Son dakika: Kasım Süleymani öldürüldü! Art arda korkutan 'savaş' açıklamaları...
ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatı ile İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Bağdat'ta düzenlenen operasyonla öldürüldü. Son dakika habere göre, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, Süleymani'nin yerine, yardımcısı Tuğgeneral İsmail Kaani'yi atadı. Kaani, İran-Irak savaşında Nasr-5 ve İmam Rıza-21 Tugayı komutanlığını yapmıştı.

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in ABD saldırısında öldürülmesinin, ülkesinin egemenliğini ihlal olduğunu belirterek, saldırıyla "Irak ve bölgede yıkıcı bir savaşın fitilinin ateşlendiğini savundu.

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, yazılı açıklama yaparak Süleymani, Mühendis ve diğer yetkili isimlerin ABD yönetimi tarafından öldürülmesini şiddetle kınadı.

"Süleymani ve Mühendis'in DEAŞ'a karşı zaferde sembol liderler olduklarını" savunan Irak Başbakanı, şöyle devam etti:"Resmi görev yapan Iraklı askeri liderin suikastı Irak halkı, devleti ve hükümetine karşı düşmanlıktır. Iraklı ve kardeş ülkelerden (İran) askeri liderlerin Irak topraklarında tasfiye edilmesi, ülkemizin egemenliğine yönelik ihlaldir, vatanın onuruna saldırıdır. Ayrıca bu saldırı Irak ve bölgede yıkıcı bir savaşın fitilini ateşlemiştir. Saldırı, ABD askerlerinin Irak'taki varlığına yönelik şartlara da aykırıdır."

MECLİS'E OLAĞANÜSTÜ TOPLANMA ÇAĞRISI
Abdulmehdi ayrıca, saldırıyı görüşmek üzere Meclis'e olağanüstü toplanma çağrısı yaptı. Irak Başbakanı Abdulmehdi, Irak'ın resmi tutumunun belirlenmesi, güvenliği ve egemenliğinin korunması çerçevesinde gerekli kararların çıkarılması amacıyla söz konusu çağrıyı yaptığını aktardı.

SADR: IRAK'I SAVUNMAYA HAZIR OLUN
Irak'ta Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Süleymani'nin öldürülmesi dolayısıyla İran'a başsağlığı diledi.

Şii lider, paylaşımında "Mücahit Kasım Süleymani ve yanındakilerin şehadeti dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti'nin dini mercileri, hükümeti ve halkına taziyelerimi bildiriyorum. Hedef alınması (Süleymani'nin) cihat, muhalefet ve devrim ruhunu hedef almaktır. Ancak, bu durum bizim mücadele ve azmimizi durduramayacak." ifadelerini kullandı.

Irak ve bölgenin tehlikelerden uzak tutulması gerektiğini vurgulayan Sadr, ayrıca Iraklılara aklı selimle hareket etme ve soğukkanlı davranma çağrısı yaptı.

MEHDİ ORDUSU'NA "HAZIR OLUN" TALİMATI
Şii siyasi ve dini lider, komutasındaki milis güçlerinden Mehdi Ordusu ve Yevm el-Mevud Tugayı'nı da teyakkuz halinde olmaya çağırdı. Sadr, şunları kaydetti:"Irak'ta ulusal direnişin sorumlusu olarak Mehdi Ordusu ve Yevm el-Mevud Tugayı ve emrimizde bulunan tüm ulusal grupları Irak'ı korumak için hazır olmaya çağırıyorum."

İRAN DİNİ LİDERİ HAMANEY: SUÇLULARI ACI BİR İNTİKAM BEKLİYOR
İran lideri Ali Hamaney, İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Süleymani'nin Bağdat'ta ABD saldırısında öldürülmesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamasında Süleymani'nin yakınlarına ve İran ulusuna baş sağlığı dileyen Hamaney, "Onun gidişiyle onun yaptığı iş durdurulmayacak ve yolu kapanmayacak. Suçluları acı bir intikam bekliyor." dedi. Hamaney, ülkede üç gün ulusal yas ilan ettiğini açıkladı.

CEVAD ZARİF: SONUÇLARINDAN SORUMLU OLACAK
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta ABD saldırısında öldürülmesine ilişkin Twitter hesabından açıklama yaptı.

Kasım Süleymani'nin DEAŞ, El Kaide ve Nusra gibi bölgedeki terör örgütleri ile mücadelenin en etkin güçlerinden olduğunu ifade eden Zarif, ABD'nin eylemini "uluslararası terörizm" şeklinde nitelendirdi.

İranlı generale yönelik suikasti "çok tehlikeli ve aptalca" olarak yorumlayan Zarif, "ABD, haydutça maceracılığının tüm sonuçlarından sorumlu olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

HATEMİ: KARŞILIĞI SERT BİR ŞEKİLDE VERİLECEK
İran'ın resmi ajansı IRNA'ya göre, İran Savunma Bakanı Emir Hatemi de yaptığı yazılı açıklamada, "Bu vahşi cinayet büyük şeytan Amerika'nın bölge ve Irak'ta terör destekçisi olduğunun açık delilidir. Saldırının karşılığı sert bir şekilde verilecek ve haksız yere dökülen kanın intikamı bu işe girişenlerden alınacaktır." ifadelerini kullandı.

"ACI BİR İNTİKAM ALACAĞIZ"
İran Devrim Muhafızları Ordusu Eski Genel Komutanı Muhsin Rızai de Twitter hesabından paylaştığı mesajında, "Kasım Süleymani, şehit kardeşlerine katıldı ancak ABD'den acı bir intikam alacağız." ifadelerini kullandı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Süleymani ve Haşdi Şabi Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis'in, Bağdat Havalimanına düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü duyurmuştu.

KASIM SÜLEYMANİ KİMDİR?
ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatı ile Bağdat Havalimanına düzenlenen saldırıda Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis ile birlikte hayatını kaybeden Süleymani, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından "yaşayan şehit" olarak adlandırılıyordu.

Doğrudan İran lideri Hamaney'e bağlı hareket eden Süleymani, 1998'den bu yana İran'ın ülke dışındaki askeri-istihbari operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü'nün komutanlığını yürütüyordu. Kasım Süleymani, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2007'de getirilen uluslararası seyahat yasağına rağmen Suriye ve Irak başta olmak üzere bir çok noktada İran'ın askeri operasyonlarını yönetiyordu.

Süleymani, Trump'ın Temmuz 2018'de İran'a yönelik savaş tehditlerine ilişkin yaptığı bir konuşmada, "Bizi dünyada 'benzeri görülmemiş' bir eylemle tehdit ediyorsunuz. Savaşı başlatabilirsiniz ancak onu bitirecek olan biziz." ifadelerini kullanmıştı. İran'da 1957'de güneydoğu eyaleti Kirman'ın Afganistan sınırına yakın dağlık bir bölgesinde, aşiret yapılarının hakim olduğu Rabord köyünde dünyaya gelen Süleymani, daha çocuk yaşta çiftçi olan babasının devlete olan borcunu ödeyebilmek için inşaatlarda çalışmaya başladı.

İlkokulu bitirdiği yıl köyünü terk ederek Devrim Muhafızları Ordusuna katılan Süleymani'nin, sonra aldığı 45 günlük askeri eğitim sayılmazsa, bütün eğitim hayatı bu 5 yıllık ilkokul tecrübesiyle sınırlı kaldı. Askeri kariyerine 1979 İran Devrimi sonrasında başlayan Kasım Süleymani, sadece 45 günlük bir eğitimle orduya kabul edildi. Süleymani, ilk askeri cephe deneyimini, İran'ın batısındaki Mahabad'da, İran devriminden sonra ayaklanan silahlı Kürt gruplara karşı yaşadı.

Devrimden sonra İran-Irak savaşında gösterdiği üstün çabalarla dikkatleri çeken Süleymani, cephe gerisinde birçok operasyonu başarıyla yönetti. Henüz 20 yaşındayken Teğmen rütbesiyle 41'inci Sarullah Birliği'nin komutanlığını üstlenen Süleymani'nin bu savaşta gösterdiği başarılarla askeri kariyerinin basamaklarını hızla tırmanmaya başladı.

TALİBAN'A KARŞI KUZEY İTTİFAKINI DESTEKLEDİ
Süleymani, Taliban'ın 1998'de Mezar-ı Şerif kentinde İranlı 7 diplomatı ve 1 gazeteciyi öldürmesi üzerine doğrudan savaş yerine Taliban'a karşı mücadele eden Burhaneddin Rabbani'nin liderliğini yaptığı Kuzey İttifakı adlı gruba destek verilmesini sağladı.

IRAK'TA SADDAM İLE MÜCADELE
Süleymani, savaş sırasında Saddam Hüseyin'e karşı mücadele eden Iraklı Kürt liderlerle iyi ilişkiler kurdu. 1991'deki Körfez Savaşı'nda silahlı Şii gruplar ile ilişkiler geliştiren Süleymani, bu grupların ayaklanmalarını organize etti.

Saddam'ın 2003'te ABD'nin Irak'ı işgali sonucu devrilmesinden sonra ABD ordusuna karşı savaşan Şiileri perde arkasından yöneten Süleymani, bazı Sünni grupların da eğitim ve silahlandırılmasında rol üstlendi. Süleymani, bir yandan ABD ile savaşan grupları komuta ederken bir yandan da Irak'ta ABD ve İran arasındaki pazarlıklarda en önemli söz sahiplerindendi. Bu nedenle Süleymani, askeri kimliğinin yanında diplomat kimliğine de sahip bir komutan olarak öne çıktı.

Irak savaşında Kürt liderlerle yakın çalışması, Saddam sonrasında Irak'taki politikacılarla özel ilişkiler kurması için Süleymani'ye iyi bir zemin hazırladı. Kasım Süleymani Irak'ta sadece Şiilerle değil Sünni liderlerle de iyi ilişkiler geliştirdi. Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani başta olmak üzere bir dizi siyasetçiyle yakın ilişkileri bulunan Süleymani, Şii lider Mukteda el Sadr'ın diğer siyasi gruplarla uzlaşmasına da yardımcı oldu. Süleymani, Irak'ın Sünni Devlet Başkan Yardımcısı Usame Nuceyfi'yle de yakın ilişkiler kurdu hatta Nuceyfi 2013'te İranlı generalin annesinin Tahran'daki cenazesine de katıldı.

LÜBNAN'DA HİZBULLAH'I SİLAHLANDIRDI
Lübnan'da Hizbullah ile çalışan Süleymani, 2006'da İsrail'in Hizbullah'ın bir İsrail askerini kaçırdığı gerekçesiyle Lübnan'a saldırmasıyla başlayan "33 Günlük Temmuz Savaşı'nda da Hizbullah'ın eğitim ve silahlandırılması sorumluluğunu yürüttü.

SURİYE VE IRAK'TAKİ ROLÜ
Süleymani'nin ülke içerisinde bulunan Hizbullah ve diğer Şii milis güçlerine sağladığı askeri strateji sayesinde Esed güçlerinin takviye edilmesi sağlandı ve muhalifler tarafından ele geçirilen bazı şehirler ve kasabalar da yeniden rejimin kontrolüne geçti. Kasım Süleymani'nin yardımcısı Hüseyin Hemedani, Ekim 2015'te Halep'te terör örgütü DEAŞ tarafından öldürüldü.

Süleymani, Irak'ta terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele için kurulan Haşdi Şabi örgütünün oluşturulmasında ve yönetilmesinde de ön plandaydı. Irak'ta DEAŞ'a karşı cephede çektirdiği fotoğraflarla dünya kamuoyunun dikkatini çekti.

"KASIM SÜLEYMANİ LİDERİMİZDİR" YAZILMIŞTI
ABD'nin Haşdi Şabi üslerine saldırının ardından hafta başında ABD'nin Bağdat Büyükelçiliğini basan gruplar duvarlara "Kasım Süleymani liderimizdir" şeklinde yazılar yazmıştı. ABD'nin Bağdat Büyükelçiliğinin belgelerine göre ise Süleymani, İran'ın Irak'taki her türlü politikasını formüle eden ve hayata geçiren kişiydi. Kasım Süleymani arada hiçbir kişi ya da birim olmadan, doğrudan doğruya İran devletinin en üst otoritesi lider Hamaney'e bağlıydı.

EBU MEHDİ EL-MÜHENDİS KİMDİR?
Saldırıda hayatını kaybeden bir diğer isim de Irak'ta İran tarafından desteklenen Şii milis gücü Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis lakaplı Cemal Cafer İbrahim'di. Irak'ın en güneyindeki Basra kentinde dünyaya gelen ve Bağdat Teknoloji Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu olan Mühendis, Irak'taki milis liderler arasında İran ve özellikle Süleymani'ye en yakın isim olarak biliniyordu.

Mühendis, genç yaşlarda Şii İslami Dava Partisi'ne üye oldu ve Saddam Hüseyin döneminde yaptığı muhalefetten dolayı Irak'ı terketti. İran'da Iraklı Şii Bedir Tugayları örgütünde komutanlık da yapan Mühendis, 2003 Irak işgaliyle ülkeye geri dönerek, siyasete bir süre milletvekili olarak devam etti. Mühendis daha sonra 2014 yılında DEAŞ'a karşı kurulan Haşdi Şabi Başkan Yardımcılığını görevini üstlendi.

KASIM SÜLEYMANİ'NİN ÖLDÜRÜLMESİNDEN SONRA İRAN'I NELER BEKLİYOR
Eski İran cumhurbaşkanlarından Ekber Haşimi Rafsancani'nin 8 Ocak'ta ölümü, İran siyasi liderliğinde şok etkisi yaptı. Müesses nizamın karşısında duran ve Rafsancani'den hoşlanmayan siyasi muhalifler dahi, onun ölümüne sevinemediler.Ülkenin karmaşık güvenlik yapısına yakından bir bakış, Rafsancani'nin ölümünden dolayı oluşan genel anlamdaki hayal kırıklığının sebeplerini anlamada ve onun yokluğunun İran siyasetine etkilerini çözümlemede yardımcı olabilir.İran, iki ordusu olan bir ülke. Prensipte ülkenin muhafazasından sorumlu olan Milli Ordu, bir de, görevi, mevcut teokratik siyasi sistem içinde tanımını bulan 'İslam Devrimi'ni muhafaza etmek olan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) var.İran'ın ayrıca beş istihbarat kurumu var: İstihbarat Bakanlığı (Vezâret-i Ittılâat) yürütmenin altında, Ordu İstihbarat Koruma Teşkilatı (Sâzmân-ı Hifâzât-ı Ittılâat-i Artiş) ise Milli Ordu'nun altında çalışıyor. Kalan üç istihbarat teşkilatının hepsi de DMO'yla bağlantılı: DMO İstihbarat Teşkilatı (Sâzmân-ı Ittılât-ı Sipâh), DMO İstihbarat Koruma Teşkilatı (Sâzmân-ı Hifâzât-ı Ittılâat-ı Sipâh) ve DMO'yu Koruma Teşkilatı (Sâzmân-ı Hifâzât-ı Sipâh).

DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU'NDAKİ İÇ DENGELER
DMO, Dini Lider Ayetullah Hamaney'in en gözde gücü. Kararlılıkla Dini Lider'in arkasında duran birleşik bir güç olarak görünmesine rağmen DMO, çeşitli yapısal ve kurumsal sorunlar taşıyor. Bu problemlerden bazısı, herhangi bir askeri maceraya kalkışılması ihtimalini asgariye indirmek için [bilerek] oluşturulmuştur. DMO dahilinde görev yapan hiçbir komutanın mutlak iktidar sahibi olacak şekilde yükselmesine müsaade edilmez. Zaten DMO'da bu şekilde yükselmeye zemin oluşturacak bir komuta zinciri yahut hiyerarşi de yoktur.DMO, birbirinden büyük ölçüde bağımsız, hepsi eşit rütbede ve doğrudan Dini Lider'e bilgi veren olan komutanların başında bulunduğu alt birimlere ayrılır. Her birine, kontrol altında tutmaları için ülkenin belli bir kısmı tayin edilir. Böyle olmasının ardındaki mantık şudur: Ülkeye bir saldırı olması veya işgal edilmesi durumunda, bütün birimler diğerlerinden bağımsız bir şekilde iş görmeye ve direnmeye muktedir olacaktır. Halbuki daha önce de belirtildiği üzere, bu işin arkasındaki gizli amaç, hırslı bir komutanın askeri bir maceraya kalkışmasının önüne geçebilmektir.

SADAKAT LİYAKETTEN ÖNCE GELİYOR
Ayrıca, Türk Ordusu, Pakistan Ordusu ve diğer birçok düzenli ordunun aksine, DMO, kendi kendini yapılandırmış, kıdem ilkesinin geçerli olduğu ve profesyonel askerlerden oluşan bir askeri güç değil. Genel olarak İran silahlı kuvvetlerinde, ama özellikle DMO'da yüksek rütbeli bir komutan olmak için gereken anahtar niteliğindeki özellik, sadakattir. İktidardaki dini yetkililer, 'niyet saflığının' 'amel saflığından' önce geldiğini vurgular. Bu nedenle, 27 yıl boyunca İran Silahlı Kuvvetleri'nin genel kurmay başkanlığını yapmış olan Hasan Firuzabadi'nin esasen, formel hiçbir askeri eğitimi olmayan bir veteriner olması şaşılacak bir durum değil. Öte yandan üst düzey DMO komutanı Muhsin Rızai'nin herhangi bir konuma gelmesinin önü kapatılmıştır. Bu yüzden de DMO komutanları, Dini Lider'in gönlüne girebilmek için sürekli bir rekabet içindeler.DMO'yu sarmış diğer bir büyük mesele, yolsuzluk. Nitekim daha birkaç gün önce üç üst düzey DMO komutanının yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandığı haberi basına yansıdı. Daha önce de eski Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, DMO komutanlarından "Bizim kaçakçı biraderlerimiz" diye bahsetmişti.

RAFSANCANİ'NİN DMO KOMUTANLARIYLA BAĞLANTILARI
Rafsancani'nin, bazı DMO komutanları ile güçlü bağları vardı. Bu komutanların birçoğu, servet ve iktidarlarını, kendilerine İran-Irak savaşından sonra kalkınma projeleri tahsis eden Rafsancani'ye borçlu. İran’ın Ortadoğu’daki yayılmacı emellerinin başlıca sembolü haline gelen Kasım Süleymani gibi komutanların dahi Rafsancani'ye bir derece saygıları vardı. Ayrıca, Rafsancani'yi sevmeyen muhafazakar siyasetçiler, fiili durum olarak, onu görmezden gelemiyordu; bunun böyle olduğu, cenaze töreninde de çok belirgindi.Rafsancani bir pragmatist olmamasına rağmen, kendisini pragmatik bir siyasetçi olarak göstermeyi başardı. Nitekim İran sınırları ötesinde de belli bir derecede saygı itibar görüyordu. Örneğin Suudi kraliyet ailesiyle yakın ilişkileri vardı. Aynı zamanda Türkmenistan'ın iktidar elitleriyle ilişkileri iyiydi. Şu anda İran, her iki ülkeyle ilişkilerinde tarihi bir düşüş yaşıyor. Daha da önemlisi, son yıllarda Rafsancani kendisini, özellikle Belucistan Sünnileri başta olmak üzere, etnik-dini azınlıklara, azınlık yanlısı bir siyasetçi olarak takdim etmeyi başarmıştı, ki Dini Lider'in kapısı Belucistan Sünnilerine senelerdir kapalı durumda.

HAMANEY SONRASIYLA İLGİLİ YANLIŞ HESAPLAR
Rafsancani'nin önemi, Dini Lider'in ölümüyle ilgili senaryolarla da yakından ilgiliydi. İran'ın siyasi elitleri, hasta olduğu söylenen Dini Lider'in, sağlığı yerinde olan Rafsancani'den önce öleceğine ve Rafsancani'nin ise öyle bir durumda, yeni Dini Lider'in seçiminde kendisine düşen rolü oynayacağına dair yanlış bir hesap yaptılar. Bu hesaba göre Rafsancani'nin, bazı DMO komutanlarıyla yakın ilişkisini kullanacağı ve aralarındaki ihtilaflardan faydalanacağı bekleniyordu.Şu anda hayatta olsaydı, muhtelif güçlü DMO komutanlarının arasında ve (bir bütün olarak) DMO ile siyasi iktidar sahipleri arasında - 'ideal' olmasa da - belli bir güç dengesi teşkil edebilirdi. En ideal beklenti ise, kendisine ait olan Dini Liderlik Konseyi Projesini gerçekleştirmesiydi. Bu projeye göre Dini Liderlik pozisyonu tek bir kişinin uhdesinde olmayacak, bir grup fakih tarafından doldurulacaktı.

Rafsancani'nin ölümünden sivil-asker ilişkileri ciddi şekilde etkilendi ve bu olumsuz etkilenme, zaman geçtikçe daha da belirgin hale gelecek. Dini Lider'in ölümünden sonraysa durum, ülkenin bir grup DMO komutanının merhametine kalmasıyla daha da kötü bir hal alacak.Ayetullah Haşimi Şehrudi, Ayetullah Laricani, Ayetullah Reisi gibi, Hamaney'e halef olabilecek muhtelif isimler zikrediliyor. Fakat bütün bu kişiler, dikkatleri, Dini Lider'in oğlu Mücteba Hamaney'i bir sonraki Dini Lider olarak öne çıkarma gayretlerinden başka yerlere çekme taktiğinin bir parçası olarak görülmeli.

YENİ DİNİ LİDER MÜCTEBA HAMANEY OLABİLİR
Ayetullah Hamaney'in, Humeyni ve Rafsancani'nin çocuklarının başına gelenlerin kendi çocuklarının da başına gelmesini istemiyor olması gayet anlaşılabilir bir durum. Humeyni'nin oğlu Ahmed Humeyni'nin ölümünün üstündeki sır perdesi hâlâ kalkmış değil; torunu Hasan Humeyni ise geçen sene Koruyucular Konseyi tarafından Uzmanlar Meclisi'nde seçime girmekten men edildi. Rafsancani'nin oğlu Mehdi ise demir parmaklıklar ardında. Bu nedenle yukarıda ismi geçen adayların hiçbiri, Hamaney'in önceliği olmamaktan öte, DMO komutanları arasında bir konsensüs oluşturacak potansiyele bile sahip değil.Esasen [işaret edilen isimler için söylenen] yetkin olmadıkları gibi uydurma bir sebebe ek olarak DMO komutanları arasındaki çıkar çatışmaları, Mücteba Hamaney'in bu komutanlar nezdinde meşru ve birleştirici bir güç olarak yükselmesine ve nihayet bir sonraki Dini Lider olmasına yardım edecektir. Etrafını DMO komutanlarının aldığı genç, tecrübesiz ve zayıf bir Dini Lider'in gölgesi altında, DMO'nun talimatlarına kulak asmayan herhangi bir cumhurbaşkanı, ya post-modern bir darbe ile koltuğundan edilecek ya da meclis tarafından görevden alınacaktır, zira milletvekillerinin çoğu DMO ile iyi ilişkilere sahip yahut bizzat eski DMO üyeleri.

İran'da cumhurbaşkanlığı, esasen, Cumhuriyetçi olmayan kurumlardan gelebilecek hukuki ve hukuk-dışı müdahalelere açık, zayıf bir makam. Rafsancani gibi güçlü bir destekçinin yokluğu da cumhurbaşkanı olacak kimsenin önündeki seçenekleri iyice kısıtlayacaktır.

RUHANİ'NİN KONUMU ZAYIFLADI
İdeal olarak böyle bir durumda, cumhurbaşkanı olan kimse, Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi esnasında tanık olunduğu gibi, halka çağrıda bulunup desteğini talep etmelidir. Ama böyle bir hamle yapabilmek, etkin ve karizmatik bir lider ister. Böyle güçlü bir kişiliğin ise Koruyucular Konseyi bariyerini aşması mümkün olmayacak. Daha da önemlisi, Türkiye örneğinde, 15 Temmuz darbecileri halkın iradesine teslim oldular, halbuki DMO söz konusu olduğunda böyle bir şey de mümkün olmayacak. Bu konudaki en iyi örnek, yüzlerce kişinin tutuklandığı, işkenceye uğradığı ve öldürüldüğü, tartışmalı 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin akabindeki ayaklanmaların büyük bir şiddetle bastırılmasıdır.

Cumhurbaşkanı Ruhani'ye gelecek olursak, muhafazakarlar şimdiden onu tek dönemlik bir cumhurbaşkanı olarak bırakabilmek için zemin yoklamalarına başladılar. Daha birkaç gün önce, Koruyucular Konseyi sözcüsü Kedhudai, cumhurbaşkanı olmasının, Ruhani'nin 2017 cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını garanti etmediğini belirtti. Kadhudai, her yeni meclis seçiminde, adaylıkları engellenen onlarca meclis üyesini örnek gösterdi.

Mevcut Dini Lider'den oğluna yumuşak bir iktidar geçişi sağlayabilmek için cumhurbaşkanlığı makamında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Said Celili veya İmam Humeyni Yardım Komitesi Başkanı Perviz Fettah gibi bir kişinin olması büyük önem taşıyor. Ali Laricani veya Tahran Belediye Başkanı Kalibaf gibi isimler dahi bu amaca hizmet edebilecek kimseler değil; zira muhafazakar olmalarına rağmen mevcut konumlarına kendi gayretleri ile geldikleri için bağımsız kişilikleri ile hareket ediyorlar.

YEŞİL HAREKETİ HÂLÂ CANLI
Bir önceki seçimde Ruhani, Rafsancani'ye bel bağlamıştı. Ama bu sefer kendi ayaklarının üstünde durması gerekecek. Ayrıca, Rafsancani'nin ölümüyle ortaya çıkan boşluğu doldurmak ve farklı hizipler arasında arabulucu olacağı bir konumu elde etmeyi de düşünmeyecek. Geçtiğimiz birkaç sene içinde, Dini Lider'in her bir açıklamasını, Ruhani'nin itiraz niteliğindeki açıklamaları takip etti. Muhtemelen artık buna devam edemeyecek. Bunun yerine, artık Dini Lider'e yaklaşmaya çalışacaktır.

Ancak bu yaklaşma gayretleri, reformcu destekçilerinden en az bir kısmını kaybetme riski anlamına geliyor. Reformcular halihazırda ılımlılar ile birleşmiş bir durumda olsalar da en sonunda kendi reformcu kimliklerine yeniden sahip çıkacaklardır. Daha açık söylenecek olursa, reformculara ve Yeşil Hareketi'ne son sekiz senede yapılan ağır baskılara rağmen, Rafsancani'nin cenazesine katılanların sayısı ve atılan sloganlar, Yeşil Hareketi'nin hâlâ canlı olduğunu ve Cumhurbaşkanı Ruhani'nin kendilerini arkadan vurduğunu düşündükleri anda da daha radikal bir biçimde yeniden teşkilatlanma ve ortaya çıkma potansiyeli taşıdıklarını düşündürüyor.






