Depremlerin ardından yüzde 15 arttı! Dengemiz bozuldu
Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, depremlerin ardından uykusuzluk, yoğun kaygı ve stresin vertigoyu tetiklediğini belirterek, “Nüfusun yüzde 15’inde denge sorunları arttı” dedi.


Hürriyet'te yer alan habere göre; toplantı Uluslararası Vestibüler Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neşe Çelebisoy’un katılımıyla yapıldı. Toplantıda konuşan Prof. Dr. Nuri Özgirgin vertigonun en sık doktora gitme nedenlerinden biri olduğunu belirterek, şunları söyledi:

YÜZDE 15 ARTTI
“6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketiyle birlikte Türkiye nüfusunun yüzde 15’inde denge sorunları arttı.

Bu bölgede yaşayan kişilerde bir akut baş dönmesi etkileşimi oluştu. Deprem anının yaşattığı sarsıntı, bir akut baş dönmesi gibi düşünülebilir. Kişinin denge platformu performansı bozuldu. Bu grup hastalarda vestibüler rehabilitasyon ve Antidepresan ilaçlardan yararlanılıyor.”

YAŞLILAR ÇOĞUNLUKTA
Uluslarası Vestibüler Derneği 2. Başkanı Neşe Çelebisoy ise sadece depremi yaşayan değil, yaşamayan insanlarda da güvensizlik, dengesiz hissetme ve algı bozukluğunun sıkça görülmeye başladığını belirterek, “İleri yaştakiler daha çok etkilendi. Bu kişilerde tablo daha belirgin ve ağır” dedi.

Vertigo nedir?
Vertigo, çoğunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır.Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime Latince "dönmek" fiilinden gelmektedir. Bu hastalar sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler.

Başına gelmeyen çok da anlamaz aslında. Baş dönmesi bir diğer adıyla Vertigo, kişinin yaşam kalitesini alt üst edebiliyor, hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Hasta, kendisi veya çevresindeki tüm nesneler dönüp duruyormuş gibi hissediyor. Kimi zaman öyle şiddetli oluyor ki dönme, kendini bir anda acil serviste dahi bulabiliyor. Vertigo sanılanın aksine bir hastalık değil, hastalık belirtisi.

Toplumda çok sık görülen ve hastaların sıklıkla “Acaba beyin kanaması mı oldum?”, “Kafamın içinde bir tümör mü var?” gibi endişelere kapılmasına neden olan vertigo, baş dönmesi anlamına geliyor. “Bana vertigo tanısı kondu” ifadesi ise gerçeği yansıtmıyor. Prof. Dr. Haluk Özkarakaş vertigo yani baş dönmesinin bir hastalık değil, çoğunlukla iç kulağı etkilemekte olan hastalıkların veya durumların bir belirtisi olduğunu belirterek, bu nedenle altta yatan sebebin mutlaka araştırılması gerektiğini söylüyor.

İç kulaktan kaynaklanan bir baş dönmesi durumunda bilinç kaybı beklenmediğini belirten Prof. Dr. Haluk Özkarakaş “Baş dönmesi veya denge bozukluğu hissi olan bireyde bilinç kaybı, göz kararması da olmaktaysa veya çevresindekilerce fark edilmişse nörolojik veya metabolik (kan şekerinin düşmesi) gibi durumlar akla gelmelidir” diyor.

Beyin damar hastalıklarından kalp ve damar hastalıklarına dek baş dönmesine neden olan pek çok durum olduğunu, ancak gerçek vertigonun yüzde 90 iç kulaktan kaynaklandığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Özkarakaş, sanılanın aksine hastalıkların önemli bir bölümünün kolay tedavi edilebilir nitelikte olduğunu söylüyor.

Pozisyon ile gelişen baş dönmesi
İyi karakterli, zaman zaman gelip geçici, belli pozisyonlarda ortaya çıkan ve birkaç saniye süren baş dönmesi olarak tanımlanıyor. Tedavisi özgün manevralar ile yapılıyor. Prof. Dr. Haluk Özkarakaş “Bu manevrayı takip eden gün kontrole çağırdığımız hastalarımızın iyileşme oranı yüzde 92 seviyesinde olup bir hafta sonraki kontrolde iyileşme oranı yüzde 98’e ulaşıyor. Manevra sonrasında da genellikle baş dönmesine yönelik ilaç kullanmayı tercih etmiyoruz” diyor. Hastanın manevra sonrasında başının hafif yükseltilmesi, hastalık belirlenen tarafa dönerek bir hafta yatılmaması da önemli.

Meniere Hastalığı
Vertigo beraberinde kulak uğultusu, çınlaması, kulakta basınç hissi ve işitme kaybı atakları ile belirginleşiyor. Ataklar tekrarladıkça işitme kaybı kalıcı hale dönüşüyor. Tıbbi tedavinin başarısız olması halinde kulak içi enjeksiyonlar ve nadir olarak da cerrahi tedavi yöntemleri uygulanıyor. Hastalığın erken teşhis edilmesi, yaşam konforu, işitmenin korunması ve işgücü kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.



