Gazete Vatan Logo
ArşivGirmediğim bir yarışmada Türkiye adına ödül aldım

Girmediğim bir yarışmada Türkiye adına ödül aldım

Girmediğim bir yarışmada Türkiye adına ödül aldım

Sizi mutlu edecek evi nasıl yaratırsınız?

Haberin Devamı

Sedef Adası’nda doğayla baş başa bir ev... Her şey son derece yalın ve doğal. Tüm eşyaların bir hikayesi var. Uçuş uçuş tüller, mis gibi bir hava ve gözü hiç yormayan muhteşem renk senfonisi... Ünlü dekoratör Vicki Hünal’la sadeliği ve dekorasyonuyla beğenilen Sedef Adası’ndaki yazlık evinde keyifli bir sohbet yaptık...

* Dekorasyon dünyasına nasıl adım attınız?

Çin’den bambu sepetler ithal ediyordum. Türkiye’de bulunmayan bir şey olduğu için yaptığım işte başarılı olmuştum, aslında gönlümde yatan ev tasarımı ile ilgili bir iş yapmaktı ve ben kendimi bu konuya fazla adadığım için Hong Kong’da oluşmaya başlayan bir mağazayı İstanbul’a taşıdım.

* İç mimarideki yaklaşımınız nedir?

Fonksiyonel, yaşanması kolay, ev sahibini mutlu edecek tarzı yakalayarak keyifli bir mekan yaratmak.

* ‘Yaşayan ev’ konseptini biraz anlatır mısınız?

Söyle sıralayalım... Bilinçsiz alışverişten vazgeçelim, çok eşya evin enerjisini tıkar, beğenilerimizin zaman içinde gelişeceğini düşünerek az eşyayla yola çıkalım, aynı eşyayı birçok fonksiyon için kullanalım, mevsimleri evin içinde yaşatalım, yaşamımızdaki tüm gelişmeler eve yansıyabilsin.

* Sizce insanların dekorasyonda yaptıkları en büyük hata nedir?

Gençleri izliyorum... Evlenip yerleşecekleri evlerin tam olmasını arzularlar...
Zamanın insanda farklılıklar oluşturacağını hesaplamaksızın stoklama yoluna gider sonra da bunların esiri olurlar. Ev gurusu Martha Stewart bir konuşma sırasında şunları söylemiş, “Bir evi dekore etmek herkesin öğrenebileceği bir beceridir. Küçük veya büyük olsun fark etmez. Asıl yapmamız gereken evimizi, davetkar ve kullanışlı hale getirip kullanmadıklarımızı dışarı atmaktır.” Evlerimizi bir dinlesek bize neler neler anlatırlar ve neler talep ederler. Onlarla dost olup sonu gelmeyecek serüvenlere girsek, birlikte uyum içinde olabilsek ne kadar daha fazla eğlenebilirdik!

* Uluslararası iç dizayn ödülü Andrew Martin’i Türkiye’de ilk kazanan isimsiniz. Yarışmaya nasıl katıldınız?

Çalışma hayatımın en yoğun dönemiydi. Devamlı seyahat ediyor, dekorasyon fuarlarına katılıyor, yurt dışında sektörün önemli insanları ile birlikte çalışıyordum. Aslında küçük bir dünya ve işin içindekiler birbirlerini tanır! İngiltere ile fazla çalıştığım bir dönemdi. Martin’in sahibi olduğu mağazadan antika Çin sandıkları almıştım. Onları nasıl kullandığımı anlatan fotoğraf ve mektubu göndererek onu mutlu edeceğimi düşünmüştüm. O da her yıl yenisi yayınlanacak bu kitabın hazırlıkları içindeydi. Tasarım dünyasının çok güçlü isimleri ile bir jüri oluşturulmuş, dünyanın her yerinden katılan yarışmacıların gönderdikleri fotoğraflar ve projeler incelenirken Martin benden gelen fotoğrafları da bana sormadan jüriye sunmuş. Hiç beklemediğim bir zamanda ve girmediğim bir yarışmada Türkiye adına kendimi ödül almış buldum!

Bir evi gün ışığı, havadar ve bol oksijenli bir ortam değerli kılar

* A Day of Desing’in kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Ev tasarımı hobim. Çok sıkı takip etmekteyim. Bu sırada genç ve tanınmamış bir tasarımcı dikkatimi çekiyor. Her yaptığını fark edip onu takip ediyorum. Hong Kong’da yeni açılacak bir dükkan üzerinde onun adını fark ediyorum ve onunla çalışma fikri kafamın içinde çiçek açıyor! Hayaller sonuçta gerçeğe dönüşüyor ve ben ‘A Day of Design’ adlı dükkanı açıyorum. Mağazam, kısa sürede gelen insanların tüm günlerini geçirip evlerindeki renk ve eşyaları birlikte tasarladığımız bir mekana dönüştü.

* En beğendiğiniz ve dekorasyonda en çok kullandığınız tarz nedir?

Gustavyen tarz bana çok yakın ama daha çok Long Island tarzını yaşıyorum.
Gustavyen tarz şöyle ortaya çıkmıştır; 19. yüzyıl sonlarında İsveç kralı Gustav, Fransa ile çok iyi ilişkiler içindedir ve onların yaşam tarzlarına hayrandır. Aynı Rokoko ve Neo-klasik tarzı kendi saraylarına uygulamak arzusundadır. Ancak Avrupa savaşlar ve ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktadır. İsveç’te aranılan malzemeler bulunamamakta, süslü duvarlar eskisi gibi sık sık boyanamamaktadır. Eşyalar klasik formlarını korurken beyaz, gri-mavi, sedef-gri, buğday sarısı renklere dönüşerek ihtişamdan uzaklaşıp sadeleşir. Kumaşlar artık ipek değil kaba boyanmamış keten olarak kullanılmakta ve boş alanların içinde yeni bir estetik anlayışı oluşturmaktalar. Long Island tarzının çıkış noktası ise şudur; insanlar New York’un kalabalığından bunalıp deniz kenarı olan Long Island’a kaçar. Ama oluşmuş tarzları ve tasarım sonucu ortaya çıkmış eşyalarını sıcaklık içinde kullanırlar.

* Dekorasyonda trendlerin peşinden koşmak ne kadar doğru olur?

Yaşadığımız şehrin mimari harikaları, her gün yenisi türeyen hoş tasarım dükkanları, yeni restoranlar, müthiş konserler, sanat yapımı filmler ve bunun gibi birçok şey entelektüel yaşamımızı beslemekte ve her seferinde kendi klasiklerini yaratmakta. Kesin olarak bütün bunlar bize ilham kaynağı olmaktadır.
Yine de kendi yolumuzun sınırlarını keşfetmek ve kendi temamızı oluşturmak zorundayız. Aksi takdirde her gördüğümüz şeyin peşine takılır hiçbir zaman tatmin olamayız.

* Japon felsefesi Wabi Sabi’ye ilginizi biliyoruz. Bu merak ne zaman başladı?

Kendimize ait bir eşya düşünün. Biz onu çok kullanıyoruz ve bizi çok mutlu ediyor. Zaman içinde deforme oluyor. Kimsenin dönüp bakmayacağı bir eşya fakat bizim için çok kıymetli ve yeri doldurulamaz. Elimizin altında olan eşyalar vazgeçilmez ve çok şekilde kullandığımız şeyler olursa en kıymetli antikadan daha değerlidirler. Onları sergilemekten çekinmeyelim.

* Sizce bir evi değerli ve güzel kılan en önemli unsurlar nelerdir?

3 ana prensibi hiç aklımızdan çıkartmayalım; Gün ışığını bol bol alan bir mekan, havadar ve bol oksijenli bir ortam, mekanın sunduğu geometriyi algılayabilecek bir bakış açısı.

* Bir evi diğerlerinden farklı kılan unsurlar nelerdir?

Evi kişiselleştirme, aileden aktarılan birkaç obje, hobinin bir şekilde fark ediliyor olması, seçilen yaşam tarzının hissedilir olması, en son okunan kitaplar, dergiler, dinlenilen müzik, kişiliğin mekana yansıması...

Evimdeki en değerli eşya, kitaplık olarak kullandığım mutfak dolabım

* Sedef Adası’ndaki bu evle tanışma hikayeniz nedir?

Bundan dokuz yıl önce burada oturan bir arkadaşıma geldim. Ve Sedef Adası’na bayıldım. Hemen evin arkasındaki bahçıvana ait müştemilatı kiraladım. Ada maceram da böylece başlamış oldu.

* Ev ilk aldığınızda nasıldı?

Ev sahibi çok yaşlıydı. Çok fazla şey biriktirmişti ve ev yaşamaktan vazgeçmişti.

* Yenilemek ve bu hale getirmek ne kadar sürdü acaba?

Evi yenilemek tam üç ay sürdü. Aslına bakarsanız temel bir değişiklik yapmadım.

* Evi dekore ederken nelere dikkat ettiniz?

Evi tamamen boşalttım. Her şeyi bembeyaz boyattım. Ondan sonra yapmam gerekene karar verdim. Pencere ve kapıları uzun bir süre açık bıraktım. Eve yeni bir ışık, güneş ve enerji girdi. Mutfak ve banyoda ufak tefek hijyenik değişimlere gittikten sonra lavanta ve yumurta kabuğu beyazı gibi iki renk tonu ile istediğim ortamı yarattım.

* Evin genel dekorasyon tarzından bahseder misiniz?

Burası tam bir yaz evi. Çok sempatik. Biraz da Gustavyen.

* Evde en çok vakit geçirdiğiniz yer neresi?
En çok balkonda ve bahçede vakit geçiriyoruz. Balkondaki sedirler ise eşimin ve benim vazgeçilmezimiz.

* Evdeki en değerli eşya hangisi?

Evdeki bana göre en değerli eşya, eski evimin mutfağından söküp burada kitaplık olarak kullandığım mutfak dolabım.

* Evinizdeki olmazsa olmaz objeniz ya da eşyanız hangisi?

Evde olmazsa olmaz diyebileceğim hiçbir eşya ve obje yok. Hayattan aldığım en önemli ders ‘Bugün var olanın bir sonraki gün olamayabileceği...’ Arkama bakmadan yoluma devam edebilirim.

* Evde asla vazgeçemediğiniz dekorasyon unsurları nelerdir?

‘Asla vazgeçemem’ dediğim bir şey yok. En çok sevdiğim şey kitaplarım.

* Evinizdeki eşyaların yerlerini değiştirme adetiniz var mıdır?

Eşyaların yerini sık sık değiştiririm. Bu beni çok eğlendirir.

* Dekorasyonda tercih ettiğiniz renkler nelerdir?

Yves Saint Laurent’in satışa sunduğu 32 farklı tonda beyaz olduğunu biliyor muydunuz? Beyaz tonlarını çok seviyorum.

* Uğruna inandığınız bir eşya var mı bu evde?

A Day of Desing’in vitrin dolabını şu anda mutfağımda kullanıyorum. Benim için çok değerli.

Sizin İçin Seçtiklerimiz