.
Askeri Casusluk davasında Türkiye’de ilk kez askeri casusluk suçlamasıyla muvazzaf ve emekli askerler sivil bir mahkemede hakim karşısına çıktı.
Askeri Casusluk ve Şantaj soruşturması kapmasında savcı Fikret Seçen tarafından hazırlanan 250 sayfalık iddianamede 16’sı tutuklu 56 sanık yer alıyor. İddianamede çetenin TSK ve TÜBİTAK’taki kritik noktalarda görevli personellere seks tuzağı kurduğu ve devletin gizli belgelerini elde etmek için tehdit ettiği öne sürülmüştü. Çetenin bu yöntemle YAŞ’taki tayin ve terfileri de etkilediği ve kendi belirledikleri komutanların terfi etmesi için çaba gösterdiği de iddia edilmişti. Çetenin elde ettiği gizli askeri projeleri ve açıklanması yasak devlet sırrı niteliğindeki belgeleri yabancı istihbarat örgütleri ile askeri ihaleler ile ilgilenen şirketlere pazarlamaya çalıştığı ileri sürülen iddianamede örgütün, TSK, TÜBİTAK, Havelsan ve GES komutanlığı gibi devletin en stratejik kurumlarında örgütlenerek ayrı hücre yapılanmalarına gittiği belirtilerek, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri örgüte getiren kişilere ücret ödendiği söylenmişti.
‘Üzüntüden bebeğimi kaybettim’
Duruşma süreci duygusal anlara da sahne oldu. “Askeri casusluk ve şantaj” davasında fuhuş yaptırmakla suçlanan kadın Yüzbaşı Ebru Ercüment,o kadınları tanımadığını söyleyerek soruşturma aşamasında üzüntüden karnındaki bebeğini kaybettiğini anlatmıştı. Yüzbaşı Ercüment kendini “İddianamede mağdur denilen Tümamiral Sinan Ertuğrul, hangi kızla, kaç paraya birlikte olmuş, gelsin anlatsın” diye savunmuştu.
Seks ve şantaj
İddiaya göre Türkiye’nin önemli noktalarında elemanları bulunan casus çetesi, TSK’nın hassas yerlerinde görevli askerleri hedef seçiyordu. Bu kişileri Genelkurmay Elektronik Sistem Komutanlığı’nda (GES) görevli 4 elemanı ile uydu üzerinden takibe alan çete, hedefindeki askerlerin internet yazışmalarını kayıt altına alıyordu. Özellikle cinsel içerikli kayıtlardan faydalanan çete üyeleri daha da ileri giderek bazı muvazzaf askerlere kadın servisi de yapıyordu. Askerler ve hayat kadınları arasındaki cinsel ilişkiler yine çete üyeleri tarafından gizli kameralarla kayıt ediliyordu. İddiaya göre Deniz Harp Okulu’ndan 10 öğrenci de çeteyle işbirliği yapıyordu. Çete tehdit ettiği askerlerden, çok gizli bilgeleri sızdırmasını istiyordu.
‘Gizli denen belgede hepimizin isimleri açık’
Tutuksuz yargılanan sanık yüzbaşı Nilhan Bozkurt da dosyada 5 adet telefon numarasının kendisine ait olduğunun iddia edildiğini ancak bahsedilen numaralardan sadece birinin kendisine ait olduğunu belirmişti. İddianamede bahsedilen örgüte üye olduğunu gösteren tek Bozkurt, “Belgelerin altında ıslak imzam yoktur” dedi. İddianamede örgütün gizliliğe çok önem verdiğinin yazıldığını ancak klasör isimi olarak açık adlarının yazılmasının akla mantığa aykırı olduğunu belirten Bozkurt, “Benim bilgisayarım yok. İş yerindeki bilgisayarımda da kullanıcı adı TC kimlik numaramdır ” dedi.
‘Fuhuş yapıldı denen evde ailemle oturuyorum’
Deniz Harp Okulu’ndaki kız öğrenciler hakkında kişisel verileri kaydettiği iddia edilen Teğmen Selin Topal da duruşmadan okuldan 2010’da mezun olduğunu, bahsedilen verilerin 2009’da hazırlandığını ve bu tarihlerde okulda kendine ait bir bilgisayar olmadığından bu verileri hazırlamasının mümkün olmadığını söyledi. İddianamede örgütün amaçları için kullanıldığı iddia edilen evde üç yıldır ailesiyle oturduğunu söyleyen Topal, “Böyle bir şey mümkün değildir. Tüm komşularımız tanık olarak dinlenebilir ” dedi.
Fiziksel bilgiyi herkes görür mü?
Emekli Albay İbrahim Sezer “Öğrencilerin kişisel bilgileri ev adresleri veya fiziksel özelliklerinin yazılı olduğu belge kimde bulunur?” sorusuna Selin Topal, bu bilgilerin sadece bölük komutanında bulunacağını belirtti. Bunun üzerine Sezer’in “Bu verileri başka bir bölükten başka bir subay görebilir mi? ” sorusu üzerine “Evet görür” dedi. Sezer “Başka bir subay tarafından internet üzerinden fiziksel bilgiler elde edilebilir mi diye sormak istemiştim” dedi. Bunun üzerine Topal böyle bir şeyin mümkün olmadığını belirtti.










