Kapım çalınca heyecanla koştum…
Bayramlarda aile ziyaretleri, özellikle küçükken benim için cehennem azabıydı. Yakınlarımı kaybettikçe ve yıllar geçtikçe, onlarsız bayramları şiddetle özlemeye başladım. Ailemin gençlerine gelince...
Onlar kalabalık bir ailede yaşamanın mutluluğunu tatmadıkları için İstanbul, hatta Türkiye dışındaki tatilcilere katılmayı tercih etmeye başladılar.
Kurban Bayramı'nın ilk günü kapım çalınca heyecanla koştum. Monitörden bakınca Abdülkadir Aksu'nun yüzünü gördüm, sonra sesini duydum: "Emine Hanım'la bayramınızı kutlamaya geldik..."
Aksular'la yirmi küsur yıl önce başka bir bayram tatilini Antalya'da aynı otelde geçirirken tanışmıştık. Dostluğumuz Aksulardın vefası sayesinde ahenk içinde sürdü.
Diyarbakırlılara has nezaketi ve vefasıyla böyle özel günleri hiç unutmayan Aksular torunum için bir torba antep fıstığı, bana da müthiş tiryakisi olduğum bir paket Maraş biberi getirmişlerdi.
Tabii, onlar gittikten sonra yemeye başladığım fıstıklardan hepsini iki günde bitirdim. Belki de bilinçaltımda, torunumun bana birkaç dakikasını ayırıp bayramda aramamasının kırgınlığı yatıyordu.
Aksular'la kapıda vedalaşırken içeri Kezban ve Hüseyin Hatemi cifti rüzgar gibi girdi. Yanlarında genç, hakikatli ve ortak dostumuz Laki Vingas vardı.
Hatemi ailesi benden hayli genç oldukları için böyle özel günlerde mutlaka aramakla yetinmezler. Kezban Hatemi özenle seçtiği bir armağanı çantasından çıkartırken Hüseyin Hatemi Beyefendi benim için yazdığı rubai'yi kendine has üslubuyla ağır ağır okudu ve onu
sonra bana armağan etti. Hatemiler evimden ayrıldıktan
sonra kapımı çalanın Kadir Topbaş olduğunu görünce şaşırmadım, sevindim. Çünkü Topbaş'la aramızdaki (siyasete değinmemek şartıyla) abla kardeş sevgi saygısı hiç eksilmemiştir. Onu amansızca eleştirdiğim zamanlarda bile kırıldığını hissettirmez. Üstelik haklı bulduğu konularda beni sevindiren formüller ortaya koyar.
Saatin öğleye yaklaştığını görünce itirazlara başlarken masaya onu zorla oturttum. Afiyetle yerken elimin altındaki teybi açıp İstanbul'la ilgili tüm sorulanının yanıtını tıkır tıkır aldım.
Masadan kalkarken bütün anlattıklarının boşa gitmediğini, kısa bir süre içinde gazetede göreceğini öğrenince sevineceğinden eminim.










