TCDD Genel Müdürü Karaman "Bu bölgede trenlerin hızını artırmamıştık. 70-80 kilometre hızla gidiyordu. Bu hızla bu kazanın olmaması lazım. Bu normal bir durum değil" derken uzmanlar gerçeği açıkladı: Hızlı tren geçtiği rayların fiziksel geometrisini bozar, o hızda normal tren bile devrilir
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman (Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın halasının oğlu) Yakup Kadri Karaosmanoğlu ekspresinin diğer trenlerle aynı hızda seyrettiğini, bu bölgede hızlandırılmış trenlerin de hızlarının artırılmadığını söyledi. "Hızla ilgili bir sorun değil bu" diyen Karaman, bu hızla tren kazasının olmaması gerektiğini belirtti. İTÜ öğretim üyesi Profesör Doktor Haluk Gerçek ise, hızlandırılmış tren projesinin hayata geçirilmesi için demiryolu hattının altyapı, üst yapı ve yol geometrisinin derinlemesine incelenmesi gerektiğini vurguladı. Demiryolları'nın kapsamlı bir çalışma yapmadığını dile getiren Gerçek, "Eğer hızlandırılmış tren için uygun yapının bulunmadığı bir yerde bu projeyi hayata geçirirseniz raylar bozulur. Hat genişliği bozulur, yol eğrileşir, tren yolunda çökmeler olur, yolun geometrik ve fiziksel kalitesi bozulur. Bu rayların üzerinde bırakın hızlı treni normal trenler bile raydan çıkar" dedi.
Trenin bu alt yapıda çalıştırılması riskliydi
Gerçek şöyle devam etti: "Demiryolları 50 yıldır ilgisizlikle yüzyüze. Gerekli altyapı çalışmaları yapılmadı. Trenlerin bu altyapı üzerinde çalıştırılması çok riskli olur." Bir jandarma yetkilisi ise, "Tren, söylendiği gibi saatte 80 km. hızla gitse böyle bir kaza olmazdı. Tüm vagonların raydan çıkması için ya bomba patlayacak ya da söylenen hız doğru değil. Tren, rayları söküp koparmış" dedi.
Neler yapıldı da yavaş tren birden hızlı hale getirildi?
Hükümet yetkilileri kilometre başına 15 milyar liralık yatırımla Ankara-İstanbul arasını 7.5-8 saatten 5 saate düşürmekle övündü. Projenin ikinci ayağı olarak Eskişehir İnönü'den Adapazarı'na kadar olan mevcut demiryolunun da yenilenmesi planlandı ve ihalesi yapıldı. Güzergah üzerindeki köylerde tek tek seminerler verilerek köylülerin hayvanlarını demiryolu hattı üzerinde otlatmamaları istendi. Yerleşim yerlerine karşıdan karşıya geçişleri engellemek için bariyerler konuldu. Tüm bu çalışmalar neticesinde Ankara-İstanbul arasında trenin ortalama sürati 55 kilometreden 80 kilometreye çıkarıldı. Hızlandırılmış trenler bazı yerlerde 150 kilometre hıza çıkabilme kapasitesine ulaştı. Ancak mevcut demiryolunun özellikle Bilecik-Adapazarı kısmında çok viraj olduğu dikkate alındığında bu süratin çok sınırlı yerlerde yapılabildiğini de unutmamak lazım.
"Bizim genel müdür sözünü tutmak için böyle bir buluş icad etti"
İnternethaber adlı sitede Süleyman Özışık'ın yazısında bir TCDD görevlisinin, 170 km. hız denemesi yapan "hızlı tren" konusunda şu değerlendirmeyi yaptığı ileri sürüldü:
İneğe çarpsa facia olur!
"Ne hızlı treni yahu! Bizim Genel Müdür bir laf etti, sözünden dönmemek için böyle bir buluş icad etti. Bindiğimiz trenin tıpatıp aynısı o da. Biraz cila, biraz boya, oldu hızlı tren. Bir kaç keskin viraj düzeltildi. Bir kaç geçide ve köprüye bakım yapıldı. Eski trenlerdeki makinistlere, 'Hızınızı 170 KM'ye ayarlayın' dendi o kadar. Bu trenlerde iki kez görev yaptım. Hız 170'e vurduğunda ayakta durmak mümkün değil. Müthiş bir yalpalanma oluyor. Yemekli vagonda tabak, bardak kalmadı.. Yemek yiyen yolcular yemekleri yemek için ağzını aramaya, yemekleri üzerine dökmeye başladı. Bu sıkıntılar belirince hız düşürüldü.. Bakın asıl tehlike ne biliyor musunuz? Hızlı tren 170'le gidiyor. 170 ile giderken bir yolcu imdat frenini çekse, otomatik frenler devreye girer ve bu tren o hızda ani frene dayanamayarak devrilir. Raylara çıkan bir ineğe çarpsa, raylardan çıkma ve devrilme ihtimali yüzde 90'dır. Sonuç facia olur. (Yeni yol yapılıncaya kadar) Bu şekilde seyahat devam edecek. Hızlandırılmış trenle göz boyanacak. TCDD, yeni yolun yapımına sessiz sedasız başladı. Bu yolla ilgisi ve bağlantısı olmayacak yeni yolun. 2005'te bitecek bu yeni yol. O zamana kadar başka çare yok.."
Bu arada Abdulkadir Çağrıgüler adlı bir yolcu trenin çok hızlı gittiğini öne sürdü: Kalemimle yazı yazamıyordum. Masadaki çayım devrildi.




