Gazete Vatan Logo
GündemBu edepsizliğe susmak mümkün mü?

Bu edepsizliğe susmak mümkün mü?

Bu edepsizliğe susmak mümkün mü?

.

Haberin Devamı

Yılmaz Özdil'in kulağı Ahmet Türk'ün burnu

Kutsal toprakların etkisini doyasıya terennüm ederken hiç değilse bir müddet kimseciklere "çakmayayım" diyordum.

Sırf bu yüzden Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin'in babasının mesleği hakkındaki iddialara verdiği cevabı görmezlikten geldim.

Yoksa...

Babasının oto tamircisi olduğu iddiasını dillendiren Star gazetesi yazarı Kudret Köseoğlu'na, "Bir süredir babamın oto tamircisi olduğu yalanını yazıp duruyor... Kaldı ki, olsa ne olur? Aklı sıra küçük düşürecek..." şeklindeki restine bigâne kalmazdım.

En azından, "Elalemi baba mesleğinden hareketle 'kolonya kokulu' şeklinde 'aklı sıra' aşağılamaya çalışan sen değil miydin?.." diye sorardım.

Tamam, beyan esastır; babasının oto tamircisi olmadığına inanalım.

Gelgelelim...

Kolonya kokusunu "sınıfsal" aşağılamaya tâbi tutan bir insan evladının, babasının mesleğini açıklamamaya bu denli özen göstermesinin bir nedeni olmalı.

"Kolonya kokusu" karşısındaki aşağılık psikolojisi, babasının orta dereceli bir kolonya tüccarı olmasından kaynaklanmasın?

Şaka bir yana da...

Şalom gazetesinde Yahudi olduğunu ilan eden bu zırtapoz çocuk, başkalarına baba mesleğinden hareketle saygısızlık ederken, bizzat kendi babasının mesleğinin de sorgulanacağını aklına getirmeliydi.

Neyse, burada keselim; çünkü bu işin sonu "çakmaya" doğru gidiyor!

Sadece bu değil tabii.

Takıldığım birkaç mevzu daha oldu ama çok şükür hepsini "lahavle" çekerek başımdan savdım.

Lakin...

Yılmaz Özdil'in dünkü yazısını okuyunca kan beynime sıçradı: Gel de çakma dedim birader, gel de çakma!

Öyle zırvalamış ki; çakılacak ağız tokada yakın gelirmiş misali.

Yine de çakmamaya gayret edeceğim; bi ufaktan kulağını çekeceğim sadece.

O kadar da olsun ey erenler.

Zira...

Yenilir yutulur densizlik değil yaptığı.

"Ahmet Türk yumruğu hak etti..." demeye ramak kalmış yazısından şu kadarcığını okuyun bakalım siz ne diyeceksiniz:

"Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek 'demokratik hak' kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye 'ırkçılık' oluyor? / Mayın demokrasiyse... Yumruk niye faşizm?.."

Bu edepsizliğe susmak mümkün mü?

Kimseciklerin kalbini kırıp günaha girmeyelim diye susalım mı yani?

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!.." ölçüsünü ya ne yapalım?

Partisinin kapatıldığı gün yaptığı mutedil konuşmayla ne kadar sağduyulu bir lider olduğunu kanıtlayan, bin yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşadığımızı uğradığı alçakça saldırıya rağmen dilinden düşürmeyen Ahmet Türk'e yumruk vurmak ne demektir?

Bu ülkenin kardeşliğine, bu ülkenin barışına, velhasıl-ı kelam, bu ülkede yaşayan halkların birlikte yaşama iradesine indirilen yumruk değil midir bu?

Hürriyet gazetesinin üçüncü sayfa güzeli bu alçak, bu kalleş yumruğu "tevil" edebilecek kadar aklını nasıl yele verir?

Bu arkadaşın ilk vukuatı da değil bu!

Daha evvel de Sayın Ahmet Türk'ün şivesiyle dalga geçmişti.

Hani, "Pırt mentö..." şeklinde alay eden Bekir Coşkun abisine, "töplümsel süreç" diyerek katkı sunmuştu.

O vakitler bu densizlik karşısında, "Anadilde konuşmasını yasak ettiğiniz insanlardan Zeki Müren Türkçesi mi bekliyordunuz lan siz?.." demiştim.

Şimdi ne diyeyim?

Umreden daha yeni döndüm; "Allah ıslah etsin!" demekle yetineyim.

Sizin İçin Seçtiklerimiz