Gazete Vatan Logo

İlişkilerde korkulması gereken tipler

Hiç tanımadığınız bir erkek ya da kadından hoşlandınız ve onunla birlikte olmak istiyorsunuz. Ancak, önemli bir sorun var. Mesela karşınızdaki yakışıklı erkek bir, iki gün içinde bir canavara, bağımlı bir anne kuzusuna ya da çapkına dönüşebilir. Bu durumda şu soru çok önem kazanıyor; İlişkiye gireceğiniz zaman size sorun çıkartacak tipleri nasıl fark edersiniz? Örneğin hangi davranışlar bu düşünce için ipuçları oluşturabilir. Estethica Ataşehir Kliniği doktorlarından psikolog Banu Akman Şahin, kişilerin ilişki tarzlarına baktığımızda dört temel ilişki tarzı olduğunu söylüyor. Bunu ise tamamen anne ile bebeğin bağlanma ilişkisi belirliyor. Yani beraber olmayı planladığınız erkek ya da kadının annesiyle ilişkisini bilmek çok önemli hale geliyor.

Aslında en sağlıklı ilişki tarzı güvenli bağlanmada görülür. Bu bireyler bebekliklerinden itibaren sevilmiş ve ihtiyaçları zamanında karşılanmış kişilerdir. Eğer bir kişide bağlanma problemi var ise o kişiyi anlamamız çok da zor olmaz. Çünkü bu kişilerin belli başlı özellikleri daha çok öne çıkar. Örneğin; bu kişiler ilişkilerinde güvensiz, kontrolcü, manipülatiftir. Sevgi ve diğer özel duyguları alma ve vermede güçlük yaşarlar. Yabancılarla ayrım yapmaksızın sıcak ilişkiler kurdukları görülür. Kendi yaşıtlarıyla dengesiz ilişkiler kurabilirler. Bir gün çok sevdiği arkadaşı ertesi gün hayatta görüşmek istemeyeceği bir kişi olabilir. Acelecilik ve çabuk sinirlenme görülür. Ancak bir o kadar da sinirleri hemen yatışır ve hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ederler.

Bazı kişiler sürekli eleştirirler. Karşısındakini, trafiktekileri, çay getiren garsonu, taksi şoförünü, etrafındaki her şeyi eleştirerek bir memnuniyetsizlik yayarlar.

Bazıları hatasını kabul etmeyip hep kendini haklı çıkarma çabasında olurlar. Karşısındakinin ne söylediğine veya ne hissettiğine önem vermezler. Bazı kişiler çok sessizdir. Gerçekten ne düşündükleri bilinmez, ağızlarından cımbızla laf alınır.

Onlara karşı nasıl önlem alabiliriz?

Öncelikle kişinin kendini tanıması çok önemli. Eğer kişinin farkındalığı yeterli değilse örneğin saplantılı bağlanma tarzında ilişki kuruyorsa muhtemelen kendi gibi bağlanma sorunu olan bir kişiyi seçer. Örneğin bir kadın dayak yediği halde o ilişkiyi sürdürür, hatta kimi zaman “ama ben de çok kızdırdım, o yüzden böyle oldu” bile der. Böyle bir ilişki tarzında net olarak çiftlerin patolojilerinin örtüştüğü görülür. Bu nedenle kişi kendi geçmiş ilişki partnerlerini gözden geçirmeli, nasıl seçimler yaptığının farkına varmalı ve kendisiyle ilgili de bir değerlendirme yapmalıdır. Bunu yapabildiği takdirde etrafında bağlanma ve ilişki kurma problemi olan bir kişiyi de fark etmesi ve muhtemel sorunlu olabilecek bir ilişkiden kendini koruması söz konusu olacaktır. Ancak bu tür sorun yaşayan kişiler kimi zaman oldukça renkli, ilgi çekici ve ikna edici olabilmektedir. Böyle bir durumda ilişkiye girmeden karşıdaki kişiyi çeşitli ortamlarda tanımaya çalışmak, mümkünse kendi ailesi, aile ilişkileri, anne babasının birbiriyle ilişkilerini sorma fırsatı yaratmak da iyi olabilir. Eğer bir kişi terapi görmediyse kendi aile patolojisini ilişkisine yansıtır. Bu nedenle özellikle aile içi ilişkilerin nasıl olduğu önemlidir.

Davranışlarını nasıl değiştirebiliriz?


İlişkilerdeki en büyük yanılgı “sevgim onu değiştirmeye yeter” ya da “bir evlenelim artık bunları yapmaz” gibi düşüncelerdir. Eğer karşıdaki kişinin bazı huylarını değiştirme niyetiyle ilişkiye başlandıysa geçmiş olsun, ilişkide sürekli bir sorun sahibi oldunuz demektir. Bizim dilimizde “insan yedisinde neyse yetmişinde de odur” gibi sözler var. Bunlar boşuna söylenmemiş. Ancak bazen kişilerin ilişkiye katlanabilmesi ve ilişkiyi sürdürebilmesi için karşısındakini değiştireceğine olan inancının devam etmesi gerekir. Birçok evlilik ya da ilişkide tarafların bir kere ayrıldıktan sonra birbirlerine sözler verdikten sonra tekrar ilişkiye başladıkları görülür. Ancak maalesef bu sözlerin ömrü ya bir ay ya bir yıllıktır. Tabii ki istisnalar olmuştur. Ancak kişiler uzman desteği almaksızın sadece niyet ederek değişemezler.

Ayrılmak için ne yapmalı?

Ayrılma nedenlerine baktığımızda dört temel sorun görülüyor. Birincisi aşağılama; eğer ilişkide aşağılama varsa bu kişinin kimliğine direkt zarar veriyor.

İkincisi eleştiri, kişi kendinde sorun olduğunu düşünüyor ve kendini kurtarma yollarını arıyor.

Üçüncüsü sürekli savunma, kişinin karşı tarafı anlamaya çalışmadan, sürekli kendini savunması

Dördüncüsü ise susma, Bir taraf endişesini söylediği zaman, kişi karşı tarafı tamamen yok sayıyor ya da konuyu başka tarafa çeviriyor. Karşı tarafa “sen değersizsin” mesajını veriyor.

Ayrılmaya karar vermek en önemli adım. Bunun için kişinin kendini hazır hissetmesi, ayrıldıktan sonra hayatının iş, ev, sosyal çevre açısından nasıl değişeceğini gözden geçirmesi, gerekiyorsa bir gelecek planı yapması ve ayrılık sürecinde nasıl bir tavır izleyeceğine karar vermesi önemlidir. Tüm bunlar netleştikten sonra iş bunu açıklamaya gelir. Burada da yaklaşım artık eski defterleri açmak, tartışma konuları ortaya koyarak ayrılmaya ikna etmek olmamalıdır. Net olarak ilişkinin kendisini nasıl yıprattığını ifade etmek, bunun için ben dilini kullanmak, yeni bir tartışmaya mahal vermeden, saldırmadan kendini ifade etmek önemlidir.

Haberin Devamı