Kusursuz bir aşk-nefret ilişkisi

Antalya’dan Altın Portakal’la dönen Kusursuzlar filmi, abla-kardeş ilişkisindeki iflah olmaz aşk-nefret dinamiğini anlatıyor.
Bir kızkardeş ablası olarak film beni çok başka etkiledi. Malatya Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü alan İpek Türktan’la kardeşle kurduğumuz göbek bağını konuştum.
Biraz seni tanıyabilir miyiz?
33 yaşındayım. Tiyatro oyuncusuyum. Mersinli’yim. ODTÜ biyolojiyi bırakıp oyunculuk okudum. Oyun Atölyesi ve Dot’ta çalıştım. Şu anda da Mehmet Ergen’le Talimhane’de çalışıyorum.
Kusursuzlar’a nasıl seçildin?
Menejerim yok. Çevrem arkadaşlarım. Kusursuzlar’ın yönetmeni ve senaristi en yakın arkadaşlarım. Yönetmen Ramin (Matin) beni eşimle tanıştıran kişi. Senarist Emine yazarken rolü benim için düşünüyordu ama ben yine de deneme çekimi rica ettim.
Malatya’da gösterim sonrası ‘Senle alakası olmayan ama senle aynı etten, kandan yapılmış bir insanla bir ömür geçirmek zorundasın. Bu da kardeşin’ dedin.
Kızkardeş veya herhangi bir kardeş ilişkisi ağza alınmayacak şeyleri söyleyip, on beş dakika sonra ‘Küpeni ben takacağım bugün!’ diyebildiğiniz bir ilişki. Bu kadar saçma sapan bir ilişki kimseyle kurulamaz gerçekten.
Senin ablanla ilişkin nasıl?
Ablamla hiç benzemiyoruz. Ablam daha serbest bir kişilikken ben daha içine kapanıktım ve ablama hayrandım. Onu rol model olarak seçmiştim ama o olamayacağım kesindi. Fiziksel ve kişilik olarak hiç benzemiyoruz. Git gelli bir ilişkimiz var.
‘Ablamın ilkokul önlüğünü koklardım’
Ben de ablayım ve çok duygulandım filmi izlerken. Neden böyle bir aşk-nefret ilişkisi var?
Gerçekten benim ilk rol modelim ablamdı. Aynı zamanda da çok kıskanıyordum. Onun erkeklerle ve kendi sosyal hayatıyla ilişkisine eklemlenemiyordum çünkü arada beş yaş vardı ve o beni istemiyordu. Ve ablama aşkı şöyle de anlatabilirim. İlkokul önlüğünü koklardım ablamın. Ablamın kokusu diye. O kadar sevip ama bir yandan da kavga ediyordum. Öteki ben çünkü. Olmak istediğim şey.
Aile kardeşleri sürekli karşılaştırıyor mu?
Evet. Bir de daha güzel benden. Ergenlik döneminde ablamın yaşadığı küçük flörtler ve onun her üzüntüsünü sanki bana bir şey olmuş gibi yaşayışım. Aşk ne demek, erkeklerle ilişki ne demek, onları çözmeye çalıştığım zamanlarda her yaşadığını ben on kat içimden yaşayışım. Aslında bunların hepsi filme çok katkıda bulundu.
Filmdeki rolünü nasıl besledi bütün bunlar?
Kızkardeş ilişkisi anlamında birebir kendi yaşadığım deneyimden kopya çektim.
Hikayeden bahsedebilir misin?
Yasemin ve Lale abla kardeş. Yasemin biraz daha dışa dönük, kendini daha kolay ifade edebilen daha rahat bir karakterken, ailenin gözünde başarılı, çalışkan, güzel ve bütün ‘en’leri kapmışken, Lale de hırs yapıp ‘Ben doktor olacağım’ diyor.
‘Çekim boyunca psikoloğa gittik’
Set öncesi ve esnasında neler yaşandı?
Biz Esra’yla set boyunca gerçekten abla-kardeş ilişkisi yaşadık ve kopamadık. Çekim boyunca psikoloğa gittik. Yasemin ve Lale karakterleri olarak, bu Ramin’in isteğiydi. Harika bir tecrübe yaşattı. Her ikimiz de farklı geçmişler yazdık.
Psikoloğa filmdeki rol karakterleri olarak mi gittiniz?
Evet. Lale için kendime bir kostüm aldım. Vücudu kapatan bir kıyafet. Evden Lale olarak çıkıp psikoloğa gidiyordum. Tecavüze uğradığımı en son seansta söyledim ki gerçekte de böyle oluyormuş. Bir gün telefon çaldı. Arayan Esra. Esra Yasemin sesiyle açtı telefonu! ‘Nerede bu psikolog ya?’ dedi. Ve benim de Lale olarak konuşmam gerekti.
Ablanla ilişkini değiştirdi mi bu film?
Ablamla ilişkimi hiçbir şey değiştirmez. Şuna kesinlikle barıştım ama: Alakasız bir insan bu ya! N’apıyorum ben bu kızla? Aynısını o da yaşıyor. Buna farkındalığım daha geliştiği için daha bağlanmış olabilirim.
Leyla ile Mecnun’da oynuyordun bir de?
O bir tipti. Minik bir dedikocu kız. Üç sezon oynadım.
Şimdi sırada ne var?
Etliye sütlüye dokunmayıp, tiyatroya devam.
Yurt dışında tepkiler nasıldı?
Fransa’da sevişme sahnesi beğenildi. Kore’de çok ilginç, erkekler de algılıyor. ‘Benim de abim var’ diye bir çocuk iç döktü. Türkiye’de erkekler algılayamıyor. Hiç tanımıyorlar kadınları.
Kızkardeş ilişkisi, ağza alınmayacak şeyleri söyleyip on beş dakika sonra ‘Küpeni ben takacağım bugün!’ diyebildiğiniz bir ilişkidir.
‘Ergenlikte ablam canıma okudu’
Masa sahnesinde Lale ablasına kavgada söylenmeyecek laflar soktu.
Bir yandan da yemek sahnesi ‘çok güzel olmuşsun’ diye açılıyor. Bir yandan da çok güzel benim ablam ya. Ya da ona çok güzel geliyor. Nefret ediyorum ama güzel.
İnsanlar bütün iyi niyetiyle ‘kardeşin senden daha güzel diyor’ di mi bazen?
Evet şurada birisi otursa ‘yanınızdakinken daha güzelsin’ demez kimse.
Aynı anne babadan ama sen fabrika hatasısın gibi mi hissettiriyorlar?
Çocukluğumda bunun şakası yapılırdı. ‘Sen Pınar’ın KDV’sinin. Seni Etiyopya’dan getirttik. Ama sana hala yardım geliyor UNESCO’dan, o yardımları da ablan yiyor, o yüzden bu kadar güzel.’ Ergenlikte canıma okuyan laflar.
Türk sinemasında psikolojik filmlere alışık değiliz pek.
Genelde ezilen ama sesini çıkaramayan taşra kadınları ya da karakter değil orta sınıfsa da anne oluyor, kızkardeş oluyor, bir rengini görüyorsun sonra hoop erkek hikayelerine geçiyorsun. Çok heyecanlandık Esra’yla senaryoyu gördüğümüzde.
Kadın dünyasına erkekler yeterince nüfuz edemiyorlar galiba.
Müthiş kadın oyuncular var ama karakter yok maalesef ki. Oyuncu ne yapsın?
‘Kusursuzlaştıkça tüm kusurlarımız daha çok görünür’
Filmin adı Kusursuzlar. Bu kesim kadınlardan beklenen bir kusursuz davranma beklentisi var. ‘Bizim kızlarımız kusursuzdur’. Yazlıkta evler yakındır. Bütün aileler üç ay bir arada. Tüm kusurlar sapır sapır dökülür yazlıkta. Kusursuz gibi davranmaya çalıştıkça ne kadar kusurlu olduğumuzu görürüz. Yasemin kabinde seviştikten sonra yaşlı komşu teyzeyle karşılaşıyor. ‘Sen şimdi evlenmedin mi Amerikalarda?’ diyor kadın.




