Eyüpoğlu Yazma Şenliği 62. kez yazmaseverleri biraraya getirecek
.
Ünlü ressam, şair ve yazar Bedri Rahmi Eyüpoğlu"nun Kalamış"taki evinin bahçesi bu yıl da yazmaseverleri ağırlayacak. 62."si yapılacak olan Geleneksel Yazma Festivali"nde hem atölyede çalışan yazmacıların eserleri hem de Eyüpoğlu ailesinin artık dünyaca tanınan motifleriyle süslenen eserler satılacak.
azmacılığa gönül veren ve bu geleneğin yaşatılması için üç kuşaktır emek veren Eyüpoğlu ailesi, bugün ve yarın yazmaseverleri bekliyor. Ünlü ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu"ndan oğlu Mehmet Hamdi Eyüpoğlu"na ondan da torunu Rahmi Eyüpoğlu"na geçen yazma tutkusu, 62 yıldır düzenlenen geleneksel şenlikle kutlanıyor. Yok olmaya yüz tutan yazma sanatının temsilcisi olarak bu geleneği yaşatmaya çalışan torun Rahmi Eyüpoğlu, dedesi ve babasının "vasiyetini" de yerine getirirken, artık yok olmaya başlayan bu sanatı da ayakta tutmak için çaba gösteriyor. Her sene haziran ayının ilk cumartesi-pazarı Eyüpoğlu’nun köşkünün bahçesinde iki bine yakın insan toplanıyor. Geleneksel usulde yazılan yazmalar sergileniyor, satışları yapılıyor. Dedesi Bedri Rahmi Eyüpoğlu"nun 1950 yılında Paris"te gittiği İnsanlık Müzesi"nde Türkiye"ye ait hiçbir şey bulamamasıyla araştırmalara başladığını ve yolunun "yazmacılık" ile kesiştiğini anlatan Eyüpoğlu, "Yazmacılığı kendine yakın buluyor, resimle yakınlaştırıyor ve "ben bir sanatçı olarak motiflerimin her eve girmesini istiyorsam bunu el sanatıyla becerebilirim diye düşünerek çalışmaya başlıyor. Ustalarını buluyor, bazı kalıpları bu ustalara ıhlamur ağacına oyduruyor. Atölyesini kuruyor ve o zamandan talebelerine senede bir kez sergi yaptırıyor. Ama dedem çok yönlü bir sanatçı olduğu için yazmacılık yavaş yavaş geriye doğru gidiyor, sonunda kalıplar, malzemeler Kalamış"taki evin zemin katına kaldırılıyor " diyor.
“Babam yazmacılığa yeni bir boyut getirdi”
Dedesinin ölümünün ardından bu işlerle hiç ilgisi olmayan uzun yıllar pazarlama ve marketing alanında çalışan babasının, Kalamış"taki evde yaşamaya başladığını anlatan Eyüpoğlu, "Bir yağmurda evi su basıyor ve kalıpların hepsi suyun üzerinde yüzmeye başlıyor. Babam bunu ilahi bir mesaj olarak alıyor ve yazmacılığa yeni bir boyut getirmek için çalışmalara başlıyor" diyor ve ekliyor, “Babam yazmaya o kadar gönül veriyor ki yeni teknikler yeni taktikler geliştiriyor. Kök boya yapmayı ve kalıp oymayı öğreniyor. Bunları kumaşa aktarmak mümkün değil. Babam bu kalıpları köpüğe oyuyor ve öyle kullanıyor. Atölyesinde yüzlerce insana bu geleneği öğretiyor ve bu şenliğin de temelini atıyor." 2009 yılında babasını kaybettiğini ve artık bu işi bitirmeye karar verdiğini söyleyen Eyüpoğlu, "İşte ben de böyle damar damar nefes nefes eriyorum yazmalarımda. Benim yazmamı eline alan Bedri Rahmi"nin yüreğini tutuyordur elinde" şeklindeki sözleri hatırlatıyor... Siz de evinizde bu eserlere yer vermek isterseniz Bedri Rahmi Eyüpoğlu Sokak"ta bulunan Mavi Kaplumbağa isimli atölyesine ve bahçesine uğrayın.










