Gazete Vatan Logo
Magazin'Stratejik olmayı hiç sevmem'

'Stratejik olmayı hiç sevmem'

'Stratejik olmayı hiç sevmem'

Son dönemin öne çıkan genç oyuncularından Sevtap Özaltun, kısa zamanda büyük hayran kitlesi kazanan “Ulan İstanbul”da Derya karakterini canlandırıyor. Acemi hırsız Sevtap Özaltun, hem yeni dizisini hem de kendiyle ilgili bilinmeyenleri Formsante’ye anlattı.

Haberin Devamı

1984Artvin doğumlu Sevtap Özaltun, lisede gönül verdiği oyunculuk mesleğini konservatuarda tiyatro bölümünü okuyarak pekiştirdi. Adının en çok duyulmasını sağlayan iş ise “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisindeki Asu karakteri oldu. Bu başarısını son dönemin en başarılı işlerinden “Ulan İstanbul”da sürdüren Özaltun’la pilates yaptığı Sports Art Pilates stüdyosunda buluştuk. Doğallığı, mütevaziliğiyle beğenimizi kazanan genç oyuncu, dizi çekimleri kaçta biterse bitsin pilates stüdyosunun yolunu tutttuğunu anlattı.

Oyunculuğa ilk nasıl merak saldınız? İlk sahne tozunu ne zaman yuttunuz?

İlk kez lisede okul müdürümüzün zorlamasıyla bir oyunda rol aldım. Aslında bir tarafım çok istiyordu sahneye çıkmayı ancak o kadar utanıyordum ki “Yapamam” diyordum. Sahneye çıktıktan sonra ise bu işi yapmak istediğimi, hatta sadece bu işi yapabileceğimi düşündüm... O günden beri hala utanıyorum, hala çok korkuyorum ama mesleğime olan aşkım galip geliyor.

Geçtiğimiz yıl oynadığınız tiyatro oyunundan bahsedebilir misiniz?

Tiyatrocu arkadaşlarımdan biri aradı, Ömer Hayyam’la ilgili bol rubaili, şarkılı, daha önce sahnelerimizde örneğine pek rastlanmayan bir oyun sahnelemeye karar verdiklerini ve benimle çalışmak istediklerini söyledi. Teksti okuyunca içim ısındı. Hayyam’ı bilirdim elbet ama hayatını daha yakından tanıyınca açıkçası şaşırdım ve etkilendim. Bir yandan değişik roller oynayacak bir yandan da oyunun şarkılarını söyleyecektim. Meyhane ve bar gibi mekanlarda sergiledik oyunumuzu. İnsanlar bir yandan içkilerini içerken bir yandan da oyunumuzu izledi ve çok sevdi. Bu sezon hepimizin başka planlarımız oldu ve daha sonra tekrar oynamak üzere ara verdik.

Haberin Devamı

Ömer Hayyam’ın en çok hangi sözünü seversiniz?

Ömer Hayyam’ın tüm rubailerini çok severim ama hayata bakışıma çok yakın bulduğum rubaisi şudur: Yarım somunun var mı. Bir ufak da evin. Kimsenin kulu kölesi değil misin. Kimsenin sırtından da geçindiğin yok ya. Keyfine bak. En hoş dünyası olan sensin... Her şeyin boş olduğu, mutluluğun küçük detaylarda saklı olduğu bundan daha güzel nasıl anlatılır ki...

Stratejik olmayı hiç sevmem

Dengemi kaybedince klasik müzik dinlerim

Beslenmenize dikkat eder misiniz? Mutfağınızın süper besinleri nelerdir?

Tabii ki dikkat ederim. Mutfağımda daima nane, limon ve maydonoz bulunur. Özellikle kahvaltıda mutlaka maydonoz yerim. Meyve çaylarının her çeşidi vardır, hepsini limonlu içerim. Fazla soğuk algınlığı gibi şeyler yaşamıyorum, çok fazla limon tükettiğim için olabilir.

Haftanın kaç günü spor yapıyorsunuz?

Pilates yapmaya başladım ve kendimi çok iyi hissettirdiğini gördüm. Her anlamda; bedensel olarak daha dinç hissediyorum, ruhuma da iyi geliyor. Fırsat buldukça set geç bitse bile pilatese gitmeye çalışıyorum, koşuyorum ve yürüyüş yapıyorum. Çok yoğun çalıştığımız için her gün yapamıyorum ama haftada en az üç gün spor yapmaya gayret ediyorum.

Haberin Devamı

Hayatınızda dengenin önemli olduğunu söylemiştiniz, bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Arada ben de dengeyi kaybederim; yaşadığımız dünyada insan dengesini nasıl ve ne kadar koruyabiliyor ki. Bu tip zamanlarda klasik müzik dinlemek iyi geliyor; herkese öneririm.

Stratejik olmayı hiç sevmem

Takı tasarlamak beni çok rahatlatıyor

Babanızın müzisyen olduğunu biliyoruz; ağabeylerinizin de müzik grubu varmış, birlikte çalıştınız mı?

Hiç birlikte çalışmayı düşünmedik. Herkes kendi profesyonel alanında kendi işini yapıyor. Biz bir araya geldiğimizde sohbet, muhabbetin içinde aile meclisinde çalıp söylemeyi seviyoruz.

İsminiz en çok “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisiyle duyuldu, neler değişti bu diziyle birlikte hayatınızda?

Özel hayatımda pek bir şey değişmedi ama tabii ki “Fatmagül’ün Suçu Ne” kariyerim için çok iyi bir başlangıç oldu. Okuldan sonra o diziyle birlikte özellikle televizyon dinamikleri ile ilgili çok şey öğrendim.

Haberin Devamı

Televizyon mu tiyatro mu?

Hepsinin yeri ayrı ve kendi içinde özel. Televizyon da, tiyatro da, sinema da. Hepsinde oyunculuk yapıyorsun. Bir karaktere can veriyorsun, bu çok heyecan verici bir duygu.

Müzikal var mı gelecek planlarınız veya hayalleriniz arasında? Broadway’den veya dünyadan en sevdiğiniz müzikal hangisi?

Kesinlikle “Chicago”! Hatta ilk seyrettiğimde o kadar sevmiş, o kadar heyecanlanmıştım ki “Keşke Türkiye’de de böyle bir prodüksiyon olsa ve ben de içinde olsam” diye düşünmüş ve hatta günlerce kendimi o müzikalde hayal etmiştim...

Şu anda oynadığınız “Ulan İstanbul” dizisindeki karakterinizi biraz anlatabilir misiniz?

Deryaaa... İçinde ne deryalar patlıyor ne fırtınalar kopuyor bilemezsiniz. Bir tarafta hasta babası haksız yere hapis yatıyor. Babasını çıkarabilmek için hiç bilmediği bir dünyanın içine kendini atmışken orada öyle bir aşka düşüyor ki... Anlayacağınız Derya’nın durumu çok zor, çok....

Siz bir erkeği sevseniz bunu karşınızdakine söyleyebilir misiniz yoksa erkekten mi ilk hareketi beklersiniz?

Stratejik olmayı hiç sevmem, içimden geliyorsa söylerim.

Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Bu sıralar çok boş vaktim olmuyor. Evet takı da yapıyorum, hatta Zeynep adında bir arkadaşım var. Kişiye özel tasarımlar yapıyor ve internet sitesinden insanlara sunuyor. Şimdi bir atölye açtı, boş zamanlarımda onun atölyesine gidiyorum, birlikte tasarımlar yapıyoruz. Bu beni çok rahatlatıyor.