Kayaköy’ün gizemini uçarak keşfettiler

.
Kayaköy, iki serbest koşu sporcusunun hayallerini gerçekleştirdikleri bir mekana dönüştü. Dünyanın en iyi iki serbest koşucusu olan Red Bull sporcuları Jason Paul ve Pavel Petrus video projeleri için adrenalin dolu bu sporu Kayaköy’ün terk edilmiş harabelerine taşıdı.
Tarihi Likya Yolu üzerinde, neredeyse 100 yıldır terk edilmiş, bir hayalet kent olarak yaşayan Kayaköy zamana karşı direnmesine rağmen giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak, sakinlerinin terk ettiği Kayaköy yine de yalnız değil. Serbest koşu sporunda dünyanın en iyi isimleri arasında gösterilen Red Bull sporcuları Jason Paul ve Pavel Petrus Kayaköy’ün gizemlerini keşfetmek, video ve fotoğraf çekimi yaparak Kayaköy’ün sihrini ölümsüzleştirmek için yola çıktılar. Yarı yıkık duvarların üzerinde yürüdüler, çatılardan çatılara atladılar, tavanı çökmüş duvarlara tırmanıp takla attılar ve yamaçlardan aşağı uçarcasına indiler. Serbest koşu sporunun adrenalin dolu dünyasını Kayaköy’e getiren Paul ve Petrus, sihirli bir tarihe tanıklık ederken, spor fotoğrafçısı Jaanus Ree de ikilinin maceralarını kayda aldı.
İkili, Kayaköy’ün harabe evleri arasında bulduğu atmosferin hakkını performanslarıyla fazlasıyla verdi. Büyük bir hayallerini gerçekleştirdiklerini söyleyen ikili, serbest koşuyu dünyada eşi olmayan böylesine özel bir mekanda hayata geçirmenin heyecanını yaşadı.
Riskte sınır tanımıyor
Pasha lakaplı Pavel Petrus 1993 doğumlu. Letonyalı sporcu serbest koşu tarihinin en unutulmaz performanslarından birinin sahibi. 2012’de, Yunanistan’ın Santorini Adası’nda düzenlenen Red Bull Art of Motion’un şampiyonu olan Petrus, 20’nci doğum gününde en güzel hediyeyi almış oldu. Petrus’un sporcu karakterini en belirginleştiren kavramlar risk ve yaratıcılıkta sınır tanımaması. Petrus’un Kayaköy’deki performansı da harabe evlerin ve dik yamaçların fon oluşturduğu bol adrenalinli bir macera filmini andırıyor.
Bizim işimiz kanatlanıp uçmak denebilir
Jason Paul, çekimlerin tamamlanmasının ardından duygularını şöyle açıkladı: “Kayaköy’de serbest koşu yapmak unutulmaz bir deneyim oldu. Köyü ilk gördüğümüzde nutkumuz tutuldu. Çok büyük ve çok güzeldi. İçinde büyük bir gizem taşıyordu. Keşfedilecek o kadar şey vardı ki, eşsiz bir maceraya atıldığımızı hissetmiştik. Bizim işimiz deyim yerindeyse kanatlanıp uçmak. Bugüne kadar terk edilmiş birçok mekanda koşu yaptık. Kayaköy binlerce yıllık tarihi ve bulunduğu konum itibarıyla farkını hissettirdi. Dik bir yamaçta kurulduğu için yüksek atlamalar yapmamız gerekiyordu. Ufak bir hatada sakatlanabilirdik. Yine de mekanın güzelliği bize tehlikelerini unutturdu. Özellikle köy meydanındaki kilise büyüleyiciydi. Adeta sihirli bir mekandı. Biz serbest koşu yaparken köyün içinde de keçiler dolaşıyor, duvarlara tırmanıp aşıyorlardı. Dik yamaçlar ve kızgın güneşe rağmen günde 12 saat çekim yaptık.”










