‘HAAPR Kıyamet Projesi’ ile ilgili dehşete düşüren gerçek! Anında kesiyor! Petrol, doğal gaz ve mineral...
Dünyanın en güçlü silahı ‘HAAPR Kıyamet Projesi’ ile ilgili ortaya çıkan son detaylar korkunç gerçekleri gözler önüne serdi. Türkiye’de özellikle depremlerden sonra adı sık sık gündeme gelen HAAPR projesinin gerektiği durumda ABD ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurabilme gücüne sahip olduğu iddia edildi. Petrol, doğal gaz ve mineral kaynaklarını anında tespit ettiği ve yer altının tomografik haritasını çıkarabildiği de iddia edilen kıyamet silahı olarak bilinen HAAPR, gizemlerle dolu bir proje olarak tartışılmaya davam ediyor. Çalıştırıldığı günden bu yana dünyanın değişik bölgelerinde iklim değişti. Bu değişimin sebebi küresel ısınma gibi görülse de bilim insanları asıl sebebinin HAARP olabileceğini ileri sürdü. İşte dünyanın sonunu getirecek gizemli proje hakkında bilinmeyenler...

Komplo teorisyenlerinin sürekli gündemde tuttuğu HAARP projesi ile ilgili ortaya atılan iddialar merak konusu oldu. Hakkında çok fazla bilgi sahibi olunmayan bu projenin, ‘iklimi değiştirme, deprem yaratma, insan beyninin etkileme’ gibi özelliklerinin olduğu düşünülmektedir. İşte HAARP projesi hakkında merak edilen gizemli bilgiler...

YARATICISI TESLA İDDİASI
Söylentilerden ilki, bu projenin merkezinde bulunan kişinin, ünlü mucit Nicola Tesla olduğudur. İnanılan bir diğer mit ise, Prestij filminde Nicola Tesla’yı canlandıran kişinin, dağ başında kablosuz bir şekilde tüm ampulleri yakma deneyinde kullanılan teknik ile HAARP’da kullanılan tekniklerin aynı olduğudur.

Basitçe Tesla, atmosfere bir manyetik dalga göndermiş ve bunun çok daha güçlü bir enerji olarak döndüğünü görmüştür. Fakat, HAARP projesinde kullanılan teknik ile Nicola Tesla’nın gerçekleştirdiği deneyin tekniği arasında hiçbir bağ yoktur.

DEPREM MAKİNESİ
Tesla, deprem makinesi üretmiştir fakat birbirlerinden tamamen bağımsız iki teknolojiden bahsediyoruz. Tesla’nın ürettiği deprem makinesinin mantığında olan: atmosfere gönderilen dalgaların ionosferden sekmesi sonucu oluşan dalgalar, fay hatlarının rezonans frekansına uyarlarsa, orayı yeterince sallarlar, hatta kırılma yaşanır yani deprem olur. Fakat HAARP projesinde böyle bir teknoloji kullanılmamaktadır.

HAARP PROJESİ İLE DEPREM YARATMAK MÜMKÜN MÜ?
Böyle bir depremin yaratılmasının enerjinin korunumu yasasına tamamen aykırı olduğunu şu şekilde görebiliriz: Bir kıta tektoniğini 2 metre kaydıracak enerjiyi vermeden, o fay 7.8 lik deprem üretmez. İran’daki deprem, yer kabuğunun 30 km derininde oluşmuş, yani 30 km x 200 km (fay kırık boyu) x 200 km = 1.2 milyon km3 kayayı, 2 metre sürükleyecek kadar enerji verilmesi gerekiyor. 1 m3 kaya = 3 ton yani toplam ağırlık = 1.2 x 10^6 x 3 x 10^9 = 3.6x10^15 ton ağırlığı 2 metre sürükleyeceksiniz. 7.2 x 10^18 kgm iş yapmanız lazım.

Bunun kaç tane hidrojen bombası patlatmaya eş değer olduğunu hesaplamaya dahi lüzum yok ama bu enerjiyi uzaktan iyonosferle yansıtmak bir kenara, bunu üretebiliyorsanız zaten dünyanın enerji sorunu çözülmüş demektir.

HAARP İKLİM ÜZERİNDE ETKİLİ Mİ?
Uygulama olarak bu da pek mümkün görünmüyor. Zira, projenin ürettiği dalgalar değil iyonosferi, stratosferi dahi doğru düzgün etkileyememektedir. Bu nedenle de hava koşullarında kayda değer bir değişiklik yapması, sonuç olarak da iklimi değiştirmesi olanaksızdır. Güneşin oluşturduğu yüksek orandaki iyonosferik türbülans dahi iklim üzerinde etkili değilken, HAARP’ın gibi yapay bir değişimin bu denli etkili olmasını beklemek anlamsız kalıyor.

HAARP ASKERİ BİR SİLAH MI?
Hava Kuvvetleri ile Donanma HAARP'ı birlikte idare etse bile, yetkililer HAARP'ın askeri amaçlar için tasarlanmadığını söylemektedir ve özellikleri (daha önce bahsedilen) üniversitelerin birliği tarafından geliştirilen bir araştırma tesisidir. HAARP sitesi İyonosferik araştırmalardaki ilgi çeken bir şeyin ''teknolojik inovasyonların keşfedilmemiş potansiyeli bizlere yer altındaki objelerini tespit etme ile denizin ya da yerin derinlerinde iletişim kurabilmemiz konusundaki uygulamaları tavsiye etmektedir'' olduğunu yazmaktadır. Bu anlaşılabilir ifade HAARP benzeri bir teknolojinin derinde bulunan bir denizaltı ile iletişimin kurulması ya da yer altına gizlenen gizli askeri tesisatların tespit edilmesinde kullanılabileceğini gösterir.

HAARP GİZLİ BİR PROJE Mİ?
Birçok komplo teorisyeni HAARP'ın gizli bir proje olduğunu düşünse bile, HAARP'ın kendi sitesinde şöyle yazar: ''HAARP programı bütünüyle gizli değildir. HAARP ile ilgili gizli bir doküman bulunmamaktadır.'' İlgili bütün raporlar, finansman bilgileri, deney sonuçları halka açıktır. Sadece raporlar değil, tesisin kendisi de dönem dönem ziyaretçilere açıktır. Projenin gidişatını da Amerikan Askeri birimleri değil, üniversiteler belirlemektedir. Bu üniversiteler arasında MIT, Alaska Üniversitesi, Dartmouth Üniversitesi, Stanford Üniversitesi ve Massachusetts gibi dünyaca üne sahip üniversitelerde bulunmaktadır. Kısacası HAARP gizli bir proje değildir, kamuoyunun denetimine açıktır.

TÜM CİHAZLARI ETKİSİZ HALE GETİREBİLİR!
Öte yandan projenin karşıtlarından biri olan, ünlü jeofizikçilerden Prof. Gordon MacDonald'e göre bu teknoloji ile: İklimleri değiştirebilir, Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir, Ozon tabakası ile oynayabilir, Deprem yaratabilir, Okyanus dalgalarını kontrol edebilir, Dünyanın enerji alanları ile oynayarak, insan beynini kontrol altına alabilir, Radyasyon yaymayan termonükleer patlama oluşturabilir, dünyanın diğer ucundaki cihazları etkisiz hale getirebilirsiniz.

Moskova Devlet Üniversitesi Fizik Fakültesi profesörlerinden Georgi Vasilyev ise ABD'nin çalışmakta olduğu Alaska'daki HAARP İstasyonu'nu resmen Jeofizik ve tektonik bir silah olarak tanımlamıştır. Vasilyev: "HAARP çalıştırıldığı günden bu yana dünyanın değişik bölgelerinde iklim anormallikleri gözlenmeye başladı. Kar yağması gereken yerlerde güneş kavururken, Afrika'da kar yağışları gözlemlenmekte, bu tuhaf olgular genelde küresel ısınmaya fatura ediliyor' demiştir.

HAARP NEDİR?
Radyo elektronik vericisi kısa adıyla “HAARP” araştırma istasyonu, 1997 yılında devreye girdi. Sırp bilimadamı Nikola Tesla’nın teorilerinin hayata geçirildiği istasyon 3.5 megavat gücünde ve 10 MgHz boyundaki dalgaları iyonesfere gönderiyor.

Belirli bir alan üzerinde güneşten bin misli daha kuvvetli enerji gönderebilme özelliği taşıyor. Uzmanlara göre, bu yapay ışınların yeryüzünden 600 km. yüksekte yansıtılarak dünyanın herhangi bir bölgesine yönlendirilmesi durumunda HAARP, bölgede mikrodalga fırın etkisi yaratıyor.

HAARP PROJESİNİN TEMELİNİ OLUŞTURAN İYONOSFER NEDİR?
İyonosfer yeryüzünden yaklaşık 60 km ile 1100 km arasında yükseklikte yer alan ve güneş ışınları ile iyonize olmuş gazlardan oluşan atmosfer tabakasıdır. İyonosfer radyo dalga yayılımı açısından oldukça önemli bir atmosfer katmanıdır.Sivil ve askeri kısa dalga (KD) uygulamalarında iyonosfer radyo dalgalarını yansıtarak uzak bölgeler ile haberleşmenin yapılabilmesini sağlar.

Güneş ışınımının iyonosfer üzerinde büyük etkisi olduğundan şiddetli güneş patlamaları KD haberleşme sistemlerinde kesintiye yol açabilir. İyonosfer uydu haberleşmesi içinde büyük öneme sahiptir. Uydulardan yeryüzündeki alıcılara gönderilen işaretler iyonosfer katmanında frekansın fonksiyonu olan kırılmaya uğrarlar. Bu durum uydu sistemleri için düzeltilmesi gereken temel hata kaynaklarından biridir. İyonosferin radyo dalgalarına nasıl ve hangi miktarda etki edeceğini ortaya koyabilmek için iyonosferin yapısını anlamak ve iyonosferdeki değişimleri takip etmek gerekmektedir.

İyonosferin radyo dalgalarına etkisi iyonosferdeki elektron yoğunluğuna bağlıdır. İyonosferdeki iyonlaşma miktarı güneş ışınımı ile ilgilidir. Güneş ışınımı ile elektronlar moleküllerinden ayrılarak serbest hale geçerler. Serbest elektron miktarı en yüksek seviyeye yerel saate göre 14.00 civarında ulaşır. Geceleri ise elektronlar iyonlar ile birleştiğinden serbest elektron yoğunluğu azalır. Bu günlük değişimlerin yanı sıra iyonosferde mevsimsel değişimler de meydana gelmektedir.

Mevsimsel değişimler dünyanın güneş etrafında dönmesi ile güneşin ışıma açısındaki değişimden kaynaklanmaktadır.11 yılık güneş çevirimi de iyonosferi etkilemektedir, bu etki güneş lekesi sayısı ile yakından ilgilidir. İyonosferin büyük kısmı nötr gazlardan oluşmaktadır. Bu gazlar güneşten gelen kısa dalga ışınları ile iyonlaşarak iyonosferik plazmayı oluştururlar. İyonosferdeki iyonlaşma çoğunlukla morötesi ve X-ışınlarıyla gerçekleşir, bunun nedeni bu tip ışınların iyonlaşma için gerekli yüksek enerjiyi sağlayabilmesidir.

İyonosferdeki yayılım serbest elektron miktarına bağlıdır. İyonosferin yapısı ve maksimum elektron miktarı; zaman, coğrafi konum, güneş ışınımı ve yerkabuğu hareketleri ile yakından ilgilidir. İyonosferin konumuna göre değişen kırılma indisi, uydu işaretleri için taşıyıcı frekansların fonksiyonudur. (Hürriyet-Onedio-Haberler)



