Geri Dön

Muammer Karaca tiyatrosundan atıldık!

Genco Erkal ve Tülay Günal, Yılın Tiyatro Ödülü’ne sahip “Ben Bertolt Brecht” adlı müzikal komedinin bir süredir tiyatrodan uzaklaştığından korkulan gençleri salonlara çektiğini söylüyor.

Genco Erkal ve Tülay Günal’ın büyük bir tutkuyla oynadıkları Ben Bertolt Brecht, Tiyatro Eleştirmenler Birliği tarafından “Yılın Tiyatro Oyunu Ödülü”nü aldı. Tüm bu güzel gidişatın yanında usta tiyatrocunun kötü bir haberi vardı, Muammer Karaca Tiyatrosu kapandı ve Dostlar Tiyatrosu artık evsizdi...

Brecht yol göstericim” diyorsunuz. Modern dünyada böyle yol gösterici yazarlar yok mu?
Genco Erkal: Bilmiyorum, ben bu konuda tutucuyum galiba. Saplanıp kaldığım yazarlar var. Onlarla yetiniyorum. Öyle büyük bir yazar belki göremiyorum. Nazım Hikmet ya da Brecht gibi... Galiba o konuda muhafazakar olabilirim.
Bu oyunun 1979 yılı ve şimdiye bakınca hâlâ seyircilere aynı etkiyi verebiliyor mu?
Genco E: Oyun çok değişti. Eskiden sahnede dört kişilik bir orkestra eşliğinde oynuyorduk. Atatürk Kültür Merkezi’nin konser salonundaydık. O zaman da çok büyük ilgi görmüştü. Bu sefer gençlerle buluşması açısından, bize tiyatromuzun gelişimi açısından ümit verdi. Bir süredir gençlerin tiyatrodan uzaklaştığına dair bir korkumuz vardı. Çok büyük bir buluşma oldu. Her seferinde Brecht’in zamansız olduğunu fark ediyorum. Yazdıkları güncel ve bugün ki sorunlara bile değiniyor.

Tülay G: Oynamaktan büyük keyif aldığım için ilk günki gibi heyecanla çıkıyorum sahneye. Tiyatro seyircisinin verdiği elektrik çok farklı oluyor. Enteresan anlar da yaşıyoruz. 1 Mayıs marşını mesela seyirci ile beraber söylüyoruz. Şu ana kadar oynadığım oyunlar arasında çok farklı duruyor.
Genco E: 1 Mayıs marşı Brecht’in ana akım oyunun, Türk versiyonu için yazılmış bir eser. O dönem o kadar etkileyici oldu ki tiyatro sahnesinden meydanlara fırladı. Herkesin 1 Mayıs marşı olarak kabul gördü. Sözleri tam bilinmese de herkes katılıyor o şarkıyı.

Neden toplum artık hep bir ağızdan söyleyeceği marşa sahip değil?
Genco E: Gerektiği zaman eskiler söyleniyor. 10. Yıl Marşı çok popüler son dönemlerde. Yeni besteler arasında herkesin birden söyleyebileceği bir şey yok. Türk toplumunda büyük bir ikiye bölünme var. ABD seçimlerinde şiddetli bir mücadele olmasına rağmen seçim biter bitmez toplumsal uzlaşma olabiliyor. Geleneksel bir toplumsal birleşme var. Bizde kan davası gibi devam ediyor.

İnsan ne ile yaşar şarkısı çok beğeniliyor. Sizce neyle yaşar?
Tülay G: Önce ekmek gelir sonra ahlak. İnsanın kendini idame ettirecek ekmeğini alabilecek olanağı olmalı.
Genco E: İnsanlar ayakta kalabilmek için başkalarının emeğinden yararlanıyor ve eziyor. Sermayenin getirdiği bir hırs var. Başarıya ulaşmak için, başkalarını ezerek yaşıyor insan.
Ödül almak umursadığınız bir şey mi?
Genco E: Ne yalan söyleyeyim ödül aldığına insan seviniyor. Ben artık çok fazla önemsemiyorum ödülleri ama yine de insanları onurlandırıcı ve özendirici yanı var.
Tülay G: Ödül almayan oyunlarınız iyi veya kötü olduğu anlamına gelmez. Ben ve seyirci o işe inanıyorsam iyidir.

Burun buruna aşk sahnesi oynayıp birbirini görmeyen oyuncular var

Genco Bey zor bir partner mi?
Tülay G: Benim hocam, artık ötesi yok. Onun ağzından çıkan her cümle benim için çok önemli.
Siz iyi bir partner seçtiğinizi düşünüyor musunuz?
Genco E: Ankara’da bir caz barda Tülay’ı caz söylerken izledim. Caz yorumuyla bir Brecht oyunu yapmayı düşününce ilk aklıma gelen Tülay oldu. Çalışması zor bir insan. (gülüyor) Şaka bir yana huzursuz bir oyuncu. “Tamam oldu işte” demiyor. Hep daha iyisini arıyor. O huzursuzluğu benim yaratıcılığımı kamçılıyor. Sahnede beraber çalışması çok önemli. Burun buruna aşk sahnesi oynarlar ama birbirlerini görmezler. Aralarında duvar olduğunu seyirci hisseder. Biz de duygu alışverişi oluyor. Seyirciyi kandırmak zordur. Bazı oyuncular birbirlerinin gözüne bakmaz. Kötü bir şey, öyle tiyatro olmaz.

Hayatta sizi şaşırtan şeyler var mı?
Tülay G: Ben bir şeye şaşırmıyorum.
Genco E: Ben hâlâ çok şaşırıyorum, hemen “Niye şaşıyorum, bu normal değil mi” diyorum.

Tiyatronun kitlesel gücü olmalı bu sanat sadece meraklısına yapılmaz

Muammer Karaca Tiyatrosu kapandı mı?
Genco E: 23 yıldır çalıştığımız Muammer Karaca tiyatrosundan resmen atıldık. Aslında sadece bizi atmadılar, tiyatroyu kapattılar. Beyoğlu’nda Ses Tiyatrosu’ndan sonra en eski tiyatro salonuydu. Kimsenin sesi de çıkmadı. 23 yıl sonra sokağa atılmış olduk. Son yıllarda orada oynadığımız günlerin sayısını azaltmışlardı. 43 yıllık Dostlar Tiyatrosu’nun yeri yok. Her gün farklı bir yerde oynamak zorunda kalıyoruz. Gezginci tiyatro olduk, çok yıpratıcı bir şey bu kadar yıldan sonra. Seyirci sizin nerede oynadığınızı bilmiyor ve takip edemiyor. Üstelik alternatifte yok. Beyoğlu’nda eskiden her köşe başında tiyatro vardı sadece iki sahne kaldı. Şimdi moda ufak apartman dairelerinin salonlarını tiyatro yapmak. Bizim seyircimiz öyle değil, bir sefer 500 kişi doldurabiliyoruz. Tiyatronun kitlesel gücü de var. Herkesin bir arada tepki vermesidir amaç. Şimdi meraklısı için tiyatro yapan yerler oldu, öyle olmaz.

Mankenlikten gelen iyi oyuncular var

Televizyonda izleyip “Keşke tiyatro sahnesinde olsaydı” dediğiniz kişiler var mı?
Genco E: İsim vermeyeyim ama çok var. Mankenlikten gelen oyuncular arasında bile yetenekli olanlar var. Ama seslerini kullanmayı bilmezler sahnede, yetenekli olduklarını da görüyorsunuz. Televizyona ben uzak bakıyorum. Esas işim tiyatro ve çok vaktimi alıyor. Tiyatronun bütün işlerini yapan biriyim. Göçebe durumundan dolayı da başka işlerle uğraşacak çok fazla vaktim olmuyor. Beğendiğim bir yönetmenden teklif gelirse ona da zaman açmaya çalışıyorum. Bu projeleri yaz aylarına kaydırıyorum. Ama diziler çok vakit alıyor. Orada beklemek, çok yıpratıcı. Ona vaktim yok.

Tülay G: Benim de televizyon olamıyor. Oyun çok yoğun bir
tempoda ilerliyor.
Genco E: Bazı oyuncular biliyorum Ankara’da turnede sabah çekim yapıyor akşam uçakla arkaya dönüyor.

Ölümü kollarımız açık bekliyoruz

Son dönemde izleyip çok beğendiğiniz filmler neler?
Tülay G: Düşler Diyarı.
Genco E: Haneke’nin Aşk filmini çok beğendim. Tokat, yumruk yemiş olarak sinemadan çıktım.
Aşk filminden sonra ölüme dair düşündünüz mü?
Genco E: Ölümü hep düşünürüm, o benim dostum. Ondan ne korkarım ne de kaçarım. Ölüm hoş geldi, sefa geldi, ne olacak ki... Şöyle düşünüyorum yapabileceğim şeylerin çoğunu büyük bir ölçüde yaptım. Yeni insanlara yer açmak lazım. O yüzden üzülmem ve korkmam da ölümden. Ölüme her dakika hazır, kollarım açık olarak bekliyorum.
Tülay G: Kim yaşamış ki sonsuza kadar. Nasıl yaşadığın esas önemli.