamı Erdoğan için “çöpsüz üzüm” demektir. Ancak herhalde kendisini de böyle bir hayale kapılmıyordur. Bu nedenle anayasa konusundaki asıl hedef Meclis’e 330’un üzerinde milletvekili sokabilmektir. AKP 330 sayısını bulursa, belli ki yine anayasayı hazırlarken kendisi dışında hiç kimsenin görüşüne başvurmayacaktır. Dilediği anayasayı yazıp, referanduma gitme riskini üzerine alacaktır.

Referandum başarısı

Bana göre bunun denemesini 12 Eylül referandumunda başarıyla gerçekleştirdiler. Erdoğan, kendisini ortaya koyarak bir konuyu referanduma götürmesi halinde yüzde 50 çoğunluğu alabileceğini gördü. 12 Eylül’de devlet destekli yoğun propaganda ile halkın yüzde 58’i dayatılan bazı maddelerin demokrasi, hukuk ve uzlaşma kültürüne hiç uymamasına rağmen evet oyu verdi. O halde aynı oran yeni anayasaya da destek verebilir.

Küçük bir anayasa sorusu

Burada, anayasa hukukçularına çok ilginç bir soru sormak istiyorum. Anayasanın ilk üç maddesi için bir kayıt var. “Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” deniliyor. Oysa AKP yandaşları ilk üç maddenin değiştirilemezliğini ortadan aldırmak istiyorlar. Diyelim ki AKP anayasayı yeniden yazdı, ilk üç maddede değişiklik yaptı ve anayasa referanduma gitti. Bu sefer halkın yarıdan fazlası “hayır oyu” kullandı.

Anayasal suç mu?

Eğer yeni anayasa referandumla kabul edilmezse “eski anayasa yürürlükte kalacak” demektir. Bu durumda eski anayasanın “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez” maddesi, yeni anayasayı yazanlar için “anayasal bir suç” haline gelecek midir? Anayasa Mahkemesi yeni anayasayı yazanların suç işlediklerine kanaat getirerek işlem yapacak mıdır? Cevabını bilmiyorum, ama anayasayı yazmadan sormak gerek.

330 yoksa anayasa da yok

Tabii bu konunun son aşaması da şudur: Eğer AKP seçimden 330’un altında milletvekili ile çıkarsa kimse “yeni ve sivil bir anayasa” yapılacağı hayaline kapılmasın. Çünkü AKP 330’un altında kalırsa asla yeni anayasa yazmaya soyunmaz. Nedeni basit; AKP kendi anayasasını yapmak istiyor. 330’un altında kalırsa uzlaşmaya gitmek zorunda. O zaman da bu anayasa işine yaramayacaktır ve anında vazgeçecektir bu çabadan.

Gelelim anayasaya

Ayrıntılar biraz uzadı ama, asıl konuya gelmek istiyorum. Erdoğan 13 Haziran’ın bir “Anayasa Bayramı” olacağını söylüyor ama, bu satırları okuyanlar arasında AKP’nin nasıl bir anayasa yapacağından haberi olan var mı? Yok. Çünkü AKP şu ana kadar yeni anayasanın nasıl olacağını, hangi maddelerin kalıp hangilerinin kaldırılacağını veya hangi yeni maddelerin gireceğini hiçbir şekilde söylemiyor. Bu size garip gelmiyor mu?

Gizli gündem devrede

Anladığım kadarıyla AKP lideri yeni anayasada neler olacağını ısrarla söylemiyor. Çünkü bu anayasa aynı zamanda AKP zihniyetinin “gizli gündemini” de yansıtacak. Eğer Erdoğan anayasada neler istediğini şimdiden açıkça söylese, kendi kitlesinde büyük tepki olabilir. Özellikle ilk üç madde, Türklük tanımı gibi maddelerde yapılacak değişikliklerin özünde “milliyetçi ve devletçi” olan AKP tabanında kabul görmesi zordur.

Ya seçimden sonra?

Tabii “Bu kesim seçimden sonra da tepki gösterir” diyeceksiniz. Doğru, ama aynı şey değil. Bir konunun vaat olmasıyla hayata geçirilmesi farklıdır. AKP hele 367 gibi bir gücü eline geçirirse, anayasayı dilediği gibi yapar, iktidarda olmasının avantajı ile gelecek tepkileri daha rahat göğüsleyebilir. Ancak seçimden önce böyle bir girişime cesaret edemez. Edemediği de ortada zaten, yeni anayasa konusunda hiçbir şey söylemiyor.

Yandaşlardan öğreniyoruz

Gerçi yeni anasayanın tamamen bir sır olmadığı de gerçek. Yandaş kuruluşlar, kimi iş adamı dernekleri, AKP bağımlısı akademisyenler, bazı cemaatlar sürekli anayasa çalışmaları yapıyor. Ortaya aslında toplumu rahatsız edecek pek çok taslak çıkıyor ama iktidar hiçbirini üstüne alınmadığı için yansıması şimdilik o kadar etkili olmuyor. Ayrıca AKP’nin eline fırsat geçerse bu kesimleri dinleyeceğini de hiç sanmıyorum.

Başkanlık sistemi

Kehanet gibi kabul etmeyin ama, bu seçimde AKP’nin 330 milletvekili çıkarabileceğini sanmıyorum. Rakam bunun çok altında bile kalabilir. Nitekim Başbakan bile 315’ten söz etmişti. Bu da AKP’nin belki de yeni bir anayasa yazmaya hiç yanaşmayacağının bir göstergesidir. Bir diğer gösterge ise Erdoğan’ın “Başkanlık sistemini” tartışmaya açmasıdır. Erdoğan “Seçimden sonra bir anayasa değişkiliği yaparız” demişti.

Demek ki yenisi yok

Başkanlık sistemine “anayasa değişikliği” ile geçmeyi düşünen bir siyasi lider demek ki yeni bir anayasa yazmaya yanaşmayacaktır. Yoksa der ki “Yeni anayasada Başkanlık sistemi de olacak.“ Öyle sanıyorum ki Başbakan’ın kafası anayasa konusunda çok karışık. Bir yanda Türkiye içi dengeler, bir tarafta Kürt sorunu. Anayasa Bayramı var, ama anayasadan henüz eser yoksa... Nedeni budur...
Hepinize iyi haftalar dilerim.

DİĞER YENİ YAZILAR