Gazete Vatan Logo
SiyasetKılıçdaroğlu’nun gönderdiği defter değil, kağıt parçası

Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği defter değil, kağıt parçası

Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği  defter değil, kağıt parçası

Erdoğan, CHP liderinin Kayseri Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddialarıyla ilgili kendisine gönderdiği mektup için “Kağıt parçası” dedi ve ekledi: Bu Kayseri meselesinde çok kötü çaktın. Kongreden çıkmakla lider olunmuyor..

Haberin Devamı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, terörle mücadele ederken güvenlik ve özgürlük dengesinden asla taviz vermeyeceklerini, eskiye dönüşün kesinlikle söz konusu olmayacağını söyledi. Konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na da yüklenen Başbakan Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptaline ilişkin tepkileri de yanıt verdi. Erdoğan, TBMM grup toplantısında özetle şöyle konuştu:

Kılıçdaroğlu sen Kayseri meselesinde çok kötü çaktın

Kılıçdaroğlu’nun gönderdiği  defter değil, kağıt parçası

CHP Genel Başkanı bana bir mektup gönderdi. “Sayın Başbakan” diye başlayan, “saygılarımla” diye biten bir mektup... Ancak, bu iki ifadenin arasında mektubun kalan bölümü, anamuhalefet Genel Başkanı’na yakışmayacak, edep ve adap sınırlarını zorlayan bir üslupla kaleme alınmış. Kayseri ile ilgili iddialar. Neymiş, oraya niye bir müfettiş göndermemişim, orayla ilgili niye inceleme başlatmamışım? Aynı şekilde yine Elazığ ile ilgili iddialar... CHP Genel Başkanı’nın bir kez daha yanıltıldığını, aldatıldığını, sınıfta kaldığını, yani çaktığını ispat ettik. Bana gönderdiğini iddia ettiği bir defter değil, bir kağıt parçası. O kağıt parçası da zaten fazlasıyla başka bir çok bilgi ve belgeyle güya yargıya taşınıvermiş durumda. Şüphelinin Emniyet’teki ifadesi saklandı dediler yalan çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu; bak ben buradan açık açık söylüyorum, sen bu Kayseri meselesinde çok kötü çaktın. Kayseri’yi artık yargıya bırak da ’yamyamları doyuramıyoruz’ diyen kendi belediye başkanının ifadelerine bak. Kongreden çıkmakla da lider olunmuyor.

Cumhuriyet zenginlerin elitlerin, seçkinlerin değil

Gerek Van depremi; gerek Çukurca’da 25 askerin şehadetiyle sonuçlanan saldırı nedeniyle Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının abartılı şekilde yapılmaması için Başbakanlık olarak bir genelge yayımladık. Bu genelge bu anlamda ne ilk ne de tektir. Marmara depreminin ardından DSP-MHP-ANAP Hükümeti’nin bir genelgeyle kutlamaları iptal etti. Tabii milletin anlayışla karşıladığı bir karar, CHP’nin geleneksel istismarcı reaksiyonunu bir kez daha hayata geçirdi. Kendisini Cumhuriyet’in yegane sahibi, yegane bekçisi gören, cumhurdan kopuk bir Cumhuriyet anlayışını savunagelen CHP, 29 Ekim törenleriyle ilgili olarak o bildik refleksini gösterdi. Cumhuriyet, cumhurundur. Hiç kimse meseleyi farklı yerlere, farklı mecralara çekme gayretinin içine girmesin. Hiç kimse AK Parti’ye, AK Parti Hükümeti’ne Cumhuriyet dersi de vermeye kalkmasın. Türkiye Cumhuriyeti, elitlerin, seçkinlerin, zenginlerin, belli zümre ve grupların değil, 74 milyonunu topyekün cumhuriyetidir. Bunu böyle bilecek.

O anneyi öldüren teröristin evine taziye gidecekler mi

* Benim Kürt kökenli kardeşim artık açık yüreklilikle, cesaretle, korkmadan, çekinmeden bu canilere ’yeter artık’ diyor. ’Benim adıma öldürme’ diyor. ’Elinin kanını bana bulaştırma’ diyor. Terörle mücadele adına ne varsa onu yapyoruz, atılacak ne kadar adım varsa attıyoruz. Ancak bunu yaparken demokrasiden, halklardan, özgürlüklerden asla ve asla taviz vermiyoruz... Deprem sonrasında kimi mecralarda ortaya konan ırkçı ve ayrımcı görüş ve imaları şiddetle reddediyor ve kınıyoruz. Bingöl’deki olayı gördünüz.

Bayram alışverişine çıkan Hatice kardeşimiz, oğlu ve kızlarını korumak için canlı bombanın üzerine kapaklanıyor, hayata gözlerini yumuyor. Bir annenin, üç çocuğunun gözleri önünde havaya uçması ne demektir? Oyuncakçı dükkanı önündeki masum sivilleri, küçük bebeleri hedef almak ne demektir? Çok merak ediyorum acaba terörist taziyesinde boy gösterenler, canlı bombanın çocuklarının gözü önünde anne öldüren, sokaktan geçen Mehmet Çelik’i katleden, Hatice kardeşimizin 16 yaşındaki Veysel’ini ağır yaralayan o teröristin evine de taziyeye gidecekler mi? Selahaddin Eyyubi’nin çocukları, Selahaddin’e yakışır şekilde artık katliamlara, hukuksuzluklara, cinayetlere, haksızlığa karşı kahramanca tavır alıyorlar.