Denizli'de 4 bin yıllık kumaşın sırrı çözüldü: Testler sonuçlandı, Nålbinding tekniği keşfedildi
Denizli'de bulunan 4 bin yıllık kumaşın sırrı çözüldü. Beycesultan Höyüğü'nde Anadolu'da ilk kez kullanılan bir teknik keşfedildi. Çivit mavisiyle boyanan kumaş ortaya çıktı.

Çivril’deki Beycesultan Höyüğü, arkeoloji dünyasına yeni bir sürpriz sundu. Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Maner’in liderliğinde hazırlanan akademik çalışma, höyükte bulunan iki yanmış kumaş parçasını mercek altına aldı. Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makale, Denizli ve Anadolu topraklarındaki tekstil tarihine dair en eski ve çarpıcı kanıtlardan bazılarını gün yüzüne çıkardı.

TEKSTİL BULUNTULARI ANADOLU’DA ÇOK NADİR
Anadolu toprakları nemli yapısı nedeniyle organik malzemelerin korunmasını zorlaştırıyor. Bu yüzden Tunç Çağı’ndan (yaklaşık MÖ 3000-1200) kalan tekstil kalıntıları son derece az. Beycesultan’da 2016 ve 2018 kazılarında ortaya çıkan iki yanmış kumaş parçası, bu nadir buluntular arasında özel bir yere sahip. Makale, bu parçaların Orta ve Geç Tunç Çağı’nda (yaklaşık MÖ 2000-1200) bölgedeki tekstil üretiminin çeşitliliğini ve teknolojik düzeyini gösteriyor.

BEYCESULTAN’IN ARKEOLOJİK ÖNEMİ
Çivril’in 5 km güneybatısındaki 35 hektarlık Beycesultan Höyüğü, Geç Kalkolitik’ten Tunç Çağı sonuna kadar uzanan 40 kültürel katmana ev sahipliği yapıyor. 1950’li yıllarda İngiliz arkeolog Seton Lloyd tarafından kazılan höyükte “Yanmış Saray” olarak bilinen büyük bir yapı öne çıkıyor. Bu yapı, Batı Anadolu’daki en sağlam saray kalıntılarından biri olarak kabul ediliyor. Yeni kazılarda bulunan tekstil parçaları da bu önemli yerleşimin ekonomik ve sosyal yapısına ışık tutuyor.

KUMAŞ PARÇALARININ SIRLARI ÇÖZÜLDÜ
İki parçadan ilki, optik mikroskop ve ileri analizlerle incelendi. Bu parça, dokuma yerine tek iğneli örgü tekniği olan nålbinding (düğümsüz örgü) kullanılarak hazırlanmıştı. İplikler kenevirden yapılmış ve yaklaşık 2,25 mm kalınlığındaydı. En çarpıcı bulgu ise kumaşın çivit mavisi (indigo mavisi) ile boyanmış olmasıydı. Kimyasal analizler, boyanın woad (İsatis tinctoria) veya indigo bitkisinden elde edildiğini doğruladı. Bu, Anadolu’da Tunç Çağı’ndan kalma indigo boyalı tekstilin en eski kanıtı olarak kayıtlara geçti.
İkinci parça ise klasik tabby dokuma (düz dokuma) tekniğiyle üretilmişti. Her iki parça da dönemin tekstil üretiminin sadece basit yün kumaşlarla sınırlı olmadığını, farklı teknikler ve bitkisel boyalar kullanıldığını gösteriyor.

NÅLBİNDİNG TEKNİĞİ ANADOLU’DA İLK KEZ
Nålbinding, tek bir iğneyle ilmek oluşturulan eski bir örgü yöntemi. Daha önce Neolitik döneme ait örnekleri İsrail’de bulunmuştu. Beycesultan’da bulunan ilk parça, Anadolu’da bu tekniğin en eski örneği oldu. Benzer izler Erken Tunç Çağı’nda Doğu Anadolu ve Gürcistan’da da görülüyor. Bu durum, teknoloji transferi veya ticaret yoluyla bilgi akışına işaret ediyor.

ÇİVİT MAVİSİ LÜKSÜN RENGİYDİ
Çivit mavisi, antik dünyada en değerli ve prestijli renklerden biriydi. MÖ 3500’lere uzanan izler Indus Vadisi’nde başlıyor. Anadolu’da ise Gordion’daki Midas Tümülüsü’nde MÖ 8. yüzyıla ait mavi iplikler tespit edilmişti. Beycesultan bulgusu, bu tarihe 4 bin yıl öncesine kadar geri götürüyor. Dönemin yazılı kaynakları, mavi kumaşların seçkinler tarafından giyildiğini ve vergi olarak verildiğini gösteriyor.

DENİZLİ’NİN TEKSTİL GEÇMİŞİ 4 BİN YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR
Bugün ekonomisinin önemli bir bölümünü tekstil sektörüne dayandıran Denizli için bu keşif ayrı bir anlam taşıyor. Makale, Beycesultan’ın Tunç Çağı’nda önemli bir tekstil üretim merkezi olduğunu, höyükteki iğne girmeleri, dokuma tezgâh ağırlıkları ve atölye kalıntılarıyla destekliyor. Buluntular, kentin tekstil geleneğinin sadece modern çağla sınırlı olmadığını, binlerce yıl öncesine uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koyuyor.

