Ukrayna’da halk yer altına çekildi! İşte dünyanın konuştuğu görüntüler...
Rusya’nın işgalinin ardında Ukrayna’da yaşayan pek çok kişi ülkesinden göç etmek zorunda kaldı, yurt dışına çıkamayanlar ise yer altındaki sığınaklarda yaşam mücadelesi veriyor. Hava bombardımanı endişesi yaşayan Kiev’deki siviller metro istasyonlarını sığınak olarak kullanıyor. Çocuklarına ‘Savaş yüzünden buradayız’ diyemediğini aktaran bir Ukraynalı vatandaş, “Kamp yaptığımızı söyledim. Elimizde kalan tek şey umudumuz” dedi.


Bu karanlık günler bitecek" diye konuştu. Evlerinden aldıkları bir iki parça eşya ve battaniyeleriyle metroya sığınan siviller gelecek güzel günleri bekliyor.

Kucağında Yoda isimli köpeği ve Garfield isimli kedisi ile Kiev'deki bir metro istasyonunda bekleyen Yuliya Gerasumenko, "İki kızım var.

Çocuklarım burada bir kampta olduğumuzu düşünüyor. Onlara savaş yüzünden burada saklandığımızı söylemedim. Elimizde kalan tek şey umudumuz. Ordumuza güveniyoruz.

İnsanlarımız bizi burada yalnız bırakmıyor. Metrodan zaferle çıkacağız" dedi. Dün gece gerçekleşen saldırılara dışarıda yakalanan Tanya Boyko da metroya sığınmış.

Boyko, "Köpeğimi gezdirirken televizyon kulesi vuruldu. Hemen ailemle metroya sığındım. Korkunç bir gürültü oldu. Dün geceden beri buradayım. Saldırılar bitince buradan çıkacağım" dedi.

YARALI OYUNCAK AYISIYLA GELDİ
3 çocuğu ve Ukraynalı eşiyle birlikte kilometrelerce yürüyerek savaştan kaçan Amerikalı Charles Donald Hofferber ve ailesi dün Edirne Kapıkule Sınır Kapısı'na ulaştı.

Kaçış sürecini adım adım anlatan ailenin küçük kız çocuğu Anna'nın oyuncak ayısını hiç bırakmayışı görenleri hüzne boğdu. Baba Hofferber "Anna oyuncağını asla bırakmıyor. Çünkü düşen her bombada ona sarıldı. Şimdi de yanından ayırmak istemiyor" dedi.

İŞGALİN KARANLIĞI IŞIK BEBEKLE AYDINLANACAK
Kiev'deki Materniti Doğum Hastanesi savaşın acı yüzüne tanıklık ediyor. Hastanedeki tüm hastalar sığınaklara indirilmiş durumda.

Yeni doğum yapan anneler, bebekler, doğum bekleyen kadınlar karanlık sığınaklarda bekliyor. Bebekler dünyaya gözlerini sığınaklarda açıyor. 38 haftalık hamile Alesya Antonova'nın doğumuna sadece birkaç gün ya da saatler var.

Bebeğinin adını Vuka koyacak. Vuka, Ukrayna dilinde "ışık" anlamına geliyor. 3 gündür sığınakta beklediğini söyleyen Antonova, "Burada sığınaktayım ama moralim yüksek.

Bu karanlık yerde bebeğimin adını Vuka koyacağım. Enerjim çok yüksek. Buradan sağlıkla çıkacağım. Rusya çok büyük bir ülke ama biz de çok güçlüyüz ve birbirimize bağlıyız. Bu savaştan zaferle çıkacağız" dedi.

SAVAŞTAN 3 SAAT ÖNCE DOĞAN TÜRK BEBEĞİ EMİLİA, AİLESİYLE İSTANBUL'DA
Ukrayna’nın başkenti Kiev'de 24 Şubat gecesi gözlerini dünyaya açan bebekleriyle büyük bir sevinç yaşayan Mutlu Özdemir ile Ukraynalı eşi Daria'nın mutluluğu, sadece 3 saat sonra bomba sesleriyle yarım kaldı. Emilian adını verdikleri bebekleriyle hastaneden sığınağa gitmek zorunda kalan çift, hemen Türkiye'ye dönmenin planlarını yaptı. Önce sevinci daha sonra korkuyu yaşayan aile, güç koşullarda ülkeyi terk etti. Özdemir ailesi, 7 günlük oğulları Emilian ve 2 yaşındaki kızları Emma ile birlikte dün gece tahliye uçağıyla İstanbul'a geldi.

Ukrayna'daki savaştan kaçan ve Romanya'nın başkenti Bükreş'ten Türk Hava Yolları uçaklarıyla tahliye edilen Türk vatandaşları arasında bebekli aileler de yer aldı. Özellikle savaştan kısa bir süre önce doğan bebekli aileler dikkat çekti. Onlardan biri de 2 buçuk yıllık evli olan Mutlu Özdemir ve Ukraynalı eşi Daria Özdemir çiftiydi. Özdemir ailesi, ikinci çocuklarının doğumu için bir süre önce Kiev'e eşinin ailesinin yanına gitti.

24 Şubat günü hastaneye yatan Daria Özdemir, oğlu Emilian'ı Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı saldırıdan sadece 3 saat önce sağlıklı şekilde dünyaya getirdi. Çiftin mutluluğu, bomba ve siren sesleriyle yarım kaldı. Hemşireler tarafından uyarılan Özdemir çifti, güvenlik nedeniyle bebekleriyle birlikte sığınağa gitmek zorunda kaldı. Savaşın acı yüzüyle karşı karşıya kalan aile, Türkiye'ye dönüş için harekete geçti. Kendi imkanlarıyla Kiev'den Romanya sınırına giden Özdemir çifti, Türk Büyükelçiliği yetkilileriyle irtibata geçerek buradan önce başkent Bükreş'e oradan da THY'nin tahliye seferiyle İstanbul'a geldi.

KİMLİK KARTI VE PASAPORTU YOK
Savaş nedeniyle bebeklerine kimlik kartı ve pasaport çıkartamayan aile, İstanbul Havalimanı'nda Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Emilian bebeğe seyahat belgesi düzenlenmesiyle yurda giriş yapabildi. Havalimanında basın mensuplarına konuşan Mutlu Özdemir, son bir haftada hem mutluluğu hem de korkuyu yaşadıklarını söyledi.

ÖNCE SEVİNCİ SONRA KORKUYU YAŞADILAR
Özdemir, "Oğlum 24 Şubat'ta saat 00.03'de dünyaya geldi. Bu mutlulukla ne yapacağımı şaşırdım. Lakin 3 saat sonra siren ve bomba sesleriyle birlikte irkildik. Hayatımızda ilk defa böyle bir şey başımıza geldi. Hastane odasındaydık ve hemşireler geldi birden. Sığınağa gitmemiz gerektiğini söylediler. Şoktaydım. Ne olduğunu anlamadık.

Sabaha kadar bomba ve siren sesleri... Sevinç yerini korkuya, sıkıntıya; aynı zamanda koruma çabasına, nasıl koruyabilirim gibisine girdi. Çok şükür geldik. Şu anda İstanbul'dayız. Eşimin ailesi bizi Romanya sınırına bıraktı. Oradan taksiyle Bükreş'e geldik. Romanya'da bir gece kaldık. Sonra Bükreş'te de Türk Hava Yolları'nın uçağıyla buraya geldik" dedi.

UKRAYNA SAVAŞININ ORTASINDAKİ TÜRK BEBEKLER
Öte yandan tahliye uçaklarıyla gelen bebekli ailelerden bir başkası ise Aydın ailesiydi. Eşi Alesya ile birlikte uzun süredir Harkov'da yaşayan Murat Aydın, 1 aylık kızları Asya bebek ile İstanbul'a geldi. Oldukça zor günler geçiren Murat Aydın ise yaşadıklarını ve savaştan kaçışlarını şu şekilde anlattı:

"VATANIMIZA KAVUŞTUK. ÇOK MUTLUYUZ"
"Ukrayna’da 26 Ocak günü çocuğumuzun doğumu ile büyük bir sevinç yaşadık. Siber saldırılar nedeniyle çocuğun evrakını almakta zorluk çektik. Aradan 1 ay süre geçti. Sonra bomba sesleri ile mutluluğumuz sekteye uğradı. Gece 04.30'da ilk bomba düştüğünde midem bulandı. Üşüdüm ve terledim. Sonra bir an önce oradan tahliye edilmemiz gerektiğini dillendirdik. Cumhurbaşkanımız, Dışişleri Bakanlığımız, konsolosluğumuz bizimle ilgilendi. Sürekli bizimle irtibat halinde oldular. Tren istasyonuna gitmemiz gerektiği söyledi.

Bir arkadaşımızın aracılığıyla tren istasyonuna gittik. Yolda güzergahlar değişti. 14 saatlik yol 28 saate çıktı. Aç ve susuz şekilde o yolu kat ettik. Trenden inip hızlı şekilde otobüslere bindirilerek polis eskortu eşliğinde Romanya sınırına ulaştık. Memnuniyetle vatanımıza geldik. Şükrediyoruz. Canımız kurtuldu. Devletimizden Allah razı olsun. Her zaman milletimizin arkamızda olduğunu hissediyorduk. Bugünde vatanımıza kavuştuk. Çok mutluyuz." (Sabah-DHA)



