Çocuğunuzun her yerini, her halini ayrı seviyorsunuz, ama bazen sizi nasıl da çıldırtıyor. Uzmanlara göre anlaşılması gereken; çocuğunuzun neden böyle davrandığı. İşte cevaplar…
Her şey bir gecede değişiyor. Yatağa tapılası, minik bir melek koyuyorsunuz, sabah küçük bir şeytan olarak kalkıyor. Nasılsa uyurken, rahatsızlık verici yeni işler yapmaya karar veriyor ve birkaç dakika içinde sabırlı anne-baba kimliğinizi yok etmeyi başarıyor. Sakin, mutlu anne hallerinde gezinirken, burnunuzdan solumaya başlıyorsunuz.
Pedagoglar, annelerin bunu kişisel algılamaması gerektiğini belirtiyor. Çocuğunuzun benimsediği rahatsız edici bu yeni tavır, sizin anneliğinizden çok onun duygusal gelişim süreciyle bağlantılı.
Anlayacağınız bütün bu yaramazlıkları sizi çıldırtmak için değil, yeni duygularını tanımlamaya ve anlamaya çalıştığı için yapıyor.
Tatmin olmadınız mı? O zaman uzman görüşleriyle hazırladığımız, en rahatsız edici beş farklı çocuk tavrıyla ilgili yazımızı okuyun, seveceğinize eminiz…
Bağımlılık
Bir kereliğine bebeğinizi bir tanıdığınıza bıraktınız. Şimdi odasından her çıkmak istediğinizde bacağınıza yapışıyor ve kendini yerden yere atıyor. Bu durum şaşırtıcı, rahatsız edici ve sizi vicdan azabı çekmeye itiyor.
Neden? Çocuğunuz büyüdükçe, siz olmadan hareket edebilmeye başladığında, aynı zamanda onu bırakabileceğinizi de fark etmeye başlar. Bu durum onda kaygı yaratır. Bağımlılık, her zaman geri geleceğinizi fark ettiği zaman geçecek bir süreç.
Ne yapmalı? Eğer onu bırakmak zorundaysanız, vedalaşmayı olabildiğince kısa tutun. Suçluluk duygusuyla uzun süre yanında kalırsanız, ağlaması şiddetlenecektir. Nasıl olsa siz gittikten kısa bir süre sonra oyuna dalıp nerede olduğunuzu bile umursamayacak!
Yaygara
Yakın zaman kadar her şeyi sizin yapmanızı isterken, şimdi yoğurdunu açtınız ya da kazağını giymesine yardım ettiniz diye kendini yerlere atıyor. Bu tavra dayanabilmek için ermiş sabrı gerekir.
Neden? Çocuklar içlerinde oluşan bu yeni ve yoğun sinir, asabiyet duygusunun şaşkınlığını yaşarlar. Tepkilerinin gücünü fark edemediğinden, kontrolsüz bir şekilde dışa vurur.
Ne yapmalı? Çocuğunuzun yaptığına benzer bir sinir ve bağırma yöntemiyle yardım çağırıyormuş gibi yapın. Onun tepkisini bastırabilecek güçte birinden, kendini kontrol etmeyi öğrenmesine ihtiyacı var. Bu yüzden sakinleşmesine yardım edin.
Tutturma
‘Bisküvi istiyorum! Bisküvi istiyorum! Bisküviii istiyoruummmm!’ Aaahhh! Ne kadar hayır deseniz de veya almayacağınızı belirtseniz de çocuğunuz aynı cümleyi bozuk plak gibi bağırarak tekrarlıyor. Bu durumdan bıkar ve sakinleşmesi için çocuğunuzun istediğini alırsanız, küçük canavar tutturmanın işe yaradığını düşünecek.
Neden? Çocuğunuz bütün seçeneklerin tükendiğini düşünüyor. Bir şeyler istiyor ama ne istediğini, sizi nasıl ikna edeceğini kestiremiyor. Bu tutturuşlarının çoğunda da asıl istediğinin bisküvi değil, sizin ilginiz olduğunu unutmayın.
Ne yapmalı? Söylediklerini duymazdan gelin ve ardındaki endişeyi fark edin. Ona ‘Bu ses tonuyla konuştuğun zaman seni duyamıyorum. Bana ne istediğini güzelce söyle.’ diyebilirsiniz. Sonra yaptığınız işi bırakıp onu dinleyin ve kesin olarak ‘Hayır!’ deyin.
Açlık grevi!
Yalvardınız, yakardınız, tehdit ettiniz ama çocuğuz ağzına bir lokma yemek koymadı. Anlayışınızın sonuna geliyorsunuz ve gerçekten sağlığından endişe ediyorsunuz.
Neden? Bu yöntemle kendi özgürlüğünü kanıtlayacağı bir yol bulmuş olur. Yememesinin büyük bir olaya dönüştüğünün farkında ve bunu kullanıyor. Gerçekten yemek saatleriniz savaşa dönüyor.
Ne yapmalı? Daha az stres yaratarak daha çok yemesini sağlayın. Araştırmalar küçük yaşlarda az yemek yiyenlerin bile sağlıklarını koruyacak kadar besin aldığını gösteriyor. Sağlığını bozacak kadar aç kaldığına inanmanız çok mantıklı değil. Lütfen tatlı yiyeceklerle çocuğunuzu kandırmaya çalışmayın.
‘Hayır! Hayır! Hayır!’
İşte gerçek bir çocuk yetiştirme problemi; karşılıklı muhalefet. Günün sonunda tatlı miniğinizden oyuncaklarını toplamasını rica ediyorsunuz. Oyuncak kutusuna gitmek yerine yüzünüze bakıp hayır diye bağırıyor ve bağırmaya da devam ediyor.
Neden? Sınırlarınızı test ediyor. Bu durum, okul öncesi çocukların ailelerinin koyduğu sınırları yokladıkları bir dönemin sonucunda ortaya çıkar. Ama bu kesinlikle, sizin teslim olmanızı beklediği anlamına gelmez.
Ne yapmalı? Kararlı olmak ve koyduğunuz sınırları korumak sizin göreviniz. Çocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesi gerekir. İpleri elinizden bırakmayın, bunun için size teşekkür edecek. Yani, bir gün…
Sakin kalmak için 6 altın kural
1. Kişisel almayın. Bu sizinle veya anne-babalığınızla ilgili değil, onun duygusal gelişimiyle bağlantılı.
2. Derin bir nefes alın ve bir şey yapmadan veya söylemeden önce sakinleşmeye çalışın.
3. Unutmayın, sadece yaşının getirdiklerini yapıyor. Siz de öyle yapmalısınız!
4. Kibar ama kararlı olun. Çocuğunuz sizi daha az sevmeyecek. Gerçekten!
5. İyi yanlarını düşünün. O an yaptığı kötü davranışa daha mantıklı yaklaşmanıza yardımcı olacaktır.
6. Kendinize tekrar edin: ‘Bu bir süreç, bu bir süreç...’ Çünkü gerçekten öyle!




