Atmacaları bile 6 yıl izleyen kuş gözlemcisi
.
Cem Orkun Kıraç bir kuş fotoğrafçısı. Boynunda fotoğraf makinesi, elinde dürbün bulduğu her fırsatta hem Türkiye’de hem dünyanın değişik bölgelerinde kuş fotoğrafları çekiyor. Tabii objektifin önüne kelebek, kurbağa düşerse deklanşöre onlar için de basmayı ihmal etmiyor. Kıraç, kuşlarla çok küçük yaştan itibaren ilgilenmeye başlamış. İlk taklacı güvercinler ilgi alanına girmiş, daha sonra deniz kuşlarıyla haşır neşir olmuş. Şu anda hem kuşlar hem de doğa onun ilgi alanı. “Beni bu tutkumdan kimse çeviremez” diyecek kadar da iddialı.
Çocuklar her şeyi merak eder. Cem Orkun Kıraç kuşlara takılmış. Daha ilkokula gitmeden havada kanat çırparak süzülen “şeylerin” ne olduğunu öğrendikten sonra gözleri hep gökyüzüne bakar olmuş. Beş yaşında çocuk yüreğinde başlayan “macera” bugün 50’sinde hem bir kuş gözlemcisi ve fotoğrafçısı hem de doğa savaşçısı, koruyucusu, savunucusu ortaya çıkarmış. Daha açık deyişle onun hayatı kuşlara ve doğaya ait. Kıraç bugün kuş fotoğrafı çekmeye meraklananların sayısının sürekli arttığına da işaret ederek, hassas olunması gerektiğinin altını özellikle çiziyor. Fotoğraf etiğine dikkat etmek, Kıraç’ın en çok önem verdiği işlerin başında geliyor.
Kuş ilgisi yüzünden sınavı kaçırdı
“Kimse bana kuşlarla ilgilen demedi. Kuşları fark ediyordum. Canları istediği gibi uçuyorlar, gidiyorlar, geliyorlar. Bir de süslü hayvanlar. O da hoşuma gidiyordu. Aslında bütün canlılar güzel. Kuşlar o zaman daha çok ilgimi çekmiş ama” diyerek serüvenine giriş yapıyor. Bir süre sessizce onları takip etmiş, ilkokul beşinci sınıfta da güvercin beslemeye başlayarak, işi “ilk kez” ciddi boyuta taşımış. Ancak ilgiyi abartıp, harici “her şeyi” unutunca “üniversite sınavlarında bir yere girememiş. Ertesi sene Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni (ODTÜ) kazanması kuşlarla ilk ve tek ayrılığına neden olmuş. ODTÜ Kıraç’a “kaldığı yerden” devam etmesini sağlayacak her türlü fırsatı vermiş ama... Sualtı Derneği’ne üye olarak yeniden başlayan süreç Kıraç’ı güvercinlerden karabatak, pelikan ve bilimum deniz kuşlarıyla tanışmasını sağlamış. Kısa sürede onlarla ilgili konferanslar verecek düzeye gelmesi de kimse için sürpriz olmamış tabii.
400 kuş türünün Latince adını ezberledi
ODTÜ’den metalurji mühendisi olarak mezun olan Kıraç,”zorunlu” olarak iş hayatına geçiş yapmış ama kuşlar tatil, bayram, gece; deyim yerindeyse her anını doldurmaya devam etmiş. Tabii doğa derneklerinde de “hobi” ötesi aldığı görevler Kıraç’ı “alemin” üst basamaklarına doğru hızla çıkarmış. Kıraç artık kuşlarla o kadar özdeşleşmiş ki, gittiği askerlik görevi sırasında, 8 ay boyunca bulduğu her anda Türkiye’deki 400 kuş türünü hepsinin İngilizce ve Latince isimlerini ezberlemiş. Ornitolog yani kuş bilimci Sühendaz Karauz, Kıraç’a mektup yazarak birlikte kuş gözlemeyi önermiş. O da bunu kabul edince ikili Karadeniz’deki atmacalardan, göl ve deniz kıyılarında koloni halinde üreyen kuşlara kadar pek çok türü 6 yıl boyunca birlikte izlemiş. Sonuçları da bilimsel dergilerde yer almış. Bu arada da artık zamanı geldi diyerek kuşları fotoğraflamaya karar vermiş Kıraç. “Görüyor, izliyordum ama aklımdan çıkıyordu. Onları fotoğraflamalıyım” diyerek 1990 yılında itibaren de makineyi boynuna takmış. Doğal olarak basit makinelerle başlamış ama bütçesi elverdiğince de ekipmanını geliştirmiş.
“Fotoğraf çekerken canlılara zarar vermeyin”
Bütün bu uğraşısını “Kuş gözlemciliği insana çok farklı bir boyut kazandırıyor. Doğayı, canlıları, ilişkileri ve coğrafyaları daha yakından tanıyorsunuz. Türleri ayırt etmeyi öğreniyorsunuz. Gözlemleriniz hele bir de bir doğa koruma projesine katkıda bulunuyorsa ne mutlu size” sözleriyle anlatıyor. Kıraç 100 binden fazla fotoğraf arşivine sahip. Bunların yurt içinde ve dışında popüler ve bilimsel dergilerde yayınladığını hatırlatıyor. Türkiye’de bugün 1500’den fazla doğayı, kuşları fotoğraflamayla ilgilenen kişiler olduğunun da altını çizen Kıraç, doğa yayınları yapan televizyon kanallarıyla birlikte, sayıları artan sivil toplum kuruluşlarının ve internetin dikkati yoğunlaştırdığını memnuniyetle anlatıyor. Yurtdışında bu konuya meraklılar için biyolog düzeyinde rehberlerin bulunduğuna işaret eden Kıraç, Türkiye’de de artık böyle bir rehberlik faaliyeti için Turizm Bakanlığı’nın izin vermesi zamanının geldiğini belirtiyor. Ankara Kuş Gözlem Topluluğu, Sualtı Araştırmaları Derneği ile pek çok ulusal ve uluslararası kuruluşların da üyesi olan Kıraç, “Artık bazen elim kuş fotoğrafı çekmeye gitmiyor. Türkiye’de yıkıcı projelere maruz kalan ırmaklar, asırlık ormanlar var. ÇED yönetmeliğinin gelişmiş ülke standartlarına gelmesini sağlamak gerekiyor ” diyor.
Küba, Costa Rica ve Panama’da fotoğraflar çekti
Cem Orkun Kıraç bugün devlete hizmet ediyor. Evli ve adı Doğa olan bir kız çocuğu babası. Daha çok yurtiçinde devam ettirdiği kuş fotoğrafçılığını 1998’den itibaren yurtdışına taşıdığını anlatıyor; görevi gereği sık sık yurtdışına çıkıyor. Her seyahat onun için bir fırsat. Boynuna fotoğraf makinesini takıp, eline de dürbünü alarak, deniz, göl, orman nereyi önerirlerse ya da o nereyi bulursa gidiyor ve rast geldiği kuşları fotoğraflıyor. Kıraç, Kuba, Martinique Adası, Costa Rica ve Panama, Singapur gibi pek çok ülkeye sadece kuş fotoğrafları çekmek için gittiğini söylüyor. Kızı Doğa’nın uzun ayrılıklardan üzüntü duyduğunu ama fotoğrafları görünce mutlu olduğunu anlatıyor. “Zaten artık birlikte de doğa gezmelerine başladık. Yaşı küçük ama pek çok kuşu sesinden ayırt edebiliyor artık” diyor.




