Ekolojik bir yaşam için ‘buğday’ takibi
Buğday Derneği’nin öncülüğünde açılan Türkiye’nin ilk ’ekolojik pazarı’, doğal ürünleri tüketiciyle buluşturan pazar, Şişli Feriköy’de her Cumartesi günü kuruluyor.
Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu üyesi Oya Ayman ekolojik pazardan ve yeni tatil şekli TaTuTa Projesi’ni anlattı.
Bundan 5 yıl öncesine kadar “Ekolojik pazara gidiyorum” deseydik ya da “Elmalar organik mi?” diye sorsaydık manasızca suratımıza bakan insanlar çoğunlukta olurdu herhalde... ‘Ekolojik’ sözcüğüne uzun süre yeni bir ticari trend olarak bakılmış olsa da, Buğday Derneği’nin bilinçlendirme çalışmalarıyla anlaşıldı ki, durum sanıldığı gibi gelip geçici ticari bir hesap değil. Derneğin önderliğinde kurulan Şişli Feriköy yüzde yüz “Ekolojik gıda pazarı”, insanları doğal besinler konusunda bilinçlendirerek, kendi müşteri kitlelerini oluşturdular. Buğday Derneği Koordinasyon Kurulu üyesi Oya Ayman, her geçen gün katlanarak artan doğal ürünlere yöneliş nedeniyle farklı semtlerde ekolojik pazar kurulmasının doğal tarım faaliyetlerinin artmasına neden olacağını söylüyor. Yakın uzak ayırt etmeden İstanbul ve çevresinden ziyaretçi akınına uğrayan pazar ’gerçek’ meyve ve sebzelerin kullanımına açılan tek nadir kapılardan biri. Ekolojik pazara rağbet bu kadar fazla olunca süper marketlerde de bu ürünler reyonları süslemeyi başardı. Oya Ayman ekolojik ürünler konusunda en çok yapılan yakıştırmanın “lüks ürün” olduğunu söylüyor ve konuya açıklık getiriyor: “Ekolojik ürün lüks gibi görünüyor ama bunun bizim en temel hakkımız olduğunu unutmayalım. Pahalı olduğu düşünülen ürünlere ne kadar çok talep gelirse ürün o kadar çok ucuzlayacaktır. Çiftçi önceleri ürünlerini satmak için buraya gelirken, tezgahının yarısını bile satamadan dönüyordu. Kâr etmeyi bir kenara bırakın zarara bile giriyordu. Ancak ekolojik ürünleri üretmekten vazgeçmedi, çünkü biliyorlar ki insanlar doğrunun bu yoldan geçtiğini anlayacaklar. Talep ne kadar artarsa ürünlerde doğru orantılı ucuzlayacak. Ekolojik pazara gittiğinizde normal pazarlarla arasında uçurumlar olmadığını artık görebilmeniz mümkün.” Organik ürünler ile ilgili olarak 12 ilde yapılan bir araştırmaya katılan 512 kişinin yüzde 5’i organik ürünü biliyor, yüzde 2’si ise kullanıyor. Türkiye’de tarım faaliyeti gösteren alanların yüzde 30’u ekolojik sistemle işliyor ve buradan kazanılan ürünlerin yüzde 90’ı yurt dışına ithal ediliyor. Beş yıl öncesine kadar ekolojik ürün konusunda uzmanlaşmış 10 doğal ürün dükkanı varken, bugün Türkiye çapında 50 civarında dükkan bulunuyor ve her geçen gün kullanan kişi sayısı artıyor. Ekolojik tarım yapan üretici sayısı 1999’da 1037 iken, 2003’de 13 bin 44’e yükselmiş durumda.
Pazar tezgâhında başlayan ‘Buğday’ yolculuğu
Doğal yaşama açılan kapılar, Şişli Ekolojik Pazar’ı ile birlikte olmadı. Bu pazar, Buğday Hareketi’nin 17 yıllık çalışmasının verdiği meyvelerden sadece bir tanesi. Victor Ananias’ın Bodrum’da bir pazar tezgâhında başlayan organik ürünleri yaşama katma ve yaşamı doğal dengesine tekrar geri kazandırma projesi, bu denli büyüyeceği hesaplanarak mı yapılmıştı bilinmez ancak sonuçların herkes için sağlıklı olduğu kuşkusuz. Pazar tezgahındaki ürünler yakın zaman içinde yine restorana taşındı ve sonunda İstanbul’a geldi. Fanzinle başlayan macera bol sayfalı dergilere dönüştü. Bilgilendirme hızla devam ederken doğal dengenin gereksinmeleri yeni projelerle beslendi. Tüm bunlar olurken toprağa ilk tohumu eken Ananias gibi, onlarca gönüllü bu oluşuma dahil oldu. Buğday Derneği’nin kurucusu olarak hafızalarımıza kazınan Victor Ananis’ın yönetim kurulu başkanlığından ayrılmasını şöyle açıklıyor: “Buğday şu sıralar bir dönüşüm yaşıyor, kurumsallaşma yolunda ilerlerken liderlikten öte bir şey yapmak lazımdı. Buğday demek Victor demekti ve bu bakış kurumsallaşmayı engelliyordu. Diğer bir taraftan bütün yük Victor’un omuzlarındaydı ve bu yükün hafifletilmesi gerekiyordu. Lidersiz bir sivil toplum kuruluşu ve yatay bir hiyerarşi kimliği oluşturmak için birlikte bu kararı aldık.”
Yaz tatili için ekolojik öneriler
TaTuTa, uzun adıyla “Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi, Gönüllü Bilgi ve Tecrübe Takası” adlı proje, tatili deniz kıyısında güneşlenmek yerine ekolojik tarımı yerinde görüp, çiftlik yaşamını deneyimlemek isteyenlere kusursuz bir alternatif. 2004 yılında projeyi oluşturan Buğday, deneme dönemlerini sorunsuz atlattı ve hem ziyaretçilerin hem de çiftlik sahiplerinin bu projeden memnun kaldıklarını gördü.
TaTuTa projesine katılmak isteyen ziyaretçiler, Buğday’ın internet sitesinden seçtikleri “gönüllü” çiftliklerde gönüllü çalışarak ve çiftliğe sembolik katkı payları vererek ekolojik tarıma katkı sağlamış oluyor. Oya Ayman bu projeyi daha çok büyük şehirlerde yaşayan insanların tercih ettiğini söylüyor ve projenin amacını şöyle anlatıyor: “Şehirli ve çiftlik yaşamını bir araya getirmek gerekiyordu. Şehirde topraktan uzakta yaşayan insanlara böyle bir yaşam penceresi açmak, ekolojik yaşamı yerinde göstermek ve bu konuda sağlıklı bilgi verip, uygulamaya geçmesini sağlamak için yaratılmış bir proje.”
Ayman, TaTuTa’nın sadece ziyaretçilerin değil çiftçilerin de bilgilenmesini sağlayan tarımsal bir ağ olduğunu söylüyor. Türkiye’nin 32 ayrı noktasında bulunan farklı illerde ve bölgelerdeki çiftçiler toplanarak kendi yörelerine özgü tarım bilgilerini paylaşıyor ve yardımlaşıyorlar. Toplam 69 çiftlikten oluşan projeye her geçen gün yeni bir çiftlik katılmak istiyor. TaTuTa rehberinde, sistemde yer alan 69 çiftliğin konumu, nasıl ulaşılacağı, haberleşme bilgileri, konaklama özelliklerinin yanı sıra mevsim aylarına göre çiftliklerde yardıma ihtiyaç duyulan işlerin listesi var. Örneğin gittiğiniz aya göre budama, fidan dikimi, hayvan bakımı, ürün toplama gibi işler yapabiliyorsunuz.
www.bugday.org




