Rahatsızlığım Gülen'e iletildi
27.08.2010 - 02:39Güncellenme Tarihi:

Yazdığı kitapta devlet yönetiminin cemaatlerin eline geçtiğini iddia eden Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, NTV canlı yayınında soruları yanıtladı.
Haberin Devamı
Hanefi Avcı dün NTV Yazı İşleri’nde çarpıcı açıklamalar yaptı: Kitabı yazmadan önce cemaatin ileri gelenleri sayılabilecek insanlarla görüştüm. Kitaptan söz etmedim ama ‘Basına açıklayabilirim’ dedim. Birden fazla kişiye anlattım. Gülen’e mesajımın gitmemesi düşünülemez. Ama cevap gelmedi.
Hanefi Avcı, dün NTV’de Ruşer Çakır ve Mirgün Cabas’ın sunduğu canlı yayınlanan Yazı İşleri programına katıldı. Avcı, 1.5 saat süren programda kitabını yazmadan önce cemaati uyardığından, Fethullah Gülen’in dahi devlet içindeki örgütlenmenin pervazsızlığının ulaştığı boyuttan haberdar olmayabileceğine, Türkiye’deki mevcut çaptaki dinlemeyi devlet kurumları dışında kimsenin yapamayacağından, cemaat örgütlenmesinin mevcut Ak Parti hükümeti hakkında da bilgi depoladığına kadar yeni açıklamada bulundu. Avcı’nın açıklamaları özetle şöyle:
HERKESLE KONUŞTUM: Devlet içinde yetişmişim. 34 yıllık mesleki geçmişim var. Her şeyin devletin kendi sistemi içinde çalışıp halledilmesi gerektiğine inanan biriyim. Bunun dışındaki yol ve yöntemler uygun olmaz. Bir tek bunu Susurluk’ta yaptım çünkü Susurluk’ta devlet sistemi mekanizmaya müdahale etmemişti. Birçok kişiye muhataplarına dahi bu yol yöntemlerin yanlış olduğunu, devletin gizli yöntemlerle iş yapamayacağını söylemiştim. Bugün de aynı şey. Anılarımla ilgili hazırlık yapıyordum. Cemaatle ilgili bölüm konusunda müracaat etmeme konuşmam gereken herkesle konuştum. Önce Bakanla, savcılarla, genel müdürlerle şifahi görüşmeler yaptım. Baktım ki yazılı hale getirmek lazım, dilekçeler verdim. Yürümediğini görünce bunun daha yukarlardan sistemin çalıştırılması için girişimleri yaptım. İlk dilekçemi verdiğim tarih 1. ay, 8 ay süre geçti. Devlette en geç 60 gün içinde yapılması gerekir. Sistem hala çalışmadıysa bunun yazılması gerektiğine inandım.
UYARDIM: İki şeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Ben cemaatin iç dünyalarına, yardım kuruluşlarına, okullarına karşısı değilim. Onların polis, adliye teşkilatları içine girerek, adalet mekanizmasına, suç soruşturmalarına girmelerine karşıyım. İnsanların özgürlük, şeref ve onurlarının sıkıntıya sokulduğu cemaatlere karşıyım. Buna cemaatin müdahale etmemesine karşıyım. Kitabı yazmazdan 2 ay kadar önce cemaatin ileri gelenleri sayılabilecek insanlarla görüştüm. Dedim ki ‘Bakın polis, adliye, askeriye içinde cemaatin yaptığı olaylar var. Yanlış yapılıyor. Devlete, millete, en çok da size zarar verir. Beni dost biliyorsunuz ama size karşı tavır alacağım. Kitaptan söz etmedim ama ‘Basına açıklayabilirim’ dedim. Birden fazla kişiye net olarak anlattım.
CEVAP GELMEDİ: (Mesaj Gülen’e gitti mi sizce? sorusu üzerine) Gitmemesi düşünülemez. Hatta cemaatin daha üst düzeyindeki, bu işe emeği geçen herkesin duyduğu kanaatindeyim. Çünkü aleni saatler süren tartışmalar yaptık. İlgili yerlere, Hatta Fethullah Gülen’e anlatırız imalarında bulundular. Aradan geçen 2,5 ay içinde bana bir cevap dönmedi.
BAKANLAR İYİ NİYETLİ: Yetkili mercilere elimdekileri de vereceğim, bildiğimi de söyleyeceğim. Dilekçelerimi okursanız kitapta var orada delillerin nerede bulunacağı yazılı. Görüşmelerimde hissettim hem İçişleri, hem Adalet Bakanı çok iyi niyetliydi. Dilekçe verileli 8 ay sonra yanıt verilmediği gibi 3 ay sonra işleme konduğu söylendi. Bu cemaatin devlet içindeki faaliyetlerini engellemek göründüğü kadar kolay değil. 2 tayinle halledilir görülüyor ama bu göründüğü kadar kolay değildir. Cemaatin kendisine rol biçmesi lazım. Bu cemaatin görevi bu değildir. Askerin polisin içine grerek bir şey yapamazlar. Gizli faaliyetle, ön yargılarla bir işin içine karışırsanız bir ton insanın hakkını hukukunu ihlal edersiniz. Hak hukuk din Allah diyorsanız bunları yapmamınız lazım. Sizin bu sahadan çekilmeniz lazım.
HOCA EFENDİ’NİN HABERİ YOKTUR: Gülen Hoca emniyet, asker ve jandarma içindeki örgütlenme faaliyetlerinden haberdardır. Ama oradaki insanların ileri giderek iftira ve şantajlarının boyutunu büyüttüğünü bilmeyebilir. Teferruatı görmemiş olabilir. Ama oradaki örgütlerin varlığından haberdardır. Yazdıklarımdan sonra araştırır sorgularsa bunların doğru olacağını görecektir. Umudumuz da inşallah öyledir Hoca Efendi’nin teferruatından haberi yoktur, müdahil olur diye düşünürüm. Ben o cemaatin taraftarlarının büyük kısmını tanırım, dostluğum arkadaşlığım var. Bu cemaat de olsa bu devletin düzenini, sistemini bozmaya kimsenin hakkı yok. Burada devletin düzenini sistemini bozan faaliyetler var. Bu hafife alınacak bir olay değil. İyi bakıldığında devletin geleceğiyle, güvenliğiyle muhalif hareket edebilen herkesin hayatının sıkıntıda olduğunun farkındayım. Yoksa ben cemaati de Hocanın kendisini de yanlış görmüyorum. Kitap hiç kimseyi hedef almıyor. Cemaatin devlet içindeki örgütlenmesinin gelecek açısından vahim olduğunu, durdurulması gerektiğini söylüyorum. Bugün de başıma gelecekleri üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. Yakın vadede rüzgarın tersine dönmeyeceği görülüyor.
ATALAY İLE GÖRÜŞTÜM: 2009’da tayinler çıkmazdan önce İçişleri Bakanı Atalay benim gibi 3-4 emniyet müdürüyle mülakat yaptı. Emniyetin geleceği yapı olarak ne düşünüyorsun? Büyükşehirler boşaldı emniyet üst düzeyiyle ilgili planlama yapmak istiyoruz ne düşünürsünüz teklifinde bulundu. Sayın Bakana ‘Hiçbir ili istemiyorum. Bir ilde kalacaksam Edirne’de kalayım. Görev verilecekse oğlum Ankara’da oturuyor, Ankara’da unvansız görev verin’ dedim. O bana ‘Unvansız görev yok’ dedi. Eskişehir’i dahi istemedim. En az 10 görevi reddettim.
ZARARI HÜKÜMET GÖRECEK: Devletin görevlileri bazen içeriye farklı dışarıya farklı tavır gösteriler. Kendi içlerinde sistemi çalıştırabileceklerini, birazcık da olsa olayların üzerine gidebileceklerine inanıyorum. Bu hakim savcılara havale edilip ortaya çıkarılacak bir olay değil. Bu zamana kadar devlet böyle çok kolaycılık yaptı. Bu sorun adliyeye emanet edilecek kadar basit değil. Hükümet devleti yönetmekle görevli ve bu sistemin sorumlusu. Bu sisteme müdahale edilmezse gelecekte en büyük zarar kendileri görecek.
HÜKÜMET HAKKINDA DEPO EDİLİYOR: Sistem geçmişe yönelik bilgi topluyor ama mevcut yapı hakkında da bilgi topluyor, her şey deşifre ediliyor ama bugün kullanılmıyor. Gelecekte bu hükümet hakkında da kullanılacak bilgiler depo ediliyor. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
BANA SALDIRDILAR: 28 Şubatta muhafazakar kesimler masumdu mağdurdu, militarist kesimler hakimdi zulm ediyorlardı. O gün muhafazakar kesimin yanındaydım, onları savundum, militarist kesimler bana saldırdılar. Bugün muhazfakar kesim hakim, militarist kesimler mahkum. Bunlara zulm ediyorlar. Onları savunmak adına değil, adalet adına karşı çıkıyorum. Gücü eline geçen herkes zalim olmamalı adil olmalı.
Merkeze çekildi
HANEFİ Avcı, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nden affını istediğini NTV’de katıldığı “yazı işleri” programında açıkladı. Avcı “Eskişehir Emniyet Müdürü, fiili durum bu mu? Kitaptan sonra soruşturma başlatıldı durum değişti mi, değişecek mi?” sorusunu yanıtlarken, merkeze çekilmeyi talep ettiğini belirterek dilekçeyi vermesinde kimseden telkin almadığını, buna kendisinin karar verdiğini vurguladı. Avcı şunları söyledi: “Dün itibariyle soruşturmalar ve gelişmelere bakarak fiili görevimden affımı merkez emniyet müdürlüğüne atanmam konusunda bakanlığa müracaatta bulundum ve dilekçe verdim. Beni merkeze alabilirsiniz, bu konuda istekliyim diye idarenin takdirine sundum. Artık isterlerse merkez emniyet müdürlüğüne alabilirler. Bu dilekçeyi tamamen kendi irademle verdim.” Avcı, dilekçe verdiğini dün NTV’de saat 11.15’de kamuoyuna açıkladı. Dilekçeyi hemen işleme koyan İçişleri Bakanlığı, Avcı’nın merkeze çekildiğini saat 14.45’de basına duyurdu. Bakan Beşir Atalay’ın imzaladığı görevden alma kararnamesini öğle saatlerinde Başbakanlığa sunulduğu, Başbakan Erdoğan’ın imzalamasının ardından Cumhurbaşkanı’nın onayına sunuldu.





