Adana'nın bağrından çıkıp Türk müzik tarihine damga vuran Ferdi Tayfur'un vasiyeti ortaya çıktı!
Türk arabesk müziğinin efsanevi ismi Ferdi Tayfur'un vefatı sevenlerini yasa boğdu. Son dönemde kızı Tuğçe Tayfur ile sorunlar yaşadığı bilinen sanatçının, yıllar önce yazdığı vasiyeti ortaya çıktı. Öte yandan 50 yılı aşkın süren kariyerinde Türk müzik tarihine damga vuran usta sanatçının zorlu hayat yolculuğu merak konusu oldu. İşte yerel gazetede 'Adana Radyosu'nun müzik yarışması ilanını görmesiyle hayatı değişen Ferdi Tayfur'un film gibi hikayesi...

Muğla'daki tedavisinin ardından doktorları ve ailesinin isteği üzerine askeri uçakla Antalya'ya sevk edilen Ferdi Tayfur, Medical Park Antalya Hastanesi'nde bir süre önce ameliyat edildi. Tayfur, aynı hastanede hayatını kaybetti.

Yaşamını sürdürdüğü Marmaris'teki evinde 15 Aralık'ta rahatsızlanan Ferdi Tayfur, önce ambulansla ilçedeki özel bir hastaneye, daha sonra Muğla'daki başka bir özel sağlık kuruluşuna sevk edilmişti.

Genel cerrahi bölümünün yoğun bakım ünitesindeki tedavisi sonrası sanatçı, 16 Aralık'ta Muğla'dan Antalya'daki hastaneye nakledilmiş ve burada kendisine sinüs ameliyatı yapılmıştı.

BÖBREK NAKLİ OLMUŞTU
Sanatçının, daha önce Antalya'da bir hastanede yapılan ameliyatla beyin damarına stent takıldığı belirtilmişti. Bir süre diyaliz tedavisi gören Ferdi Tayfur'a, Antalya'da 2020'de de oğlunun böbreği nakledilmişti.

CENAZE TÖRENİ BELLİ OLDU
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Recep Ergül'ün yaptığı açıklamaya göre, usta sanatçı için 4 Ocak Cumartesi Atatürk Kültür Merkezi'nde cenaze töreni düzenlenecek.Tayfur'un cenazesi ikindi vakti Emirgan Çınaraltı Camisi'nde kılınacak namazın ardından Yeniköy Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

HASTANEDEN AÇIKLAMA GELDİ
Antalya'daki bir hastanede tedavi gören 79 yaşındaki sanatçı Ferdi Tayfur'un, karaciğer ve böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi.Medical Park Antalya Hastanesi Kompleksi Başhekimliğinden, sanatçı Tayfur'un vefatına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
SANATÇININ HAYRANLARI ÜZGÜN
Sanatçının vefat haberinin ardından sevenleri, hastane binası önünde toplandı. Tayfur için dua eden hayranları göz yaşı döktü. Bazı sevenleri de araçlarından, telefonlarından Tayfur'un şarkılarını açtı.

VASİYETİ ORTAYA ÇIKTI
Ölümüyle hem sevenlerini hem de sanat camiasını yasa boğan Ferdi Tayfur'un, yıllar önce açıkladığı vasiyeti de ortaya çıktı. Telif hakları hakkında konuşan isim şu ifadeleri kullanmıştı:
Hayattayken de öldüğüm zaman da benim şarkılarımı herkes ödeme yapmadan dinleyebilsinler diye söyleyeceğim. Çünkü o şarkıları benim çocuklarım ya da mirasçılarım yapmadı. Ben yaptım o şarkıları ve halk duysun diye, insanlar faydalansın diye yaptım.

Usta sanatçının bestelerinin dijital platformlarda yayınlanması ya da herhangi bir dizi ve film projesinde kullanılması durumunda elde edilecek gelirler, yasal varisler arasında dağıtılacak.

ADANA'NIN BAĞRINDAN ÇIKIP HALKA MAL OLDU
Sanatçının hayranlarından Ayşegül Can, çocukluğunun Ferdi Tayfur'un şarkılarıyla geçtiğini söyledi. Tayfur'un vefatının kendilerini çok üzdüğünü dile getiren Can, "Böyle bir sanatçı bir daha yüz yıl boyunca gelmeyecek. Yatağımızdan kalkıp da geldik, pijamalarımızla geldik. Yolda ağlaya ağlaya geldik. Böyle bir sesi kaybettiğimiz için çok üzgünüm. Milletimizin başı sağ olsun." diye konuştu.Murat Aygın da Tayfur'un çok değerli bir sanatçı olduğunu söyledi.Tayfur'un Adanalı olduğunu anımsatan Aygın, kendisinin de Adana'da büyüdüğünü, onun yetiştiği mahalleyi de çok iyi bildiğini belirtti.Sanatçının şarkılarıyla, filmleriyle büyüdüklerini anlatan Aygın, "Sinemadan çıkardık ağlardık. Sanki aynı evin içinde büyüdük. Ferdi baba, aileden biri gibiydi. Gariban babasıydı." ifadelerini kullandı.

Sandalyede oturan Ferdi Tayfur. Yanındaki ise abisi Sermet. Minik Ferdi'ye uzanan eller ise babası Cumali'ye ait. Babasını hayal meyal hatırlıyor Ferdi Tayfur. Net görebildiği sadece bu fotoğraftaki elleri...
Adını babasının hayrana olduğu dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur'dan alan arabesk müziğin güçlü ismi Ferdi Tayfur Turanbayburt, 15 Kasım 1945'te Adana'da dünyaya geldi.

ACILARLA DOLU BİR HAYAT
Babasının ani vefatı nedeniyle eğitim hayatını yarıda bırakan Tayfur için sıkıntılı günler de bu kararla birlikte başladı...Tayfur, babasının ölümünü Hürriyet'ten Yüksel Şengül'e verdiği röportajda şöyle anlatmıştı:"Bir gece kucakta olduğumu hatırlıyorum. Annem Şerife 'Babanız Cumali geldi çocuklar' demişti, sevinmiştik. Ben hep kucağındaydım, o sıcaklığı hala hissederim. Ertesi gün, sabah evden çıkarken, gene hayal meyal hatırlıyorum. 'Akşam çiğköfte yap' demişti anneme ve bir lira bırakmıştı. Babam bir daha dönmedi. O gece bir pavyonda vurdular onu." Annesi ikinci kez evlenince 'üvey baba' gerçeği ile tanışan Ferdi Tayfur iş hayatına erken başladı.

Yıl:1966. Ferdi Tayfur, Adana'daki bir çay bahçesinde şarkı söylüyor.
Bir yandan düğün salonlarında şarkı söyleyen, bir yandan ise çiftlikte çalışan Ferdi Tayfur, yerel gazetede 'Adana Radyosu'nun müzik yarışması ilanını gördü ve yarışmaya katıldı.Yarışmadan ikincilikle ayrılsa da bu Ferdi Tayfur için bir son değil, aksine yeni bir başlangıçtı...

Yıl; 1964. Ankara, Mamak Muhabere Okulu'nda askerim. Cengiz Topel'in Kıbrıs'ta uçağıyla düştüğü, şehit olduğu haberi duyuldu. Emir geldi, bizim bölük Kıbrıs'a gidecek. Mersin sırtlarında karargah kurduk. Tam 45 gün postallarımızla, haberi elbiselerimizle yattık.
Üvey babasının tüm engellemelerine rağmen İstanbul'a gelen Tayfur, dönemin en ünlü gazinolarından olan Lunapark Gazinosu'nda iş buldu.

Nurten İnnap'ın ekibinde bağlama çalmaya başlayan Ferdi Tayfur, 1968 yılında ilk plağını çıkardı.Beklenen ilgiyi göremeyince Adana'ya geri dönen ve çiftliğin başına geçen Tayfur, bir yandan da müzik çalışmalarına devam etti.

Üç yıllık aranın ardından çıkardığı "Huzurum Kalmadı" ona şöhret kapılarını ardına kadar açan plağı oldu...Artık Tüm Türkiye'nin tanıdığı bir isim haline gelen Ferdi Tayfur'un 1974 yılında 'Yüreğimde Yara Var' da büyük ilgi gördü.

İlk aşkını 16 yaşında yaşayan Ferdi Tayfur'un Timur adını verdiği bir de oğlu oldu. Ancak Timur'un annesi yıllarca Ferdi Tayfur'un oğlu ile görüşmesini engelledi. Uzun süre mücadele veren Tayfur, sonunda oğluna kavuştu.

Ferdi Tayfur'un ilk ve tek resmi evliliğini Zeliha Turanbayburt ile yaptı. Çiftin bu evlilikten Tuğba ve Funda adında iki kızları oldu.Kariyerine plak ve albümlerin yanı sıra sayısız sinema filmi de sığdıran Ferdi Tayfur, 1977 yılında film setinde tanıştığı Necla Nazır ile aşk yaşamaya başladı.

2007 yılında yollarını ayıran Tayfur ve Nazır'ın 30 yıllık birlikteliğinden Tuğçe isminde bir kızları dünyaya geldi.Ferdi Tayfur, yıllar önce verdiği bir röportajda Necla Nazır ile ayrılığı için "20 sene kızım büyüsün diye bekledim. Necla’dan defalarca ayrıldım fakat kimseye duyurmadım..." demişti...

Şöhreti ardında bırakarak Muğla'da kendisine yeni bir hayat kuran Ferdi Tayfur'un son birlikteliği Habibe Ümyani Demir'leydi...64 yaşında bir kez daha babalık sevinci yaşayan Tayfur'un bu birliktelikten de Taha adında bir oğlu daha oldu.

Gelin görün ki, Ferdi Tayfur'un bu ilişkisi de mutsuz bitti. Ayrılık iddialarının ardından Ferdi Tayfur'un ilk eşi Zeliha Turanbayburt'a döndüğü haberleri gündeme geldi.

Tayfur yaptığı açıklamada "Zeliha Hanım'a döndüğüm doğrudur. O yalnızdı, ben yalnızdım. Zaten kadıncağız yıllardır yalnız, benim yolumu gözlüyordu. Ömrümün çoğu gitti azı kaldı. Onun da öyle. Kalan ömrümü eşimle birlikte geçirmek istiyorum, çok mutluyum" dedi. Yüz felci yüzünden çok sevdiği sahnelerden çekilmişti. 2020 yılında böbrekleri iflas etti.

İMDADINA 13 YIL SONRA YÜZÜNÜ GÖRDÜĞÜ OĞLU YETİŞTİ
Umutlarının tükendiği anda ilk kez doğduktan 13 yıl sonra yüzünü gördüğü oğlu Timur'dan yardım eli geldi. Oğlu Timur böbreklerinden birini babasına verdi. Ardı ardına geçirdiği hastalıklar tüketmişti onu.13 yıl sonra yüzünü gördüğü oğlu hayatını kurtarmıştı!

"OĞLUM TİMUR DEDİ Kİ; BEN VARIM BURADA! BEN DAHA ÖLMEDİM"
Ferdi Tayfur, o dönemde verdiği bir röportajda şu ifadeleri kullanmıştı: Bizim iyi hekimlerimiz var. Hiç kimse böbrek nakli ameliyatından korkmasın. Elbette sancıları oluyor. Ama hayatın bir tarafı zaten sancıdan ibaret. Kitap okurken hep uyuyordum. Üstelik daha bir iki sayfa bile okumadan. Bu durum, yeğenim Nilüfer'in dikkatini çekti. Yeğenim, 'Dayı sen hep uyuyorsun. Doktora gidelim' dedi. 'Böbrek yetmezliği' denildi. İki ay gibi bir süre geçti. Ne yapmamız gerektiğini hep araştırıyorduk. Yeğenim, Prof. Dr. Alper Demirbaş'ı aradı. 'O da atlayın gelin' dedi. İnsan bu süreçte hastaneden de korkar. Hem de nasıl. Ama doktorumuz bize büyük cesaret verdi. Gözümü kapattım, açtım ameliyatım bitmişti. 'Böbreği kimden alalım' diye kız kardeşim bir yandan, yeğenim bir yandan sesli düşünüyoruz. O sırada oğlum Timur dedi ki, 'Bir dakika ben varım burada ya! Ben daha ölmedim' dedi. Oğlumun sağlık durumunu etkileyecek bir şey olsaydı asla kabul etmezdim. Bir insanın tek böbrekle de hayatını normal bir şekilde sürdürebilmesi mümkün olduğu için tereddüt etmedim. Organ naklinin bir mucize olduğunu söyleyebilirim.



