Gazete Vatan Logo
ArşivVahşi iş dünyasını bırakıp ertelediğim hayatı yaşıyorum

Vahşi iş dünyasını bırakıp ertelediğim hayatı yaşıyorum

Vahşi iş dünyasını bırakıp ertelediğim hayatı yaşıyorum

Hepimizin hayallerini yaşayan bir adam... Erdal Gökyıldırım

Haberin Devamı

Ne de olsa çoğumuz bunalınca işi bırakıp arkamıza bakmadan kaçmak isteriz. Bir kafe açıp oturmak... Gökyıldırım da Beymen Mağazalar Grup Direktörü gibi gayet havalı ve üst düzey bir görevdeyken her şeyi bırakıp Büyükada’ya yerleşecek kadar çılgın ve ama bir o kadar da gerçekçi. “Kendimi ihmal ediyordum” diyor. Üstelik geçen ay bir de kafe açıyor. Arkadaşları “Yapamazsın ve iki ayda dönersin” dedilerse de, o artık ikinci hayatım dediği hayatını yaşarken takım elbise ve ayakkabı giymemekten, evine girerken meyve toplayabilmekten gayet mutlu.

İş yaşamına liseyi bitirdikten sonra Mudo’da satış elemanı olarak başlayan Erdal Gökyıldırım, az zamanda çok yol katederek kısa sürede Beymen’in üst düzey yöneticisi oldu. Hayatında ilk sıraya hep işi koyduğunu söyleyen Gökyıldırım, haftanın 7 günü 16 saat çalışarak kendisini ikinci plana attığını belirtiyor. Ta ki geçen yıl 51 yaşındaki eniştesi kalp krizinden ve yakın arkadaşı kanserden ölene dek. Bunun üzerine artık kendisinin de ne kadar önemli olduğunun farkına varan Gökyıldırım, geçen yaz işi bırakmaya karar verdikten sonra bunu yakın arkadaşı Cem Boyner’le paylaşmış. Boyner dışında kimsenin kendisini anlamadığını belirten Gökyıldırım; “O vahşi dünyayı bırakıp daha sakin bir dünyaya geçmeye karar verdikten sonra Aralık sonu ayrıldım. Cem Boyner’le 1985 yılından beri süregelen ve son 3 yıldır çok yakınlaştığımız bir arkadaşlığımız var. Onun dışında pek çok kişi ‘Yapamaz ve iki ay sonra dönersin’ dedi. Oysa hayatın yakalanması gereken bir şey olduğunu hatırlamıştım. Bunun için de 30 yıldır ertelediğim şeyleri yakalamak üzere Büyükada’ya geldim.”
Modern hayatta bir sürü korkuyla yaşadığımızı belirten Gökyıldırım, hep daha fazlasını istediğimize dikkat çekiyor. “İhtiyacımız olan tek şey, risk almak ve arkasında durmak” diyen Erdal Gökyıldırım’ın Ada’da yaşamayı seçmesinin nedeni ise tam bir İstanbul aşığı olması. “İstediğim zaman İstanbul’a inebileceğimi bilmek bile güzel. Üstelik Büyükada’nın diğer adalara göre ulaşımı daha kolay ve kışın da yaşam var.” Şimdi ikinci hayatını yaşadığını söyleyen Gökyıldırım, 30 yıl sonra zamansızlık kavramını tanıdığını ve sessizliğin sesini dinlemenin çok güzel bir şey olduğunu söylüyor.

Üç aydır ayakkabı giymiyorum, terlikle dolaşıyorum

Çalışırken kafası çok yoğun olduğu için okuduğu kitabı bile anlamadığını ancak Ada’da yaşamaya başlayınca tekrar kitap okumaya ve dinlemediği CD’leri dinlemeye başladığını belirten Gökyıldırım, günlük yaşamında sadece 12 bin TL. ile geçinebildiğini söylüyor. “Buradaki evimin bahçesinde malta eriği ve kiraz ağacı var. Evime meyve toplayarak giriyorum. Doğanın ne muhteşem bir şey olduğunu hatırladım. Şubattan sonra önce mimozalar, ardından mor salkım, ardından meyve ağaçları çiçek verdi ve erguvanlar açtı. Şehirde alışveriş merkezlerinde, elektrik yüklü alanlarda mevsimlerin değiştiğini bile fark etmeden yaşıyoruz.”
Yoğun geçen iş yaşamı nedeniyle yıllardır hep takım elbise giyen Gökyıldırım artık şort ve tişörtle geziyor. Yıllardır özenip satın aldığı ama giyemediği spor kıyafetleri artık gün ışığında. 60’dan fazla olan takım elbiseleri ise İstanbul’daki evinde beklemedeler. Adadaki rahat yaşamın bir parçası haline geldiğini ifade eden Erdal Bey, yaklaşık 3 aydır ayakkabı giymeyip terlikle gezdiğine kendisi de hâlâ inanamıyor.

Adalılar daha özenli giyinip geliyor

* Temmuz ayında Eddie’yi açtınız. Herkes gibi sizin de mi hayalinizdi bu kafe açma olayı?

Evet, doğru. Bir önceki hayatımda iyi bir sosyal yaratıktım. Çok dolaştığım ve gezdiğim için bol bol restoran gözlemi yaptım. İnsanların evlerinin bahçesi gibi görecekleri bir yer açmaktı hayalim. Çıkış noktam o oldu. Her şey İstanbul’dan geldi, lego gibi burada monte ettik ve Temmuz ayında açtık.

* Nasıl bir yer burası?

Öğlen 12.00’de açılıyoruz, gece insanlar gidene kadar açık kalıyoruz. İnsanların yemek yiyip, iyi kokteyller içebilecekleri bir alan burası. Akdeniz mutfağıyız; salatalar, el yapımı makarnalar, pizzalar ve ızgaralarımız var.
Özellikle frozenlarımız büyük ilgi görüyor; her türlü taze meyveden frozen yapıyoruz. Hem Ada’dan hem de şehirden gelenler var. Bostancı’da bir yere gitmekle buraya gelmek arasında fark yok zaten. Motorla yarım saat sürüyor.

* Tam olarak Adalı oldunuz mu?

Bunun için daha zaman lazım. Ada’nın kendi kültürünün içinde farklı etnik gruplar var. Ama bunların hepsi yıllardır bir arada yaşıyor. Dışarıdan birileri de pek gelmiyor zaten. İyi niyetliler, dostça davranıyorlar ama temkinliler bir şekilde. Kendimi kabul ettirme sürecindeyim.

* Gelenlerin Adalı mı yoksa dışarıdan mı olduğunu anlıyor musunuz?

Anlamaz olur muyum. Adalılar çok daha şık ve özenliler. Bir de daha geç geliyorlar.