Bingöl'de tepeye gömüldü, köyün kaderi değişti! 300 yıllık gizem: Yapmadığımız sene felaket yaşandı
Bingöl'de binlerce kişinin akın ettiği, dev kazanların kurulup kurbanların kesildiği o tarihi köyde ezber bozan bir gerçek ortaya çıktı! "Kendimi bildim bileli yapıyoruz, yapmadığımız sene buğdaylarımız yandı" diyen köylüler, atalarından miras kalan Ömer Dede (Kal-Emu) geleneğinin arkasındaki sırrı anlattı. İşte yapılmadığı dönemde köyün üstüne çöken musibetler ve 300 yıldır nesilden nesile aktarılan törenin detayları

İlçe merkezine 60 kilometre uzaklıktaki Alaattin köyünde Ömer Dede (Kal-Emu) etkinliği bu yıl da düzenlendi. Köyün kurucusu ve alim olduğu belirtilen Ömer Dede’nin (Kal-Emu), köye hakim bir tepeye defnedilmesinin ardından başlatıldığı aktarılan gelenek, yaklaşık 300 yıldır nesilden nesile aktarılıyor.

Geçmişte birkaç yıl geleneğin yerine getirilmemesi üzerine köyde kuraklık, çekirge istilası ve heyelan gibi olayların yaşandığını belirten Sait Anlar, “Bu köy doğumluyum. Adana’da 1980’den bu yana ikamet ediyorum. Her yıl ağustos ayında şenliklere katılmak için köyüme geliyorum. Bu bizim atalarımızdan gelen bir gelenektir. Her yıl ağustos ayının üçüncü perşembesinde düzenleniyor. Yaklaşık 300 yıla dayanan bir gelenektir. Birkaç sene bazı nedenlerden dolayı yapamadık. Köyün başına bir haller geldi. Biz de hatırlıyoruz, çekirge istilası oldu. Kuraklık oldu, ekinler zarar gördü” dedi.

Köylülerden Hatice Doğu ise geleneğin gelecek nesillere aktarılacağını belirterek, “Burada yetiştim. Kendimi bildim bileli bu şenliği yapıyoruz. Yapılmadığında buğdaylarımızdan verim alamadık. Sonra yapılmaya devam etti. Anne ve babamızdan bunları gördük. Bundan sonra da devam ettireceğiz. Allah’ın izniyle çocuklarımıza, torunlarımıza aktaracağız” diye konuştu.
Yusuf Beliren ise bu yıl yaklaşık 20 keçinin kesildiğini ve 7-8 kazan yemek hazırlandığını belirterek, “Civar köylerden ve Elazığ, Diyarbakır, Adana’dan gelen misafirlerimize yemek ikram ediyoruz. Bu gelenek yaklaşık 3-4 asırdır devam ediyor. Hangi dönem yapılmadığını bilmiyorum ama yapılmadığı sene içerisinde musibetler oldu, buğdaylar yandı. Büyüklerimiz de bu geleneğin yapılmadığı için musibetlerin meydana geldiğini düşünmüşler. Sonra aralıksız yapılmaya başlandı, bizler de sürdürüyoruz” dedi.

