Samet Aybaba, Beşiktaş’ın şampiyon olan takımının iskeletini bilerek ya da bilmeyerek oluşturdu.
Oğuzhan, Olcay ve Gökhan üçlüsüne Biliç; Atiba ve Sosa’yı ekledi. Son adımı da Şenol Güneş; Mario Gomez ve Quaresma’yı monte ederek attı. Bağıra bağıra ben geliyorum diyen şampiyonluk 4 yılda kademe kademe geldi.
Şimdi Devler Ligi zamanı geldi. Gomez gitti, Sosa satıldı, Gökhan kiralandı. Geçtiğimiz sezonun Ocak
ayı transfer döneminde de Ersan ile yollar ayrıldı. Bir anda takımın 11’inden 4 oyuncu eksildi. Doğaldır, eksilebilir. Yerine alınacak oyuncular bu boşluğu doldurabilir. Talisca, Caner, Aboubakar ve
Nasri. Henüz Caner ve Nasri açıklanmadı ama el sıkışıldı. Bu oyuncular yetenekli ve Beşiktaş’a katkısı olur. Fakat ortada olan büyük bir sıkıntı var. O da kiralama modeli. Başkan Fikret Orman; Beşiktaş’ın parasını çarçur etmem diyor. Çok da doğru söylüyor. Fakat saydığımız bu futbolcular önümüzdeki sezon tekrar Beşiktaş’ta oynama garantisi yok. Beşiktaş önümüzdeki sezon sıfırdan tekrar bir takım kurma derdine girecek. Yani bugün kimse geleceğin Beşiktaş’ı kuruluyor diyemiyor.
Bu kiralık oyuncuların yanı sıra Olcay Şahan, Oğuzhan Özyakup, Kerim Frei ve Tolgay Arslan hatta bu sezon gitmek isteyip sonra vazgeçen Atiba’nın da kalacağı garanti değil. Beşiktaş, tüm yapısını sezon sonunda bozacak. Beşiktaş bu sezon şampiyon olsa da artık bir sonraki sezon bu seri devam etmez.
Yepyeni bir takım kurulacak ve bu takımın da nasıl bir mantıkla kurulacağı henüz belli değil. Şampiyonlar Ligi rakipleriniz Benfica, Napoli ve D.Kiev’e baktığınız zaman aranızdaki en büyük fark
başta transfer politikası olarak ortaya çıkıyor. Bu takımlarda yatırımlar, her sezon büyük kupada
oynayabilecek takım kurma üzerine yapılıyor. Ayrıca, şampiyon olmaları ya da 5 veya 6. Sırada
bitirmeleri de önemli değil. Sürekli şampiyonlar Ligi kapasitesinde oynayacak takım kurma derdinde
bu kulüpler. Fakat Beşiktaş veya diğer takımlarımız böyle değil. O sezon hangi kupada mücadele
ediyorsa ona göre takım kuruluyor. Günü kurtarma derdi sürdükçe Avrupa’da büyük başarılar
beklemek mucize. Velev ki olsa da istikrar asla gelmez ki bugüne kadar da gelmedi.
2000 yılında Galatasaray’ın kazandığı UEFA Kupası, 2002 yılında Milli Takım’ın elde ettiği dünya
üçüncülüğü, 2003’te Beşiktaş’ın UEFA Kupası’nda çeyrek final, 2008’de Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynamasının ardından gelen bir tekrarlama göze çarpmıyor. Hatta Fenerbahçe 2008’den sonra bir daha Şampiyonlar Ligi’ne de katılamadı.
Bunlardan hala ders almadan yapılan transfer politikalarına baktığımızda Fikret Orman, gerçekten
transferleri ucuza kapatıyor ama bir geleceğin takımını kurma noktasında transfer yapamıyor olması
sizce doğru mu?

