Büyükada'daki Ruam salgını ile ilgili şok iddia! İmamoğlu'na seslendiler...
Büyükada'da tedavisi olmayan Ruam hastalığı tespit edilen 81 at ormanlık alana kazılan iki büyük çukura gömüldü. Büyükada'daki kimi faytoncular hastalığın sebebi ile ilgili şok iddiada bulundu. Ruam hastalığının olmadığını savunanlar da var. Öte yandan atların hastalanarak ölmesini protesto eden bir grup hayvansever, İBB önünde toplandı. “Ekrem İmamoğlu sözünü tut", “Adalar'da fayton istemiyoruz" sloganları atan gruptakiler çadır kurmaya başladı.

Büyükada'da bulunan bir fayton sahibi Ruam hastalığının Adalar'a kaçak şekilde getirilen atlar yüzünden yayıldığını iddia ederek, "Eskiden atların giriş ve çıkışı serbestken bu kadar hastalık yoktu. Geldiği yerde de aşı yapılıyordu, geldikten bir hafta sonra burada da yapılıyordu. Hiçbir hastalık çıkmıyordu. Giriş ve çıkışlar yasaklandıktan sonra bu hastalık çoğaldı. Çünkü herkes kaçak şekilde sokmak zorunda kaldı. Kaçak şekilde sokuluyor. Getirdikleri atlar da hastalık mı değil mi insan bilmiyor. Çünkü kaçak getirmek zorunda kalıyor. Benim atlarımda bir test çalışması yapıldı ama herhangi sıkıntı çıkmadı" diye konuştu.

"VETERİNER OLMADIĞI İÇİN HİÇBİR ŞEY YAPILMIYOR"Fayton sahibi Cebrail Çelik, "Ruam diye bir şey kesinlikle yok. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Öyle bir şey görmedim. İlk defa duyuyorum. Nasıl tavuklarda kuş gribi oldu. Aynı o hesap. Tavukları gömdüler, sıra atlara geldi. Burada veteriner yok. Veteriner olmadığı için hiçbir şey yapılmıyor. Burada veteriner ve disiplin olması lazım. Gece iki, üç gibi at koşturuyorlar. Gece o saatte at koşturulmaz. İki, üç tane var gece koşuyorlar mecburen benim de koşturmam lazım. Ne yapayım, eve ekmek götürmeyeyim mi?" şeklinde konuştu.

"80 TANE GAYET NORMALDİR"
Fayton sahibi Sinan Keleş, Ruam hastalığının bugüne mahsus bir şey olmadığını, belli aralıklarla bu hastalığın görüldüğünü belirterek,"Kaymakamlığın açıkladığı gayet normaldir yani. Bu resmi bir şeydir yani. Bugüne mahsus değil. Sene oluyor 5 tane, sene oluyor 10 tane çıkıyor, sene oluyor 100 tane çıkıyor. O doğaldır. Bu ata özgü bir hastalıktır. Nasıl insanda bir kanser varsa başkasına bulaşmıyor bu da öyledir. Sadece Büyükada'da yok, Anadolu'ya gidin o atlara iğne yaparsanız, içlerinde 5 tane çıkar. Bizim burada Adalar'da 1000 tane at var. 80 tane gayet normaldir yani. Bir de diyorlar ki çok riskli, bulaşıcı diye. Kesinlikle öyle bir şey yok. Ben içinde büyüdüm. 25 senedir içindeyim. Olsaydı bugüne kadar bize bulaşırdı yani."

İBB ÖNÜNDE PROTESTO
Adalar'da faytonlardaki bazı atların hastalanarak ölmesini protesto eden bir grup hayvansever, İBB önünde toplandı. “Ekrem İmamoğlu sözünü tut", “Adalar'da fayton istemiyoruz" sloganları atan gruptakiler çadır kurmaya başladı. Bunun üzerine polis grubun elindeki çadırları aldı. Polisle gruptakiler arasında kısa süreli arbede yaşandı. Arbedenin ardından devreye İBB görevlileri girdi. Gruptakilerden 3 kişi, CHP İBB meclis üyeleriyle görüştü. Görüşme sırasında bekleyişe geçen hayvanseverler bu sırada 3 tane çadır kurdu. Polis, grubun etrafını sararak bekleyişe geçti.





“BİRAZCIK VİCDAN BEKLİYORUZ"Görüşmenin ardından gelen hayvanseverlerden Doğa Altınsay, “Duruşumuz net. Biz nöbet için buraya geldik. Hayvan sömürüsü ve katliamların bu yüzyılda devam etmemesini sağlamak istiyoruz. 'Atlı fayton kültürü varmış, bu bizim mirasımızmış' sözlerini kabul etmiyoruz. Hangi yüzyılda yaşıyoruz. Elektrikli faytonlar var. Bu kadar zor değil bunu değiştirmek. Birazcık vicdan bekliyoruz" diye konuştu.

“O'NUN SAMİMİYETİNDEN ŞÜPHE ETMEMİZE YETTİ DE ARTTI BİLE"Viyan Kınalı ise, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na seslenerek “Ekrem İmamoğlu, belediye başkanı seçilme ön koşulu olarak insanlardan destek bulmak için atlı faytonu kaldıracağına söz verdi. Bu, onun bu konuya ne kadar önem ve özen gösterdiğinin kanıtı olmalıydı. Ancak bugüne kadar atlı faytonları kaldırma kararı almaması bizim onun samimiyetinden şüphe etmemize yetti de arttı bile. Bugün biz çadırımızı kaldırmayacağımız için müdahale tehdidi alıyoruz. Bu da bugüne kadar şiddet görmüş atların yanında yurttaşların da şiddet görme ihtimali var. Ekrem İmamoğlu, bundan siz sorumlusunuz. Hayvanların kanı İBB'nin elindedir. Biz asla buradan ayrılmayacağız" dedi.

“EKREM İMAMOĞLU SÖZÜNÜ TUTMADIĞI İÇİN BUNLARA MARUZ KALIYORUZ"Doğa Giray ise, “Burada başımıza gelecek şeylerden de İBB'nin sorumlu olmayıp kolluk kuvvetlerinin sorumlu olduğunu söylediler. Bu açıkça işi kendilerinden atmaktır. Biz bugün buradaysak ve müdahale tehdidiyle karşı karşıya isek İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu sözünü tutmadığı için bunlara maruz kalıyoruz. Sorumlusunun kim olduğunu işaret etmelerini istemiyoruz. Biz sorunu çözmelerini istiyoruz" şeklinde konuştu. Grubun bekleyişi devam ediyor.







İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa (İÜC) Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Seyyal Ak, ruamın at, katır, eşek gibi tek tırnaklı hayvanlara özgü akut ve kronik seyredebilen bir hastalık olduğunu, bununla mücadele etmenin tek yolunun hasta hayvanları 'İnsancıl yöntemlerle' yok ederek, derin çukurlara gömmek ve üzerine sönmemiş kireç dökmek olduğunu söyledi.İÜC Avcılar Kampüsü'nde DHA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof.Dr. Seyyal Al, ruam hastalığının et yiyen hayvanlardan bulaşabildiğini, bu et ürünlerini tüketen insanlarda da hastalığın görülebileceğini söyledi. "ADALAR EN TEHLİKELİ BÖLGE
"Prof.Dr. Ak, "Adalar'da sürekli faytonculuk yapıldığı için en ruam hastalığı bakımından en tehlikeli bölge. Hastalık bazı yıllarda ortaya çıkıyor, bastırılıyordu. Nedeni sürekli kaçak hayvanların sokulması. Belli dönemlerde hayvanlara testler yapılıyor. Şüpheli görülen hayvanlar itlaf ediyor. Kontrolsüz bir hayvan girdiğinde böyle bir tablo ortaya çıkıyor. Bakanlık, valilik, belediyenin ortak işlemleri doğru. Hastalık görülen mihrakın yok edilmesi gerekiyor. Hasta hayvanlar genellikle atlar oluyor, ve hasta hayvanlar itlaf ediliyor. Hiçbirimiz böyle bir şey yapmaktan haz duymuyoruz. Ancak, hastalığın söndürülebilmesi diğer hayvanların, insanların etkilenmemesi için buna mecburuz. İtlaf edilen hayvanları derin çukurlara gömmek, üzerine sönmemiş kireç dökmek zorundasınız. Bunun nedeni; hastalığı yok etmek. Derin gömülmesinin nedeni toprağı kazıp et yiyen hayvanların ulaşmaması. Üzerine sönmemiş kireç dökülmesinin amacı da bakterilerin üremesini önlemek. Başka yere götürmek gerekmiyor. Bunun taşınması sırasında yanlışlıklar yapılabilir. Bulunduğu yerde yok etmemiz gerekiyor" diye konuştu.

"KORKULACAK HİÇBİR ŞEY YOK"Prof.Dr. Seyyal Ak, at eti yiyen insanların hastalanabileceğini anlatırken, "Bunlar tespit edilip yok edilmese, bu hayvanlar bu bilinçsiz insanların elinde tehlike oluşturacaktı. Bu faytonculuğu yok etmemiz gerekiyor. Bir şekilde piyasaya sürülmeye çalışılacaktı. Bu da bizler için kesildiği yerdeki et yiyen hayvanlar için tehlike oluşturacaktı. Bu hayvanlar zaten ölecekti. İnsancıl koşullar sağlayarak, insanları korumak zorunda olduğumuz için hiç hoşumuza gitmediği halde bunu yapmamız gerek. İÜC elbirliği içerisinde. Bu total at, ancak kontrolsüz, bakımsız, uygun şartlarda beslenmeyen, yetiştirilmeyen ortamlarda hastalık görülüyor. Sınırlarımdan kaçak getirilen örneğin İran'dan kaçak sokulan hayvanların kaçak olarak adaya getirilmesi sonucu hastalık görülüyor. Korkulacak hiçbir şey yok. Bu şekilde insanlar veya diğer et yiyen hayvanlar için söz konusu değil. İnsandan insana bulaştığı söyleniyor. Ancak, bu konuda kesin bir şey yok" ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, salgın ile ilgili yaptığı açıklamada "Dün bu bilgiyi alır almaz bir rapor istedim. Henüz bana bir bilgi ulaşmadı. Bu konuda kesinlikle canlıyı ve doğayı koruma noktasında en üst seviyede takipçisiyiz. Adalar'da yıllardır var olan kontrolsüzlüğü, tanımsızlığı ama ulaşım ama başka konularda... Bu sadece atların korunması değil, doğanın da korunması. Birçok konu var. Adalar'ın bu anlamda ihmal edilmişliği… Göreceksiniz bu yılın ilk yarısında yüzde 90'ı çözülmüş olacak. Fayton meselesinde daha hızlı davranacağız, daha erken bir şekilde açıklayacağız. Yüzde 90'ını çözmüş bir şekilde Adalar halkına ve İstanbulluya güzel müjdeler vereceğiz. Ama söylediğiniz süreci de takip ediyoruz."



