Yalnızlar yogada mı kurtuluş arıyor?
Kiminin stres atmak, kiminin sağlık, kiminin ise yalnızca iyi hissetmek amacıyla yaptığı yoga, meditasyon ve reiki’ye olan ilgiyi Diyanet İşleri Başkanı, “Modern insanın yalnızlığı ve çaresizliği” ile açıkladı.
“İnsan yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir” diyen Prof. Ali Bardakoğlu’nun bu konudaki sözleri, birbiriyle bağlantılı iki tartışmayı da beraberinde getirdi. Birincisi, “Kentli, çalışan, yalnız insan, dua ve namazın yerine yoga, reiki, meditasyonu mu koydu?”, ikincisi ise, “Yalnızlar ’kurtuluş yolları’ arıyor ve çareyi bunları yapmakta mı buluyorlar?”
Diyanet’in savunduğu gibi yoga, meditasyon ve benzeri Uzak Doğu kökenli uygulamalar, günümüz modern toplumun “yeni dini akımları mı?” Akademisyenler ve yoga, meditasyon, reiki hocaları, bu konuda farklı düşüncede. Örneğin, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Ali İhsan Yitik, “Bu gruplara mensup üyelerin genelde inançlarını açıklamakta ve kendilerini belli bir dine akıma bağlı olarak nitelendirmekten kaçındıklarını” söylüyor. Fırat Üniversitesi’nden Doç. Selim Özarslan, “Hiçbir yaşam tarzı, onu düzenleyen ilahi ya da felsefi doktrinden, öğretiden bağımsız ve ilintisiz olamaz” derken, Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hüseyin Yılmaz, “Din isimleri yerine yoga, meditasyon, reiki gibi daha çok bu dinlerin bir nevi ibadet yöntemi diyebileceğimiz uygulamalar, sanki bu dinlerden bağımsız, objektif şifa yöntemleriymiş gibi sunulmaktadır” görüşünü savunuyor.
KURTULUŞ REÇETESİ YOGA MI?
Yoga, meditasyon, reiki öğreticileri ise “dinle, misyonerlikle alakalarının olmadığının” altını çiziyorlar. Yoga Merkezi öğreticilerinden Arzu Özev, yoganın da meditasyonun da sağlıklı, mutlu, neşeli yaşamak için bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor ve “Yoga birleştiricidir, ayırıcı değil. Bir din değil, bir yaşam biçimidir. Yoga kesinlikle İslam diniyle örtüşüyor. İnsana kendini iyi hissettirir, kendi iyi hisseden insanlar da kendi değerlerine, maneviyatına daha sıkı şekilde bağlanır” diyor. Aynı zamanda psikolog olan, meditasyon uzmanı Davut İbrahimoğlu, yoga ve meditasyonun dini akım olmadığını vurgularken, “Meditasyon, bioenerji ve yoga insanın kendi içindeki cevheri dışarı çıkarıyor” görüşünü dile getiriyor.
Misyonerlik yapmıyoruz
Reiki eğitmeni Gülbahar Yeni ise, bireysel gelişim tekniğinin bireyin uyanışı olduğunu belirterek, “Herkesin dini kendisini bağlar. Bütün dinler ve kitaplara saygılıyız. Hakikate giden yol tektir. Reiki, misyonerlik faaliyeti değildir” diyor. Tartışmanın ikinci bölümüne gelirsek, yalnız yaşayanlar, Diyanet’in dediği gibi “bireysel kurtuluş” olarak yoga, meditasyon ya da reiki mi yapıyor? Daha da önemlisi, bütün bunları dinin yerine mi koyuyor? Modern kadın ya da erkek, uygulayamadığı, belki de uygulamak istemediği dini yaptırımların yerine geçebilecek alternatif bir inancın peşinde mi? Kendisini zorlamayacak, kısıtlamayacak, modern hayatına uyum sağlayacak, kurallarıyla oynayabileceği hatta kendilerine biraz da mistik bir hava katacak alternatifin... Yoksa yoga, reiki ve meditasyon seanslarına katılan ve yalnız yaşayanların büyük bölümünün söylediği gibi orada olmalarının nedeni, sadece “rahatlamak” ve “sağlıklı olmak” mı?
Diyanet İşleri Başkanı ne dedi?
“...Sürekli şekilde metayı, düşünceyi ve duyguları tüketmeye yönelik bir hayat döngüsünün ablukası altındaki insan, gelişen iletişim teknolojilerine rağmen daha çok kabuğuna çekilmekte, yalnızlaşan dünyasında kendisini ruhen hırpalanmış, bedenen de yorgun hissetmektedir. Hayatını anlamlı kılma ve içe dönüş yolları aramaya başlayan insan, yalnızlığını gidermek ve ruhen doyuma ulaşmak gibi düşüncelerle çeşitli bireysel kurtuluş yollarına yönelmektedir...
Günümüzde çoğunlukla kişisel gelişim yolları, stres, depresyon, zihinsel sorunlar ve yorgunluktan kurtulma çareleri olarak cazip şekillerde sunulan transandantal meditasyon, reiki, yoga gibi adlarla anılan bazı yöntemlerin revaç bulmasını, modern insanın yalnızlığıyla ve çaresizliğiyle de ilişkilendirmek gerekir. Bu akım ve çağrılar her ne kadar genelde dini bir söylem ile sunulmasa da, esasen Hint ağırlıklı Uzak Doğu felsefesinden ve dinsel öğretiden beslenmekte, Batı kültürünün hümanistik ve dini söylemiyle de çok kolay ortak alanlar oluşturabilmektedir.
Bu hâl içindeki modern insanımıza, dini ve kültürel mirasımızın o müjdeleyen, sevgi ile kucaklayan, güven ve umut veren mesajının ulaştığını, ulaşım kanallarının yeterince açık olduğunu da söyleyemiyoruz. Henüz dua, tövbe, niyaz, tefekkür ve ibadetin bireyi ne denli güçlü kıldığını ve onu Yüce Yaratana bağlayarak yalnızlıktan, karamsarlık ve umutsuzluktan kurtardığını yeterince fark etmiş veya ettirmiş de değiliz...”
YOGACI İLAHİYATÇI
Allah bilincinin oluşmasını sağlar
Üniversitede de yoga yapan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Salih Akdemir: “Yoga demek birlik demektir. Zaten birliktelik bütün dinlerin ortak değeridir. Dolayısıyla yoga dediğimiz, birlik bilincinin, Allah bilincinin bireyde oluşturulmasıdır. Zaten bu bütün dinlerin amacıdır. Yoganın birinci aşamasında arınma, temizlik, tövbe var. Yani yoga bir bütün olarak ele alındığı zaman bunları da içerir. Yoganın gündeme getirdiği konularla, dinin ortaya getirdiği konular aynıdır. Kuran’a göre gerçek din, yogada olduğu gibi insan doğasıdır, toplumdaki kurumsallaşmış din değil. İslam insanın kendisiyle barışık olmasıdır. Namazla da huzur buluyorsunuz, yogayla da ama yoga namazın alternatifi değildir. Sosyete yogayı gösteriş olsun diye, dikkati çekmek için yapıyor. Ama özden uzak olan her şey geriye teper, aksi sonuçlar doğurur.
YOGACI
Sağlık ve denge için yapılıyor
Hindistan’da Yoga Akademi’nin kurucusu Azerbaycanlı Prof. Dr. Akif Manaf: “Yoga, tam bir fiziksel sağlık, sinirsel denge, zihinsel rahatlık, berrak ve uyanık bir bilinç kazandırdığından başarıyı getirir ve içinizdeki gizli potansiyeli açığa çıkarır. Yogada ne inanca dayanan dogmalar, ne de bir tanrıya yönelik tapınma ve ayinler vardır. Yoga, ibadet niteliğini taşımaz. Ne namaz yoganın yerini ne de yoga namazın yerini tutar. İkisinin de amacı farklıdır. Bizde çok sayıda namazını kılan ve yogasını yapan kişi bulunuyor. Bu kişiler de yoganın, artırdığı konsantrasyon üstünlüğü ile namaz ve duasında daha başarılı olduğunu ifade ediyor. İnsanlar yogayı yalnızlık nedeniyle yapmıyor. Akademik araştırmalar, insanların yüzde 80’inin sağlık, yüzde 10’unun yalnızlık, yüzde 10’unun ise farklı nedenlerle yoga yaptıklarını ortaya koyuyor.”
İLAHİYATÇI
Bunlar moda Düşünceler
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelâm Anabilim Dalı Başkanı Prof. Yusuf Şevki Yavuz: “İbadetin en güzelini yapan, Allah’a dua eden biri yogaya neden ihtiyaç duysun ki? Yoga ve benzer akımlar moda düşüncelerdir, İslamiyet’le örtüşmüyor. İlahiyatçılar bu gibi akımlarla ilgilenmemeli... İnsanların inançları üzerinde etkili olmak isteyen çevreler var. Dinle arası iyi olmayan insanlar üzerinde etkili olmak için Doğu felsefesini kullanıyor. Normal karşılamak lazım. Bu tür İslam karşıtı çalışmalar daha önce de vardı. Tüm bu sistemler sahih bir İslam anlayışını engellemek için var...”
Selahattin Duman
Yogadan medet umacak kadar çaresizleşmedim
Bağdaş kurup, avuç açarak “Uuuummmm!” sesi çıkarmak.. Gözlediğim yogacılar bunu yapıyordu.. Akıllarından o anda ne geçtiğini kimse bilemez.. İddia edildiği gibi benliklerinden sıyrılıp arınıyorlar mı? Bunun da cevabı yok.. Yoga yapıp da hiçliği ararken dünya nimetlerinden vazgeçeni hiç görmedim.. O yüzden olaya “hokkabazlık” tarifinde bakıyorum.. Diyanet’in “bireysel çıkış yolu aramaya” itirazı zaten olamaz.. Dinin kendisi bireysel çıkış yolu aramak değil mi? Hayatımda yoga yapmadım, yoga yapmayı düşünmedim, yogadan medet umacak kadar da çaresizleşmedim.. Beynini kullanabilen insan için “yalnızlık” diye bir şey yoktur. Beyni kullanabiliyorsan yalnızken de kalabalık içindesin. Bir kitap, bir film tek başına bir dünyadır.. Yeter ki içine girmesini bil.. Yalnızlığımdan memnunum.. Kadınların eleğinden geçmiş her bekâr erkek bu özgürlüğü iliklerine kadar hisseder..
Mutlu Tönbekici
Klasik bir ötekileştirme çabası
Müminlere bu kadar güvensizlik niye? Bu kadar zayıf mı insanların itikadı? Beş vakit camiye giden adamın es kaza yoga yapma ihtimali ne kadar yüksek olabilir ki “Dinden çıkarsın ha” diye uyarı yapma gereği duyulmuş? Hakkari’de, Elazığ’da, Çamlıhemşin’de, Çarşamba’da düzinelerce yoga merkezi mi açılmış birden de başkanımız böyle bir endişe kapılıvermiş? Yiyor muyuz? Yemiyoruz. Klasik bir ’ötekileştirme’ çabası. Yoga yapan ’öteki’ tarafa dolaylı olarak ’dinsiz, özenti, zengin haspalar’ denmek isteniyor. Hayatlarında yoga ne bilmeyen tarafa, ’öteki’ tarafı şeytan gösterme çabası. Kim bilecek öyle bir şeyin olmadığını? Maksat ikilik yaratmak.
Dilek Önder
Yalnızlık derken?
Yalnızlıktan kastınız bir erkekle birlikte yaşamamaksa, ki galiba öyle, bu tarifi gözden geçirmek lazım derim. Yok, “Bir erkek yerine yoga, reiki ya da meditasyon alır mısınız?” diye sorarsanız, “Ben varsa vudu büyüsünden alayım” derim. Sormak istediğiniz, “Bunlar bir erkeğin yerini alır mı?” ise, hiç sanmıyorum. Ha, belki yoga biraz anımsatabilir... Bazı hareketler bakımından!!! Öyle değil yahu!!! Hani öyle anlar olur ki, gözlerini kaparsın, “Sus kızım, sabret!” diye içinden geçirsin ya, duruşun yogayı andırır... Eğer “Yalnızlık insanı yoga, reiki veya meditasyona yönlendirir mi?” diyorsanız... Bence oralarda sevgili falan bulunmaz!! Bulunsa da ondan fayda gelmez...




