Gazete Vatan Logo
ArşivTarkan yurt dışında üç ay ünlü oldu ben yıllardır meşhurum

Tarkan yurt dışında üç ay ünlü oldu ben yıllardır meşhurum

Tarkan yurt dışında üç ay ünlü oldu ben yıllardır meşhurum

The Times gazetesinin ve Rolling Stone dergisinin yayınladığı dünya müziğinde en iyi kadın sanatçılar listelerine adını yazdırdı. Yurtdışında verdiği konserlerde onbinler şarkılarına eşlik ediyor. Muhteşem sesi ve farklı yorumu ile dünyada dikkatleri üstüne çeken usta müzisyen Selda Bağcan, İngiltere Konseri öncesinde bizi ofisinde ağırladı.

Haberin Devamı

Selda Hanım, hepimizi heyecanlandıran yurtdışı maceranız nasıl başladı?

İlk kez 1972 yılında Dışişleri Bakanlığı’nın görevlendirilmesiyle Altın Orfe Festivali’ne gittim. Avrupalılar benim farkıma vardılar, 80’den sonra daha çok tanındım. 1986’da Womad Festivali için davet aldım. Ama yasaklıyım, dolayısıyla pasaportum yoktu, gidemedim. Bu olay dönüm noktası oldu. Ben festivale gidemeyince bana jest olsun diye festival plağına şarkımı da koydular. O plak bütün dünya radyolarını dolaştı. Böylelikle tanınır oldum.

Peki ama son yıllarda kariyerinizde daha büyük bir patlama yaşadınız sanki…

O da şöyle oldu; 2006 yılında İngiltere’den bir telefon geldi, bir firma albüm çıkartmak istedi, anlaştık bastılar. Sonra o albümdeki dört şarkı hit oldu. Rock tarzında olduğu için ve sanırım tiz, parlak sesim dikkatlerini çekti. 2006’dan bu yana 10 senede dalga dalga yayıldı. Biliyorsunuz Elijah Wood (Frodo) aynı zamanda DJ, benim şarkılarımı çalıyordu, şarkılar bütün dünyada yayıldı. Konserlerimde özellikle bu dört şarkı biliniyor, benimle beraber söylüyorlar. Son Polonya konserinde 40 bin kişi “Sevda Sevda” diye tezahürat yaptı. Ben de “Thank you Amigos” dedim. (gülüyor)

Haberin Devamı

"Yurt dışında yapılan şeye özenmeyeceksin onlar en güzelini zaten yapıyor..."

Türkçe de gayet güzel bir dilmiş. Şarkı diliymiş, kulağa batmıyormuş...

Elijah Wood ile Türkiye’de karşılaştınız galiba değil mi?

Evet, Türkiye’ye geldiğinde “Selda Bağcan’ın sesini duyduğumda aklımı kaçıracak gibi oldum” şeklinde bir demeç vermiş. Sonra Ekşifest organize eden arkadaşlar onu da çağırmışlar. Karşılaşınca sanki 40 yıllık dost gibi sarıldık. Çok sıcakkanlı adam. Benim de çok hoşuma gitti. Hele ertesi gün gazetelerde bana hayran hayran baktığı fotoğrafları görünce daha da hoşuma gitti. (gülüyor)

Rock festivallerini anlıyorum ama Hollywood starlarının hayranlıkları, Barcelona’da binlerce insanın size eşlik etmesi... Bunlar inanılmaz değil mi?

On bin kişi vardı o konserde. İnanılmaz gerçekten. Demek ki ne anlıyoruz, Türkçede gayet güzel bir dilmiş. Şarkı diliymiş, kulağa batmıyormuş.

"Polonya konserinde 40 bin kişi “Sevda Sevda” diye tezahürat yaptı."

Haberin Devamı

Cumhuriyetin kurucu kodlarına dönmemiz lazım

Yasaklar deyince, daha önce darbe mağduru biri olarak 15 Temmuz gecesinde neler hissettiniz?

İlk üç gün şoktaydım, biz nasıl böyle bir şey yaşadık diye. Hala da atlatabilmiş değilim. Bu neydi, halka ateş açtılar, halk bunları yakaladı, kimilerini linç etti. Böyle şeyler Türkiye tarihinde daha önce hiç yaşanmamıştı. Kimdir bu insanlar? Bu insanlar nasıl bu kadar kinlendiler, halka nasıl ateş açabilirler? Çok üzgünüm çok. Ama bunların yıllarca tüm kurumlarda böyle palazlandırılmasına izin verilmemeliydi. Ama şuna inanıyorum, bu darbe girişimi bence herkese ders olacak, çünkü din motifli bir örgütün insanları nasıl istismar ettiklerini gördük. Bundan sonra Atatürkçü çizgiye sarılınması gerek, yönetimin başka çaresi yok. Cumhuriyetin kurucu kodlarına dönmemiz lazım. Şundan endişeliyim. Zamanında beni kurban ettiler, kitlelere gözdağı vermek için üç kere cezaevine soktular. Hepsinden beraat ettim. Umarım ben de olduğu gibi bu dönemde de kurunun yanında yaş da yanmaz.

Haberin Devamı

Tarkan yurt dışında üç ay ünlü oldu ben yıllardır meşhurum

1972 / Bulgaristan Altın Orfe Festivali Dünya müzik otoriteleri Selda Bağcan’ı Türkiye’nin

Janis Joplin’i olarak görüyorlar.

Hiç başka bir ülkede yaşamayı düşündünüz mü?

Hiç düşünmedim. Yine de buranın insanı gibi yok. Bir laf var; "Kardeş kardeş döner bıçaklar, döner kucaklar." Biz de öyle bir toplumuz.

Politik de bir kişiliksiniz…

Üniversitede solcu olduk, 68 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü 2. Sınıfındaydım. Çok zor bir okul, 68 kuşağının boykotları Fen Fakültesinde başladı. Ama can derdinden, sınav hakları çoğalsın diye. Hep derler ya, 68 olayları masum öğrenci istekleri olarak başladı diye. Bu doğrudur. Ama ben hiç aktivist değildim. Millet yürüyüş yapar, eyleme gider ben sürekli evde ders çalışırdım. Okuldan atılanlar boykotlara başladı. Zaten içine kapanık bir kişiliği var bakma bu meslekten sonra açıldım. Zaten şeker hastasıyım, öyle büyük yürüyüşlere bünyem müsait değil. Mesela Hrant Dink’in cenazesi 300 bin kişi yürüdü çok isterdim onların arasında olmayı fakat sağlık sebepleri ile olamadım. Ben de şarkı söylerim işte. “Güvercinleri de vurular” şarkısı Hrant için yapıldı, söz müzik Şehrazat, ben de söyledim.

Geçen gün bir röportajda siyasette girme sinyalleri verdiniz sanki…

Teklif falan yok. İsterim ama bu dönem değil. Şu anda konserleri tercih ederim, benim yerime milletvekilliği yapabilecek çok arkadaş var.

Şehirli olduğum için türküleri türkücüler gibi söylemiyorum

Peki o zaman biz neden yurtdışına açılamıyoruz? Tarkan neden dünya çapında bir marka olamadı?

Tarkan ünlü oldu aslında yurtdışında, pop müzik olduğu için üç ay, bilemedin 1 yıl sürüyor. Benimki 2006 yılından itibaren sürekli devam ediyor. Yurtdışında yapılan şeye özenmeyeceksin, onlar en güzelini zaten yapıyor. Bu ülkenin müziğini tanıtacaksın. Bugüne kadar türkü söylemediysen, bugün de olmaz tabi. Ben 45 yıldır söylüyorum. Bir de; ben şehirli olduğum için, türkü söylediğimde başka bir tat oluyor. Türkücü gibi söylemiyorum. Yurtdışı bunu farketti bence. Aslında çocukluğumdan beri yabancı şarkılar dinleyerek büyüdüm. Ne olduysa 20 yaşında oldu, başıma bir saksı düştü türkü söylemeye başladım.

Hakikaten ne oldu?

Aşk diyelim. (gülüyor) Tabii bir de 68 kuşağının esintilerini unutmayalım. Sanatçılar da Türk Halk Müziğine merak oldu. Tülay German, Fikret Kızılok, Esin Avşar, Cem Karaca, Barış Manço benden önce söyledi. Ama son darbeyi ben vurdum. Müzik dünyasına 15 günde paraşütle indim. İki plak birarada milyonu geçti satışı. Öyle bir şöhret yok. Önce görünmediğim için insanlar merak içerisinde. Bir iki kere televizyona çıkmışım. Zaten sonra şarkılarım ile Deniz Gezmiş’ler arasında bağlantı kurulunca, hemen televizyon yasağı geldi.Halbuki onlarla alakası yoktu. O sözlü yasak 20 sene sürdü. İnanabiliyor musunuz? 92 yılına kadar.

Türkiye’nin her yerinde konser verdim

Yurtiçindeki konserlere gelelim. Sizinle ilgili şöyle bir anım var, 2006 yılında Tunceli’ye gitmiştim, insanlarla sosyal hayat ile ilgili sohbet ederken; “Valla buraya gelse gelse konser için sadece Selda Bağcan geliyor” dediler…

Tarkan yurt dışında üç ay ünlü oldu ben yıllardır meşhurum

Bir ara beş konser yaptım Tunceli’de. Kasabalarına da gittim. Orayla ilgili ilginç anılarım var. Tunceli’de öğretmen evinde kaldık, büyük yoksulluk vardı, bir yaşlı adam kalaşnikofla bizi koruyordu. Öğretmenevinin korumasıymış. Çok acıklı bir tabloydu. Sadece orası değil aslında her tarafa gittim. Türkiye’de gitmediğim birkaç yer var. Hala da gidiyorum tabii ki.

Yurtdışı, yurtiçi her yerdesiniz ama acaba bizim medyada hak ettiğiniz yerde olamadınız mı?

İyi yerlerde bir türlü olamadım. Pop kültürün belli kuralları var. Sevgili değiştireceksin, özel hayatını döküp saçacaksın. Ben bunları yapamam. O yüzden medyada fazla yer almadım. Olsun halkın gönlünde başka bir yerdeyim.

Sperm bankasından sperm almayı düşündüm

Biraz da özel hayata gelelim. Bunca yıldır adınız bir tek Deniz Gezmiş’le anıldı, o da doğru değilmiş zaten….

Evet ya o bir efsane. Tanışmadık bile, ben onlar cezaevindeyken 1972’de "Mapushane İçinde Mermer" türküleri söyledim. Onlar için söylediğim sanıldı. Bense bunu ilk defa 1976 yılında duydum, kulise gelen küçük bir kız “Siz Deniz Gezmiş ile çıktınız mı?” diye tatlı tatlı sordu. Ben de o zaman anladım ki, bu söylem dalga dalga büyümüş. Hala bana soruluyor. Oysa hiç tanışmadık bile. Karşıma çıkanlar hep evliydi, evli olduklarını öğrenince yolladım tabii ki. Ama tabii ciddi arkadaşlıklarım oldu.

Çocuk?

Çocuk isterdim. Bir ara bir şey söyledim televizyonda. Söylemez olaydım. Yurtdışında sperm bankaları var ya, o sıralar kardeşim İngiltere’de oturuyor. “Ben sana yardımcı olurum, sperm bankasından sperm alalım” dedi. Ben de bunu anlattım. Kıyametler koptu. Burası öyle bir ülke değil, aman boşver dedim.