Çok yakın dostlar hakkında yazı yazarken çocuğunu göklere çıkaran annelere benzememek için çok zorlanırım. Ve bütün çabama rağmen başarılı olamam
Çok yakın dostlar hakkında yazı yazarken çocuğunu göklere çıkaran annelere benzememek için çok zorlanırım. Ve bütün çabama rağmen başarılı olamam.
Ömrümde röportaj vermemek için beni en çok yoran kişi Oğuz Gürsel'dir.
Türkiye'nin vergi şampiyonluğunu yarım asırdır taşıyan, Amerikan hükümetinin yıllardan beri en önemli kentlerinde yollar, köprüler gibi çok önemli inşaatlarını teslim ettiği KİSKA'nın sahibidir Oğuz Gürsel.
Onu ancak üniversite arkadaşlarının toplantılarında kahkahalar atarken görebilirsiniz. Çünkü çılgınca çalıştığı ufacık bürosundan çıktığı saatlerin çoğunu ya yelken, ya da araba yarışlarında geçirirdi. "Geçirirdi" diyorum; çünkü onu izlemek için bütün yarışları takip etmek zorunda kalan eşi Münevver Gürsel nihayet eşini bir saatlik yürüyüşlerin daha yararlı olduğuna inandırırdı.
Çocuklarına düşkünlüğünü davranışlarıyla kanıtlamayı seçen Oğuz Gürsel'in 1984'te Taksim'deki Etap Marmara Oteli'ni 10 milyon dolara satın aldığını ailesi gazete haberlerinden öğrendi.
Büyük kızı Bike, oğlu Kaan ve üç numara Ardıç böylelikle mesleki kaderlerini de öğrenmiş oldular. Oğuz Gürsel'in başarısı çocuklarını, hiç karışmadan, sadece tavsiyeleriyle ve davranışlarıyla yönlendirmektir.
GÜRSELİ OTURTMAK İMKANSIZ
Yıllarca önce, bir röportaj için nihayet razı ettiğim Oğuz Gürsel'le Taksim'deki bürosunda buluşmuştuk. Eşinden de bana yardım etmesini rica etmiştim. Çünkü Oğuz'un beş dakika sonra yerinden kalkıp odada fır döndüğünü duymuştum.
Ve nitekim söylenenlerin abartı olmadığına tanık oldum. Tam röportajın en ilginç sorusunu sorarken Oğuz masa çevresinde hızlı yürüyüşüne başlamıştı. Eşiyle kahkahalar atarak oradan kendimizi dışarı atmıştık.
İNAL BATU'NUN ŞAŞKINLIĞI
Münevver ve Oğuz Gürsel'in New York'ta olduğunu duyunca evlerinde kaldığım İnal Batu başarılı iş adamımızı tanımak istemişti. O gece sefaretin hazırladığı mükellef sofrada, yemeğin ortasında Oğuz yerinden kalkıp masanın etrafında yürüyüşe başlayınca İnal Batu'ya baktım;
yüzündeki şaşkınlığı hiçbir zaman unutmayacağım. Oğuz'la sohbet ettikten sonraki hayranlığına da hiç şaşırmadım.
MÜNEVVER GÜRSEL VE KIZLARI
Münevver Gürsel'i sayısını hatırlayamadığım yıllar önce Ankara'da tanıdım. Onu, o gün ne kadar sevdiysem bugün o sevgiye eklenen dostluk aynen devam ediyor.
O, Rus bir annenin kızı. Türk eşinden ayrılan anne, kızlarını Samsun'daki bir hastanede hemşirelik yaparak büyütmüş. Ankara'ya taşındıkları zaman Rus filolojisine devam eden Münevver, kaldığı yurtta çalışarak geçimini sağladığı yılları unutmaz. Üniversitelilerin pikniklerinden birinde tanışan Münevver'le Oğuz'un yıldırım aşkı bugün daha sakin, ama derinden devam eder. Münevver üniversiteyi bitirdikten sonra Rusçasını ilerletmek için Ankara'daki Rus Elçiliği'nden iş bulur, işe başladığının ikinci günü evine iri yarı bir gizli polis gelir; ondan, içerden haber sızdırmasını ister. O gün işi bırakan Münevver, Rusçasını Rus edebiyatını
hatmederek hâlâ ilerletiyor.
İkinci girişimini politika sahasında denemeye karar veren Münevver sosyal adaletçi bir Kürt ve kurt politikacıyı ziyaret eder. Ona seçimlerde destek olması için biriktirdiği cep harçlıklarını ki, bu küçük bir meblağ değildir- takdim eder.
Seçimlerde hezimete uğrayan politikacı aldığı parayı geri verir ve her yerde Münevver Gürsel'in vatan sevgisini daima anlatır durur. Her Pazartesi günü, öğle yemeğine davet ettiği çocukları ve torunlarıyla buluşmak ümidiyle The Marmara'nın lokantasına gelen Münevver hiçbir zaman hepsini bir arada göremez. Ama biz birkaç yakın arkadaşı onunla oturup Türkiye'nin durumundan başlayarak dünyada ne kadar sorun varsa masaya yatırır, Sedat Usta'nın hazırlayıp önümüze koyduğu nefis yemekleri yedikten sonra her zamanki gibi perhize başlama kararı alarak öbür Pazartesi'yi iple çekeriz.
KIZININ SİYAN KUŞAĞI VAR
Bike, ailesinin büyük kızı. Kızkardeşi Ardıç, Gürsellerin haşare kızı; babasının yelken yarışmalarındaki kupalarında payı var. Bike bir iki yıl önce başladığı karate derslerini o kadar ciddiye aldı ki, siyah kuşağı beline çoktan geçirdi. Ardıç ne kadar spor giyinirse Japon modacı İssey Miyake elbiselerini sanki Bike için yaratmıştı.
İkisinin ortak özelliğine gelince... Tabaklarına kuşların bile doyamayacağı miktarda yemek almak ve onu bile bitirememektir. İşte, size Gürsel Ailesinden portreler... Onları daha iyi tanıtmak için bir kitap bile az değil mi?
Gürsel kardeşlerin aralarında yaptıkları iş bölümüne göre Bike'nin en sevgili ve en fazla emek verdiği mekân Esma Sultan Yalısı... Tarihi dokusuna dokunmadan yalının içini cam ve çelik kullanılarak yapılmasında titiz davranan Bike başarısının semeresini görüyor. Yaz-kış, Esma'da yer bulmak imkânsız. Bunun için Ziyafet Müdürü Neslihan Özyiğit'in kapısının önünden ayrılmayanlar çoktur.
Bike'nin ikinci mekânı Tepebaşı'nda, vaktiyle çirkinliği ile çevreyi bozan Etap Otelini The Marmara'ya çevirmek The Marmara Pera fevkalade sade, şık ve kullanışlı odalarıyla müşterilerin favorisi...
Bike istanbul Kültür Sanat Vakfının bütün sanatçılarını The Marmara'da bir ay süreyle konuk ettiği için sanatçıların sevgilisidir.
Onu her zaman sevgi ve minnetle
anan yazarımız Adalet Ağaoğlu, bir akşamüstü Boğaz'daki banklarda otururken, bir şoförün çarpmasıyla denize uçtuğunu anlatırken "Beni Bike Gürsel aylarca otelinde misafir etti. Eğer evde kalsaydım eşim bana bakarken yatağa düşerdi.." der.
360 DERECE DÖNEN OTEL
Ardıç, dünyanın en şık butik otellerinden biri olarak kabul edilen The Marmara Bodrum'u bir çocuğu gibi sevgiyle büyüttü. En müşkülpesent insanların bile hayran olduğu The Marmara Bodrum'u Fransız mimarı Christian Allart'la yaratan Ardıç, gene aynı mimarla The Marmara Antalya'yı yaptı. Burası dünyanın ilk ve tek, 360 derece dönen oteli oldu. (Tabi, bu buluşun babası Oğuz Gürsel'e ait olduğunu da söylemeliyiz). Dünyanın diğer ucuna uzanan The Marmara Manhattan yalnız Türkler'in değil, yabancıların bile güçlükle yer bulabileceği bir otel oldu. Mustafa Koç'un evi gibi kullandığı bu otelin lobisindeki sanat galerisini hangi Gürsel'in açtığını öğrenemedim. Ama bildiğim tek şey ailenin tek oğlu Kaan'ın bütün otellerin finans işlerinden sorumlu olduğu... Şu sırada otellerde tadilatın hızla gittiği ve Kaan'ın babasından daha eli açık olduğu da söyleniyor.
The Marmara'nın muhteşem şefleri
The Marmara İstanbul'un şefi Sedat Özkan 2 yardımcısı ve 65 kişilik ekibiyle mucizeler yaratırken hiç kimse, hiçbir şeyin aksadığına şimdiye kadar tanık olmamıştır. Sedat Usta, catering konusunda çok kuvvetli olan The Marmara Oteli'nde sıradan bir günde 3 bin kişiye yemek hazırlayabiliyor. Bunlardan 1200'ü Esma Sultan yalısındaki davetlere gidiyor. Antalya'daki The Marmara'nın şefi Gökhan Tufan'ın ise yemeklerini tattığım en iyi genç şef olduğunu söyleyebilirim.




