Geri Dön
GündemSivas katliamında devletin kusuru ağır

Sivas katliamında devletin kusuru ağır

DDK’dan çok sert Madımak raporu

Sivas katliamında devletin kusuru ağır

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Madımak Olayı’nı katliam olarak niteledi ve “Olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında/ yargılanmasında devlete terettüp eden ağır hizmet kusuru var” dedi

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), 1-2 Temmuz 1993 tarihlerinde Sivas’ta çoğu aydın 37 kişinin yakılarak öldürüldüğü Madımak olayıyla ilgili oluş şekli, amacı, sonuç ve tesirleri itibarıyla incelemelerini tamamlayarak bir rapor hazırladı. “Sivas olaylarının üzerinden 20 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olması bazı bilgi ve verilere ulaşılmasında güçlük yaratmıştır. Öte yandan, Sivas Olaylarının tarafı durumunda olan bazı kesimlerin DDK tarafından yürütülen incelemeye karşı çeşitli biçimlerde tezahür eden dirençleri ile karşılaşılmıştır” deniler raporun ’Tespit’ bölümlerinde çok çarpıcı yorum ve sonuçlara yer verildi:

Sivas katliamında devletin kusuru ağır

37 kişinin can verdiği Madımak olayı öncesinde çekilen bu fotoğrafta, ellerinde benzin bidonlarıyla otel önüne yürüyen kalabalık bir grup görünüyor.

‘Başka faillerin varlığı’

“Sivas olaylarında yargılanarak çeşitli cezalara mahkum edilen toplam 81 kişi; otelde öldürülen 35 kişinin görünen, temas edilebilen ve yargılama süreçlerinin tespit ettiği sorumlularıdır. Olayların oluş şekli ve mahiyeti, bunların yanında, başka faillerin ve sorumluların da varlığına işaret etmektedir. Bu açıdan, esas itibariyle söz konusu olaydaki sebep ve failleri; kamu yönetiminin söz konusu olaylardaki rolünde ve oluşan toplumsal krizi yönetmedeki basiretsiz uygulamalarında ve Sivas olaylarına ilişkin kolektif hafıza gruplarının tutum ve yaklaşımlarında aramak gerekmektedir.”

‘Asil fail kamu yönetimi’

“Başka bir deyişle, kolektif hafızalar arasında çatışmalı bir alana girip bir başka kolektif hafızayı ötekileştiren ve tarafsızlığını yitirecek nitelikte başka bir kolektif hafızaya ait bir etkinliği düzenleme ve heykel dikimi gibi sair işlere girişen ve güvenliği sağlamakla ilgili temel görevine ilişkin gereklerden hiçbirisini yerine getirmeyen ve olaylar sırasında da aynı zafiyeti gösteren, kontrolü yitiren ve böylece 37 kişinin öldürülmesine seyirci kalan ve sebep olan dönemin kamu yönetimi olayın esas failleri olarak görülmelidir.”

‘Taraflı yargılama’

“Yargıya müdahale niteliği taşıyan vasıtalarla olayın gerçek mahiyetini kavramaya yönelik çabaların sonuçsuz kalmasının; adli ve idari soruşturmaların kamu vicdanını tatmin etmeyen bir biçimde sonuçlanmasının ve böylece olayın tümüyle kolektif hafızalar tarafından tarihselleştirilmesine yol açılmasının da temel müsebbibi devletin söz konusu olaylarda taraf haline gelmesi ve geleneksel tarihselleştirme araçlarına başvurmasına ilişkin uygulama ve yaklaşımlarıdır. “

‘Suçu kalabalığa yıkma’

“Olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında, yargılanmasında devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır. Bu açıdan, Sivas olaylarında dönemin tüm devlet ricali ile yaklaşımları, 37 kişinin ölümünden dolayı; en az kalabalıkları şuursuz hale getiren ve kolayca tahrike kapılan sünni kolektif hafızaya ait bazı algı ve yaklaşımlar kadar sorumludur. Ne yazık ki, gerek kamu görevlileri ile ilgili etkin soruşturma ve yaptırım kapasitemizin olmaması gerekse yetersiz demokratik standartlarımız nedeniyle herkes ‘tüm suçu’ kalabalıkların ve toplumun üzerine yıkma kolaycılığını tercih etmiştir.”

‘Ötekileştirme tektipleştirme’

“Sivas, pek çok topluluğun, kavimlerin yerleştiği ve dinleri, inanışları, örf ve adetleriyle kültür çeşitliliği oluşturduğu bir yerleşim merkezi olmuştur. Bu çerçevede, Sivas’ta Alevi ve Sünni nüfus yüzyıllardan beri bir arada yaşamış olup zaman zaman 1978 Sivas Olayları gibi mezhep farklılığının ön plana çıkarıldığı toplumsal olaylar meydana gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlayan ’kimlik’ oluşturma çabaları gitgide çok kültürlülüğü reddeden bir kavramsallaştırmaya ve ilerlemeci bir toplumsal tasavvura kaymıştır. Akabinde cereyan eden tektipleştirmeye yönelik tüm uygulamalar ve toplumsallaştırma çabaları; dindarları, Alevileri, Kürtleri, sol düşünce sahiplerini, gayrimüslimleri ve farklılıklarını muhafaza etmeye çalışan diğer toplulukları ötekileştirmiştir.”

‘Can güvenliğinde ciddi ihmal var’

“Sivas’ta cereyan eden olay; 2 Temmuz 1993 tarihinde düzenlenen etkinlik nedeniyle oluşan bir toplumsal krizin başlangıcından sonuna kadar yönetilmesinde; gerek etkinliğin düzenlenme yerinin belirlenmesi, gerekse katılımcı profilinin oluşturulmasında devletin aktif katılımına ve apaçık gerçekleştiği/oluştuğu görülen toplumsal kriz riskine rağmen, gerek yeterli güvenlik önlemleri alınmadan etkinliğin yapılmasına devlet tarafından ön ayak olunması; ortamı soğutmaya ve can güvenliğini sağlamaya yönelik olarak etkinliğin iptali, kalabalığın dağıtılması, katılımcıların otelden tahliyesinin sağlanması, sokağa çıkma yasağı uygulanması gibi tedbirleri almakta ciddi ihmal ve zafiyetler gösterilmesi neticesinde kontrolden çıkan ve kutsalına hakaret edildiğine ilişkin nefret duygularıyla hareket eden şuursuz hale gelmiş kalabalıklarca otelde bulunan 35 kişinin ölümüne yol açılması ile sonuçlanan ve ’katliam’ olarak nitelendirilmesi gereken bir toplumsal olaydır.”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler