Gazete Vatan Logo

Batı’da karayel, Güneydoğu’da keşişleme felaketin habercisi

Geçtiğimiz hafta yaşanan sel felaketlerinde 23 kişi yaşamını yitirdi

Ani hava değişiklikleri tüm yurdu etkilemeye devam ederken NTV Hava Durumu Yorumcusu Yüksek Meteoroloji Mühendisi Gökhan Abur’a önümüzdeki günlerde bizleri nasıl bir hava beklediğini sorduk


Öncelikle şunu sormak istiyorum, Türkiye’yi bir haftadır sel götürüyor. Önümüzdeki günlerde hava nasıl olacak?

Şu aralar bir gün karayel bir gün lodos estiği için hava sıcaklıkları günlük olarak değişiyor. Karayel, yağmuru ve rüzgarı getiriyor. Lodos esince ise günlük güneşlik oluyor. Geçtiğimiz Perşembe rüzgar güneye döndüğü için güneş yüzünü gösterdi. Dün karayelin etkisiyle hava iyice soğudu ve kar yağdı. Bugün ise karayel yerini lodosa bıraktığı için hava güzel olacak. Ama yarından itibaren güzel havalar göremeyeceğiz sanırım, yine de belli olmaz.

Türkiye’de yaşanan felaketlerde daha çok hangi rüzgarların etkisi var?

Balkanlar’dan esen karayel, rüzgarlar arasında en vahşi olanıdır. Karayel, kuzeybatıdan estiği için Balkanlar üzerinde soğuk bir hava varsa onu olduğu gibi Trakya’dan başlayarak üzerimize çeker. Çoğu zaman karayel fırtına boyutunda tehlike yaratır. Marmara Bölgesi’nin üç temel rüzgarı var. Bunlar kuzeydoğudan esen poyraz, kuzeybatıdan esen karayel ve güneybatıdan esen lodos. Bu üç rüzgar da fırtına boyutuna çıkabilecek tehlikeli rüzgarlardır. Güneydoğu’nun korkulu rüzgarı ise keşişlemedir.



Geçtiğimiz günlerde sel felaketlerine neden olan yağmurlar yağdı. Bu yağmurlar devam edecek mi?

Evet. Bu yağmurlar devam edecek. Romantik sonbahar yağmurları artık yerini sellere bıraktı. Yukarı seviyedeki hava, soğuk olduğundan şiddetli yağışa sebep olan bulutlar yağmura dönüşüyor. Bu bulutlar büyüdükçe, şiddetli yağışın miktarı artıyor. Sel felaketlerini önlemek için meteorolojik ekipler oluşturulması gerekiyor. Yağmurlar hızla gelecek. İstanbul sel felaketleriyle karşı karşıya kalacak. Bu saatten sonra uyarıların pek bir anlamı kalmıyor. Şehir yapılanması iklim düşünülerek planlanamıyorsa “Yağmur yağacak dikkatli olun” desek de ne fark eder?

Gökdelenler rüzgarın Şiddetini artırıyor

Peki iklim şartlarına göre şehir plalaması nasıl yapılmalı?


Örneğin, İstanbul Maslak’taki göktelenler! Konumlandırmayı yanlış yaparsanız, karayelin önünü kesersiniz, rüzgar kendisine yeni bir yol bulmak ister. Gelen hava karşısına çıkan binanın etrafını dönemezse yükselmesi gerekir, yükseldiğinde ise belli uzaklığa ve şiddetle aşağıya doğru yani şehre iner. Saatte 250 km hızla rüzgar şehir insanlarına doğru gider. Düşünün rüzgar 70 kilometre hızla esince fırtına oluşturuyor. 250 kilometre hızla estiğinde fırtına tehlike boyutuna ulaşır.

25 sene önce İstanbul’a baktığınızda Maslak ve civarı yerleşim bölgesi değildi. Ama şimdi gökdelenlerin en yoğun olduğu bölge. Tabii ki Maslak’a gökdelen yapılması yanlış değil ama gökdelenler konumlandırılırken rüzgarların esiş yönleri dikkate alınmalı. Artık İstanbul’da yapılaşmanın Boğaz çevresinde değil, Marmara etrafında gelişmesi gerekiyor. Ayrıca binalar poyraza değil lodosa bakmalı. Mudanya’nın poyrazı kuvvetlidir. Buradaki eski evler rüzgarın geliş şekline göre değerlendirilerek yapılmış. Poyraz geliyor, sokaklarda hiçbir eve çarpmadan dolaşıyor sanki havalandırma yapar gibi sonra gidiyor.

YAKIN ZAMANIN EN BÜYÜK TEHLİKESİ KURAKLIK

Türkiye için en büyük meteorolojik tehlike nedir?


Küresel iklim değişikliğinin ana sebebi Kuzey kutbundaki erimelerdir. Bundan daha önemli başka bir şey yok son yıllarda. Avrupa’ya hayat veren iki tane önemli sıcak akıntı var, bu bizi de ilgilendiriyor tabii ki... Bu sıcak akıntıların adı Gulfstream. Bunun bir ikizi de pasifikte var. Bu iki sıcak akıntı kuzey yarımküredeki ülkelere hayat verir. Şimdi bu kutuptaki erimeler Gulfstream akıntılarının özelliklerini kaybettiriyor. Özelliklerini kaybettiğinde ise dünya üzerindeki mevsimler ortadan kalkacak. Dolayısıyla kuzey enlemlerde sinsice bekleyen soğuk hava karşısında engel kalmadığını görünce en az 38’inci enlemlere kadar dünyayı kaplayacak. Ancak yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel en büyük tehlike kuraklık olarak görünüyor.

BUZULLAR İZMİR’İ TAMAMEN KAPLAYACAK

38’inci enlem Türkiye’de tam olarak nereden geçiyor?


Korkutucu konuşmak istemiyorum ama İzmir’e 38’inci enlemde. Bunun sonrasında buzul çağı başlayacak. Hatırlarsanız “The Day After Tomorrow” filminin yapılmasındaki asıl amaç bu iki sıcak akıntının işlevini kaybetmesiyle doğan sonuçları göstermekti. Aynı şeyleri yaşamak kaçınılmaz bir son. Tarihin başlangıcından beri geçirdiğimiz buzul çağlar var. Örneğin, 1200’lü yıllarda Avrupa çok önemli bir buzul çağı yaşadı. Yine, 1600’lü yıllar arasında İstanbul’da mini buz çağı yaşanmış. O dönemin tablolarına bakarsanız ressamların İstanbul Boğazı’nı donmuş şekilde çizdiklerini görürsünüz. Boğaz sularının donması için biraz önce anlattığım gibi bir buz devri yaşanması gerekiyor.

Peki bu senaryo gerçekleşirse İstanbul Boğaz’ı donar mı?

Evet donar. Ama akıntılı bir deniz kolay kolay donmaz. Boğaz’da hem yüzeyden hem dipten iki akıntı var. Boğaz’ın donması için sıcaklığın eksi 25 olması gerekir ki akıntılar etkisini kaybetsin, don olsun. İstanbul’un en soğuk dönemi 1929 Şubat ayıdır. O dönem sıcaklar eksi 13 dereceymiş. Boğaz’da buz parçaları yüzüyormuş. 1954 Şubat’ı ise ikinci soğuk havadır.

Kış aylarını nasıl geçireceğiz?

Sonbaharı bitirmek için daha bir ay var. Avrupa hâlâ sıcak. Avrupa’nın soğuması bizi de etkileyecek. Ama kışın nasıl geçeceğini söylemek için erken.

Ekim’de toprak soğumayınca sağanak başladı

Bu kadar çok yağmur ve selin sebebi nedir?

Çok sıcak bir Ekim ayı geçirdik. Toprak soğumadı. Soğumadığından, üst taraftan gelmeye çalışan soğuk hava, aşağıdaki sıcak havayı zorlamaya başladı. Sıcak hava zorlanıp yükselmeye çalıştığında bulutları geliştiriyor ve sağnak meydana geliyor. Bu yüzden geçtiğimiz hafta sonu İskenderun, Alanya, Antalya körfezlerinde art arda on dokuz hortum oluştu. Fırtına boyutları oldukça yüksek. Bu hortumlar daha önce de olurdu ama bir iki taneyle sınırlı kalırdı.

Erzurum’da şimdi kar yağmalıydı

Bir gün kar yağıp ertesi gün güneş açıyor. Adeta mevsimler birbirine girmiş gibi...

Kimse umursamasa da küresel iklim değişikliği söz konusu. Mevsim mevsimliğini yapamıyor artık. Doğu kesiminin şu zamanda karlı olması gerekiyor. Ancak hâlâ sıcaklığını koruyor. Hakkari, Erzurum’da ciddi bir kar olması lazım. Güney’de ölümlere yol açan seller var, keza İstanbul’da da öyle. Bunlar zaman içerisinde bizi daha da şaşırtan bir hal alacak.

Pastırma sıcakları bu yıl için bitti

Halk arasında “Pastırma sıcakları” denilen günler yeniden gelecek mi?


Pastırma aslında soğuk ve sıcak havanın kavgasıdır. Havanın doğasında, batıdan doğuya doğru bir hareket var. Kendisine yardımcı olan bir takım sistemler var. Belli soğumalar ve ısınmalar lazım ki bu hava bir yerden bir yere hareket edebilsin. Bizim sonbahar dediğimiz dönem, kuzeyden taşınan rüzgarlarla oluşuyor. Bu hava gelmeye çalışırken alttaki sıcak hava gitmemekte inat edince birbirlerini itip kakmaya başlıyorlar. Kim galip gelirse, yağmur yağdırıyor ya da güneş açtırıyor. Onlar kavgaya tutuştuğunda lodos rüzgarları geliyor. O dönemler bizim için kararsız dönemlerdir. Ne giyeceğimizi, ne yapacağımızı şaşırırız. Tıpkı geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi. Eylül-Ekim ayında yaşanan güneşli günler halk arasındaki deyimiyle “Pastırma sıcakları”ydı. Bu yıl artık pastırma sıcağı olmayacak.

Türkiye’de hortum 4 şiddetinde olur

Hortumların bir özelliği dünyanın dönüş sistemine ters dönmesidir. O yüzden ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Hortum daha düz alanlarda meydana gelir. Bu nedenle Amerika’da daha sık görülür. Bizde de olur ancak denizlerimiz de görülür. Karaya geldiği anda ilerleyemez. Geçen yıllarda Haymana Ovası’nda 3 şiddetinde hortum oldu, üç kişi öldü. En büyük hortum 6 şiddetindedir. Henüz gerçekleşmedi. Allah kimseye 6 şiddetinde hortum göstermesin diyorum. Biz bu hortumlara “tornado” diyoruz. Biz de en fazla 4 şiddetinde olur diye düşünüyorum.

Haberin Devamı